Kelimeler arşivinde; içinde "bütün" olan, toplam 40 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bütün bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu bütün ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bütün olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BÜTÜNLEŞTİREBİLME
BÜTÜNLEŞTİRİLMEK
BÜTÜNLEŞTİRİLME, BÜTÜNLEŞEBİLMEK, BÜTÜNLENEBİLMEK, BÜTÜNLEYEBİLMEK, BÜTÜNLETEBİLMEK
BÜTÜNLEYEBİLME, BÜTÜNLEŞTİRMEK, BÜTÜNLEŞEBİLME, BÜTÜNLENEBİLME, BÜTÜNLETEBİLME
BÜTÜNLEŞTİRME
BÜTÜNLEYİCİ, BÜTÜNSELLİK, BÜTÜNLETMEK, BÜTÜNLEŞMEK, BÜTÜNCÜLLÜK, BÜTÜNLENMEK, BÜTÜNLEMELİ
BÜTÜNLEYEN, KALBİBÜTÜN, BÜTÜNLETME, BÜTÜNLEŞİK, BÜTÜNLEMEK, BÜTÜNLENME, İÇBÜTÜNLÜK, BÜTÜNLEŞME, BAĞRIBÜTÜN
BAŞIBÜTÜN, BAREBÜTÜN, BÜTÜNLEME
TÜMBÜTÜN, BÜSBÜTÜN, BİSBÜTÜN, BÜTÜNSEL, BÜTÜNLÜK, BÜTÜNLER, BÜTÜNCÜL
BÜTÜN
BÜTÜN
Eksiksiz, tam. Bozuk olmayan (para). Birlik, tamlık. Parçalanmamış. Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi.
BÜTÜNLEŞTİRMEK
Bütün duruma getirmek.
BÜTÜNLEŞTİRME
Bütünleştirmek işi.
BÜTÜNLETEBİLME
Bütünletebilmek işi.
BÜTÜNLEYEBİLMEK
Bütünleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BÜTÜNLENEBİLME
Bütünlenebilmek işi.
BÜTÜNLETEBİLMEK
Bütünletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BÜTÜNLEŞTİRİLME
Bütünleştirilmek işi.
BÜTÜNLEŞEBİLME
Bütünleşebilmek işi.
BÜTÜNLEYİCİ
Çekimi eksikli olan (Fran. aller fiili gibi) fiillerde yer dolduran (je vais, tu vas, il va) kabilinden şekillere denir. Dilimizde olmak fiili bazı zaman şekillerinde imek fiilinin bütünleyicisi olur.
BÜTÜNLEŞTİREBİLME
Bütünleştirebilmek işi.
BÜTÜNLENEBİLMEK
Bütünlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BÜTÜNLEYEBİLME
Bütünleyebilmek işi.
BÜTÜNSELLİK
Bütünsel olma durumu, totallik.
BÜTÜNLEŞEBİLMEK
Bütünleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BÜTÜNLEŞTİRİLMEK
Bütünleşmesi sağlanmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BÜTÜN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AİLECE
Bütün aile ile, ailecek.
ARKEGON
Eğrelti otlarında, bütün kara yosunlarında, bazı su yosunlarında ve açık tohumlularda görülen dişilik organı.
AKIŞMA
Akışmak işi. Bir sıraya gelen ses, hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşarak kulağa hoş ve dile kolay gelen bir bütün oluşturması.
AKTİNOLOJİ
Güneş ışınlarının hem insan hem de bütün canlılar üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı.
ARASAT
Müslüman inanışına göre, kıyamet günü bütün ölülerin dirilip toplanacakları yer.
ANAPARA
İşletilen paranın faiz katılmamış bütünü.
AHİLİK
Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.
ALFABE
Bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü, abece, yazı. Bir işin başlangıcı. Bir dilin harflerini tanıtarak okuma öğrenmeyi sağlayan kitap.
APAYRI
Büsbütün ayrı, bambaşka.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
AKKELEBEK
Hemen bütün meyve ağaçları için tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları kalın, kara damarlı bir kelebek (Aporia crataegi).
AKPAS
Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AMPÜTASYON
Kol, bacak, kulak gibi organların tedavi amacıyla kısmen veya tamamen kesilip çıkartılması. Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma.
AKŞAMLAMAK
Bütün günü bir yerde veya bir işte geçirerek akşama erişmek, akşamı bulmak. Ay dolunay durumundan sonra geç doğmak. Akşamı bir yerde geçirmek.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
ALİZE
Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yıl süresince düzenli esen rüzgâr.
ALTIK
Konusu ile yüklemi aynı olan, biri tümel olumlu, biri tikel olumlu; biri tümel olumsuz, biri tikel olumsuz iki önerme arasındaki bağlantı durumu: "Kimi insanlar fânidir" önermesi "Bütün insanlar fânidir" önermesinin altığı olur.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
ALACALIK
Alaca olma durumu. Renkli ve renksiz kılların bütün vücutta düzenli bir biçimde dağılmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleşmesiyle meydana gelen bir at donu.