Kelimeler arşivinde; içinde "ciğer" olan, toplam 18 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ciğer bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ciğer ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ciğer olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KARACİĞERLEŞME
ARNAVUTCİĞERİ
AKCİĞERLİLER
CANCİĞERLİK, GELİNCİĞERİ, KARACİĞERLİ
CİĞERCİLİK, CİĞERDELDİ
CİĞERPARE, KARACİĞER, GARACİĞER
CANCİĞER, ALACİĞER, HOSCİĞER, PAFCİĞER
CİĞERCİ, AKCİĞER
CİĞER
CİĞER
Akciğerlerle karaciğerin ortak adı. Yürek, iç. Hayvanlarda akciğer, yürek ve karaciğerin oluşturduğu takım.
CANCİĞERLİK
Canciğer olma durumu.
PAFCİĞER
Akciğer.
CİĞERDELDİ
Kumaş üzerine küçük delikler açılarak yapılmış olan işleme. Bu delikleri açmakta kullanılan ucu sivri küçük araç.
AKCİĞERLİLER
Karından bacaklı yumuşakçaların tek ciğerle soluk alan bir takımı.
KARACİĞER
Karın boşluğunun sağ üst bölgesinde bulunan, öd salgılayan, şeker depolayan, iri, açık kahverengi organ.
KARACİĞERLİ
Kötü yürekli.
GARACİĞER
Karaciğer.
KARACİĞERLEŞME
Dokuların kıvam ve görünüş olarak karaciğere benzer bir görünüm kazanması, hepatizasyon. Özellikle fibrinli akciğer yangılarının belli dönemlerinde akciğerin makroskobik görünümünü tanımlarken kullanılır.
CANCİĞER
Çok yakın, sıkı fıkı, pek içten (arkadaş).
GELİNCİĞERİ
Gelincik çiçeği.
ALACİĞER
Evin içi: Alaciğerimi görüyor.
CİĞERCİLİK
Ciğercinin yaptığı iş.
HOSCİĞER
Akciğer.
ARNAVUTCİĞERİ
Tavada kızartılarak yapılmış olan ciğer yemeği.
CİĞERPARE
Çok sevilen kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde CİĞER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BUMBAR
Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kalın bağırsağı. Bu bağırsağa ciğer, kıyma, pirinç veya bulgur doldurularak yapılmış olan yemek. Soğuğun girmesini önlemek için kapı ve pencere aralıklarına takılan, içi pamuk dolu, uzun bez kılıf.
HEMOGLOBİN
Alyuvarların yapısında bulunan, dokulardan karbondioksidi akciğerlere, akciğerlerden oksijeni dokulara taşıyan, demir içeren ve kana kırmızı rengini veren protein.
ATARDAMAR
Kalbin sağ karıncığından akciğerlere, sol karıncığından vücudun diğer bölümlerine kan taşıyan damar, şiryan, arter.
DENİZKIZI
Solunumunu hem akciğer hem de solungaçlarıyla yapan, arka üyeleri olmayan, otçul amfibyumlar sınıfından bir hayvan.
GLİKOJEN
Karaciğer ve kaslarda bulunan, hidrolizle şeker veren karbonhidrat.
BOĞUMLANMA
Boğumlanmak işi. Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde engellemeye uğrayarak ses olarak çıkması, telaffuz, artikülasyon.
BRONŞ
Soluk borusunun akciğerlere giden iki kolundan her biri ve bunların dalları.
KÖKSÜ
Ciğer otlarında ve yosunlarda kökü andıran, bitkinin tutunmasına yarayan bölüm.
GÖĞÜS
Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü, sine. Bu bölümün içindeki organlar. Meme. Bu vücut bölümünün ön tarafı, sırt karşıtı.
HİDATİT
Birçok memelinin ve insanın karaciğerinde gelişen ekinokok tenyasının larvası.
BAĞIR
Göğüs. Ciğer, bağırsak vb. vücut boşluklarında bulunan organların ortak adı, ahşa. Ok yayı ve dağda orta bölüm.
CİĞERCİ
Kesilen hayvanların ciğer, baş, ayak, işkembe vb. parçalarını satan kimse, sakatatçı. Ciğer pişirip satan kimse.
KARINCIK
Vücudun çeşitli organları içinde bulunan boşluk. Kalbin alt bölümünde bulunan ve biri sağdaki akciğere kan pompalayan, öbürü soldaki akciğerden vücuda pompalanacak kanı alıp vücuda göndermeye yarayan iki boşluk.
İPLİCİK
Sığırların soluk borularına yerleşen ve ara konakçısız bulaşan, en çok 8 santimetre uzunluğunda akciğer kıl kurdu (Dictyocaulus viviparus).
HIÇKIRIK
Çok yemek yeme veya sinirsel bir nedenle ve istemsiz olarak diyafram kasının kasılmasıyla hava akciğerlere geçerken boğazdan çıkan ve düzgün aralıklarla tekrarlanan ses. Çok ağlandığında çıkan ses.
KALP
Göğüs orta boşluğunda, iki akciğer arasında, vücudun her yanından gelen kirli kanı akciğerlere ve oradan gelen temiz kanı da vücuda dağıtan organ, yürek. Yalancı, kendine güvenilmeyen. Kalp hastalığı. Sevgi, gönül. Bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme. İşe yaramaz, tembel. Düzme, sahte, geçmez (para). Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri. Duygu, his.
KARABAŞ
Çoban köpeği. Kışa dayanıklı sert buğday. Evlenmemiş, evlenmek istemeyen erkek. Rahip. Ballıbabagillerden, çiçekleri mavi veya menekşe renginde başakçıklar durumunda olan güzel kokulu bir bitki (Lavandula stoechas). Bir hücreli özel bir asalağın, hindinin karaciğerine yerleşerek yaptığı, büyük ölçüde ölümlere yol açan kümes hastalığı.
ALVEOL
Torba biçiminde küçük boşluk veya genişlemiş kısım. Akciğerde bronşçukların bittiği bölümde oksijen karbondioksit taşınmasını sağlayan minik kese biçimindeki boşlukların son ucu.
KELEBEK
Pul kanatlılardan, vücudu, kanatları ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türleri olan böceklere verilen genel ad. Biçim olarak bu böceklere benzeyen. Vida, somun vb. nesnelerde kolayca çevrilmeye yarayan bölüm. Geviş getiren hayvanların karaciğerlerinde yerleşip en çok öd yollarını tıkayan bir cins asalak hayvan. Bu hayvanın neden olduğu hastalık.
KULAKÇIK
Kalbin üst bölümünde bulunan, sağdaki ana toplardamarlardan ve soldaki akciğer toplardamarlarından kanı alıp karıncıklara veren iki boşluğun adı.