Kelimeler arşivinde; içinde "dalgı" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde dalgı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu dalgı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında dalgı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DALGINLAŞTIRMAK
LOPLUDALGIÇLAR
DALGINLAŞMAK
DALGINLAŞMA
BUZDALGICI
DALGIÇLIK, DALGINLIK
DALGINCA
DALGIÇ, DALGIN, DALGIR
DALGI
DALGI
Aymazlık.
DALGIÇLIK
Dalgıcın mesleği, balık adamlık.
LOPLUDALGIÇLAR
Kuşlar (Aves) sınıfından, ayakları vücudun iyice geri tarafından çıkan, gagaları bir kılıfla örtülü, kuyrukları körelmiş, kuyruk tüyleri yumuşak olan, hayatları su üstünde geçen türlere sahip bir takım. Lopludalgıçgiller (Podicipedidae) familyası vardır.
DALGINLIK
Dalgın olma durumu. Dalgınca davranış. Derin uyku durumu.
DALGINLAŞMA
Dalgınlaşmak işi.
BUZDALGICI
Kuşlar (Aves) sınıfının, dalgıç kuşları (Gaviiformes) takımının, dalgıç kuşugiller (Gaviidae) familyasından, 95-100 cm kadar uzunlukta, Amerika ve Avrupa'nın kuzeyinde yaşayan bir tür.
DALGINLAŞTIRMAK
Dalgın duruma getirmek.
DALGIN
Çevresinde olup bitenleri fark edemeyecek kadar düşünceye dalan. Kendinden geçmiş bir durumda. Dikkatini belirli bir konu üstünde toplayamayan.
DALGIÇ
Deniz dibine inilebilecek özel donanımla su altında çalışmayı meslek edinen kimse, balık adam, kurbağa adam. Başkasına ait olan bir şeyi habersiz alma huyunda olan kimse.
DALGIR
Hare.
DALGINCA
Dalgın bir biçimde, dalgın olarak.
DALGINLAŞMAK
Dalgın duruma gelmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde DALGI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ZÜHUL
İş çokluğu veya dalgınlık sebebiyle yanılma, geciktirme, ihmal etme.
ELMABAŞ
Tepeli dalgıç.
SÜRÇMEK
Yürürken yanlış adım atıp dengesini yitirmek. Dalgınlıkla yanlış bir iş yapmak, yanılmak.
AŞIK
Aşık kemiği. Aşırma. Bir kimseye veya bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık duyan, vurgun, tutkun kimse. Sevişen bir çiftten kadına oranla genellikle erkeğe verilen ad. Halk ozanı. Dalgın, kalender kimse. "Ahbap, arkadaş" anlamında kullanılan bir seslenme sözü. Yağ çıkarmak için kullanılan ağaç. Kadınların bir süs eşyası. Allah adamı, safderun, bön. Çingene. Âşık. Alıcı ile göstericilerde filmin aralı devinimini sağlayan tırnaklara gerekli devinim biçimini veren, çapraşık bir devinimi sağlayabilecek biçimde yapılmış, özeğinden geçmeyen bir eksene bağlı madenden parça. Saz çalarak şiir okuyan halk ozanı tipi. Çatıyı oluşturan ağaçlardan her biri. (Afşar Gelendost Isparta). Akıntı, cereyan. Türk gölge oyununda ciddi tiplerden biri; saz çalarak şiir okur. Halk ozanlarının ezgicilerine ve öykücülerine verilen ad. (Halk edebiyatı terimi) Saz şâiri. Tutkun, vurgun, sevdalı.
SEHVEN
Dalgınlık veya unutkanlık sonucunda oluşan yanlışlıkla.
SAYIKLAMAK
Uykuda veya bir hastalığın verdiği dalgınlık sırasında anlamsız, tutarsız sözler söylemek. İstediği, özlediği bir şeyden sürekli söz etmek.
AFYONLU
İçinde afyon bulunan. Dalgın, uyuşmuş, uyuşuk (kimse). Afyon yutmuş.
UNUTMAK
Aklında kalmamak, hatırlamamak. Gereken önemi vermemek, üstünde durmamak. Bir şeyi dalgınlıkla bir yerde bırakmak. Bir şeyi yapamaz duruma gelmek. Bağışlamak. Hatırdan, gönülden çıkarmak.
HARE
Bazı nesne, canlı, göz vb.nde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler, meneviş, dalgır. Üzerinde dalgalı çizgiler bulunan kumaş. Yeni yapılmış olan duvarların arasına harçla birlikte doldurulan taş parçaları.
VURGUN
Kolayca ve haksız ele geçen kazanç. Birine veya bir şeye vurulmuş, bağlanmış, sevmiş olan, sevdalı, âşık, meftun. Çok derinlerdeki suyun basıncı dolayısıyla iki akıntı arasında sıkışıp kalma, düzenli hava alıp verememe, birden su yüzüne çıkma vb. durumlarda dalgıcın uğradığı inme veya ölüm. Silahla yaralanmış olan. Sıcak, soğuk, dolu vb. etkilerle ürünlerde görülen zarar.
BUĞULU
Üzerinde buğu bulunan, buğulanmış. Yaşlı, nemli. Süzgün, dalgın bakışlı olan (göz). Dokunaklı, pes (ses).
SARHOŞLUK
Sarhoş olma durumu, esriklik, mestlik, sermestlik, sermesti. Dalgınlık, şaşkınlık.
ALĞUN
Renksiz, cılız, zayıf, hastalıklı, yılgın. Lâğım, su yolu. Dalgın.
DİKKATSİZLİK
Dikkatsiz olma durumu, dalgınlık, savrukluk, özensizlik.
MAHMUR
Sarhoşluğun sebep olduğu sersemlik içinde olan. Süzgün, dalgın bakışlı (göz). Uykudan sonra üzerinde sersemlik, ağırlık bulunan.
AŞĞAL
Gaflet, dalgınlık.
FALCILIK
Falcının yaptığı iş, bakıcılık. Falın daha iyi çıkması için kişinin mücevherlerini kullanmak isteyip, dalgınlıktan yararlanarak çalma işi.
AYMAZLIK
Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı.
DALGA
Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genel olarak rüzgâr, deprem vb.nin etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket. Bir yüzeydeki kıvrım. Geçici sevgili. Arka arkaya gelen kriz vb. olayların her biri. Sıcak, soğuk, moda için belli bir süre etkili olan dönem. Gizli iş, dalavere. Titreşimin bir ortam içinde yayılma hareketi. Geçici aşk ilişkisi. Saçların kıvrım genişliği. Dalgınlık. Esrar, eroin vb. uyuşturucu maddelerin verdiği keyif durumu.
DİKKATSİZ
İşinde dikkatli davranmayan, dalgın, savruk, özensiz.