İçinde DALDIR geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "daldır" olan, toplam 17 tane kelime bulunuyor. İçerisinde daldır bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu daldır ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında daldır olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

DALDIRILABİLMEK

14 harfli kelimeler

DALDIRILABİLME

13 harfli kelimeler

DALDIRIVERMEK, DALDIRABİLMEK

12 harfli kelimeler

DALDIRIVERME, DALDIRABİLME

11 harfli kelimeler

DALDIRILMAK, DALDIRÇIKAR

10 harfli kelimeler

DALDIRILMA, DALDIRTMAK, DALDIRILIŞ

9 harfli kelimeler

DALDIRMAÇ, DALDIRTMA, DALDIRMAK

8 harfli kelimeler

DALDIRMA, DALDIRIŞ

6 harfli kelimeler

DALDIR

Bazı kelimelerin anlamları

DALDIR

İnce sicimden örülmüş şemsiye biçiminde balık ağı.

DALDIRABİLME

Daldırabilmek işi.

DALDIRILMA

Daldırılmak işi.

DALDIRIVERMEK

Ansızın daldırmak.

DALDIRABİLMEK

Daldırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

DALDIRILABİLME

Daldırılabilmek işi.

DALDIRTMA

Daldırtmak işi.

DALDIRILIŞ

Daldırılma işi.

DALDIRIVERME

Daldırıvermek işi.

DALDIRTMAK

Daldırmasını sağlamak.

DALDIRÇIKAR

Balıkların geçeceği dar yerlere konulan bir çeşit balık ağı.

DALDIRILABİLMEK

Daldırılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

DALDIRILMAK

Daldırma işine konu olmak.

DALDIRMAK

Dalma işini yaptırmak, dalmasına sebep olmak. Dalmak.

DALDIRMA

Daldırmak işi. Bir dalı gövdeden ayırmadan toprağa gömerek köklenmesini sağlama yolu. Cam veya seramikten yapılmış bir tür kulplu kap. Bu yolla daldırılan dal.

DALDIRMAÇ

Mürekkep kalemi.

  -   -   -  

Anlamında DALDIR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DALDIR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AVRA

Daldırma. Dara.

ALÜMİNYUMLAMA

Çelik saçları, erimiş alüminyum yunaklarına daldırarak alüminyum ile örtme işlemi.

BANDIRMAK

Banmak. Üzüm salkımlarını, inciri çabuk kuruması ve renginin parlak olması için küllü veya potaslı ılık suya daldırıp çıkarmak.

HAMLA

Küreklerin bir kez suya daldırılıp çıkarılması. Kıçtan birinci oturak. Sandalın bu biçimde aldığı yol.

AĞILA

Gece, kırda yatırılan koyun sürüsünü korumak için yapılan çitle çevrili yer, açık ağıl. Daldırma suretile dikilen bağ çubuğu.

GEDELE

Bağ çubuklarını toprağa daldırarak çoğaltma yolu, çelikleme. Bağ çubukları ile yapılan sepet. Kısa boylu, şişman, göbekli. Küçük küp.

PELTE

Nişasta, şeker ve su karışımının pişirilerek soğutulmasıyla yapılmış olan bir tatlı türü. Koloidal bir katı içine bir sıvının işlemesinden sonra, ya bu sıvıya daldırılan koloidin doğrudan doğruya şişmesiyle veya sıcakta hazırlanan oldukça konsantre çözeltinin soğultularak kıvamlaşmasıyla oluşan esnek madde. Denizanası. Bu kıvamda olan madde.

GALVANOPLASTİ

İçinde herhangi bir maden erimiş bulunan bir sıvıya, istenilen eşyayı daldırıp sıvıdan elektrik akımı geçirmek yoluyla o eşyayı bir maden tabakasıyla kaplama işlemi.

DİKESABAN

Toprağa derin daldırılabilen saban. (Dereköy Uluborlu Isparta).

ÇİNKOLAMA

Elektrikli kaplama uygulanmadan önce, alüminyum yüzeyleri, bir çinko tuzu çözeltisine daldırılarak çinko bırakıntısı ile örtme işlemi.

SU

Hidrojenle oksijenden oluşan, sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız madde, ab. Meyve, sebze vb.nin sıkılmasıyla elde edilen sıvı. Bazı kokulu yaprak veya çiçeklerin imbikten çekilmesiyle elde edilen kokulu sıvı. Kez. Sutaş. Yemeğin sıvı bölümü. Demir araçları ateşte kızdırdıktan sonra, suya daldırılarak sağlanılan sertlik. Bu sıvıdan oluşan kitle, deniz, akarsu.

DALDIRIŞ

Daldırma işi.

DAMMAK

Damlamak. Gelmek: Ahmet tam zamanında damdı. Ekmeği yemeğe batırmak, daldırmak: Yemeği kaşıkla değil dama dama yedik. Akla gelmek, önceden hissetmek, sezmek, ummak. Doğmak. Sezmek: gelbina damdı = kalbine doğdu. Dammak, damlamak. Damlamak, damla damla akmak.

GEDER

Bağ çubuklarını toprağa daldırarak çoğaltma yolu, çelikleme. Merkep. Alın yazısı. Küçük, büyük çuval. Kadar. Kadar (ğedder, geden, gedin, geddin ğetten, gartin şekilleri de vardır).

PARMAK

İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri. Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan. İnç. Eni bu organ kadar olan. Bir işe karışmış olma ilgisi. Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri. Arşının yirmi dörtte biri.

GALVANİZCİ

Madenî parçaların sıcakta daldırma yöntemiyle galvanizlenmesinde kullanılan erimiş çinko banyosunu hazırlamak ve denetlemekle görevli işçi.

KIZDIRMA

Kızdırmak işi. Yüksek vücut ısısı, ateş. Üzüm çubuklarını köklendirmek için yere gömme, daldırma.

HAŞLAMAK

Bir şeyi kaynar suya daldırmak. Kaynar sıvı bir şeyi yakmak. Sertçe paylamak, azarlamak. Suda kaynatarak pişirmek. Bir şeyin üstüne kaynar su dökmek. Dalamak. Don, kırağı bitkilere zarar vermek. Sızı vermek, acı vermek.

ELEKTROT

Bir elektrolitin içine daldırılan, artısına anot, eksisine katot denilen iki iletken çubuktan her biri.

GEDELİ

Bağ çubuklarını toprağa daldırarak çoğaltma yolu, çelikleme.