Kelimeler arşivinde; içinde "cis" olan, toplam 46 tane kelime bulunuyor. İçerisinde cis bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu cis ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında cis olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DUTCHERCİSİMCİĞİ, MALLORYCİSİMCİĞİ
CİSİMLEŞEBİLMEK
GOLGİCİSİMCİĞİ, JOLLYCİSİMCİĞİ, CİSİMLEŞTİRMEK, AMETOCİSİMCİĞİ, CİSİMLEŞEBİLME, CİSİMLENDİRMEK
CİSİMLENDİRME, DEMİRCİSOPRAN, MECİSTOCİRRUS, CİSİMLEŞTİRME, MİKROCİSİMCİK, BARRCİSİMCİĞİ
YALOVAİNCİSİ
CİSİMLENMEK, CİSİMLEŞMEK
CİSİMLENME, DARTINCİSİ, CİSMANİLİK, MİKROCİSİM, CİSİMLEŞME
CİSELEMEK, DEMİRCİSU
GÖKCİSMİ, VELVECİS, ŞİNCİSİZ, SİNCİSÜZ, SİNCİSİZ, CİSİMCİK, CİSLEMEK, CİSCİBİL
İNCİSEL, İNCİSER, TACİSER, CİSMANİ
CİSTİK, CİSKAN, CİSKAL, BERCİS, CİSMEN
CİSSE, CİSİR, CİSİM
CİS
CİS
Badana. Yara. Cin: Is misin cis misin nesin?. Arapça kökenli cins: cins. Cin. İki baskın alelin bir kromozomda, bunların çekiniklerinin de bunun homologunda bulunduğu bağlantı durumu. Moleküllerin stereoizomerlerinde atomların geometrik olarak aynı yönde yerleşmiş bulunmaları. 3.Golgi kompleksinin oluşma yüzü. Atom ya da grupların çift bağ etrafında (ya da halkalı sistemlerde) dönmesinin engellenmesiyle ortaya çıkan bir tür stereoizomer. Bu tür izomerlerin olabilmesi için çift bağ karbonlarının herbirinde iki farklı atom ya da grup bulunmalıdır. Çift bağ karbonlarındaki benzer grupların çift bağ düzleminin aynı tarafında olması hali cis
, farklı tarafında olması hali ise trans
izomeri gösterir.
CİSİMLENDİRME
Cisimlendirmek işi.
CİSİMLEŞEBİLMEK
Cisimleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.
MECİSTOCİRRUS
Trichostrongylidae ailesinde bulunan nematod cinsi.
GOLGİCİSİMCİĞİ
Hücre sitoplazmasında sentez olaylarında görevli, ışık mikroskobunda gümüş boyalarıyla görülebilen, elektron mikroskobunda kesecik, vezikül ve yoğunlaştırıcı vakuoller biçiminde olan, glikoproteinler, mukopolisakkaritler, lipoproteinler, kıkırdak ve bağ dokusu maddeleri, bitki hücrelerinde selülozlu maddelerin üretiminin yapıldığı, ökaryot hücrelerin sitoplazmasında, çekirdeğin yakınında üst üste dizilmiş, zarla kaplı yassı keselerden oluşan hücrenin zarsel organeli, Golgi kompleksi, golgi cihazı. Cis Golgi, orta Golgi ve trans Golgi adlı üç kısımdan oluşur. Lipoproteinlerin ve karbonhidratların üretiminde, proteinlerin paketlenmesinde, akrozom ve orta lamel oluşumunda görev yapar.
DEMİRCİSOPRAN
Bolu ili, Gerede belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
DUTCHERCİSİMCİĞİ
Lenfosit ve plazma hücrelerinin tümörlerinde antikor içeren sitoplazmanın çekirdeğe fıtıklaşması sonucu oluşan çekirdek içi cisimcik.
MALLORYCİSİMCİĞİ
Karaciğer parenkim hücrelerinde oluşan, hiyalin özelliğinde, pembe renkli, oval sitoplazmik inklüzyon cisimciği.
MİKROCİSİMCİK
Bitki ve hayvan hücrelerinde bulunan, tek bir zarla çevrili, küçük, yuvarlak yapılar.
CİSİMLEŞTİRMEK
Cisimleşme işini yaptırmak.
JOLLYCİSİMCİĞİ
Howel cisimciği.
CİSİMLEŞTİRME
Cisimleştirmek işi.
AMETOCİSİMCİĞİ
Akyuvar inklüzyonu.
CİSİMLENDİRMEK
Cisimlenme işini yaptırmak.
BARRCİSİMCİĞİ
Cinsiyet kromatini.
CİSİMLEŞEBİLME
Cisimleşebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde CİS geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
ATMOSFER
Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası, gaz yuvarı. Hava yuvarı. Basınç birimi olarak kullanılan, 15 °C'de deniz yüzeyinde, 76 santimetre uzunluğunda ve tabanı 1 santimetrekare olan cıva sütununun ağırlığı (1 kilogram 33 gram). İçinde yaşanılan ve etkisinde kalınan ortam, hava.
AÇINIM
Açınma işi, inkişaf. Bir cismin yüzeylerinin açılıp bir düzlem üzerine yayılması, inkişaf.
ALFA
Yunan alfabesinin birinci harfi. Kuzey Afrika'da ve İspanya'da yetişen ve kâğıt, ip, halı yapımında kullanılan bir bitki (Stipa tenacissima).
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
AŞINDIRMAK
Aşınmasına yol açmak. Bir yere çok gidip gelmek. Cisimlerin aşınmasına yol açmak.
AY
Birdenbire duyulan acı, ağrı, şaşırma, ürkme veya sevinç anlatan bir söz. Dünya'nın uydusu olan gök cismi, kamer, mah, meh. Yılın on iki bölümünden her biri. Art arda gelen iki yeni ay arasında geçen süre. Bir ayın herhangi bir gününden ertesi ayın aynı gününe kadar geçen veya yaklaşık otuz gün olarak kabul edilen süre.
AĞIL
Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.
AERODİNAMİK
Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim. Gazların hareketini inceleyen bilim dalı. Bu bilim alanlarıyla ilgili olan.
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
ARGÜMAN
Kanıt. Tez, iddia, sav. Bir çıkış kümesinin değişkeni. Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer. Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı.
AYRIKLIK
Ayrıklı olma durumu, ayrı tutma, ayrı tutulma. Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı yakın cinsin kaplamına giren kavramlar arasındaki bağlantı. Elips, daire, parabol, hiperbol vb. bir konik üzerinde hareket eden cismi, odağa veya merkeze birleştiren doğrunun büyük eksen ile yaptığı açı. Önermelerin birbirine bağlanması işleminde ya . ya . ve ya da ile gösterilen ilişki. Kural dışılık. Genel kuraldan ayrılma, derogasyon.
BARBA
İhtiyar Rum meyhanecisi.
AKBALIK
Sazangillerden, eti kılçıklı, yumurtası ile tarama yapılmış olan bir balık (Leuciscus). Akya balığı.
BAĞIL
Görece. Kendine özgü bir kımıldanışı olduğu hâlde başka bir cisme uyarak sürüklenen cismin görünürdeki kımıldanışının niteliği.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
BAHRİYELİ
Deniz Kuvvetlerine bağlı asker. Deniz Harp Okulu öğrencisi.
BAROSKOP
Havanın içinde bulunduğu cisimlerin ağırlığı üzerine yaptığı hafifletici etkiyi gösteren ve havası boşaltılabilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı.
ATÇI
At yetiştiricisi.
ATEŞ
Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Tutuşmuş olan cisim. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Öfke, hırs, hınç. Tehlike, felaket. Coşkunluk. Büyük üzüntü, acı. Patlayıcı silahların atılması.