Kelimeler arşivinde; içinde "bölün" olan, toplam 18 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bölün bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu bölün ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bölün olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BÖLÜNEMEZLİK, BÖLÜNEBİLMEK
BÖLÜNEBİLME, BÖLÜNMEZLİK, BÖLÜNEMEYEN, BÖLÜNEBİLEN, BÖLÜNEBİLİR
BÖLÜNTÜSÜZ
BÖLÜNTÜLÜ
BÖLÜNMEK, BÖLÜNMEZ
BÖLÜNEN, BÖLÜNÜM, BÖLÜNÜŞ, BÖLÜNTÜ, BÖLÜNME, BÖLÜNGÜ
BÖLÜN
BÖLÜN
Bir gazete veya dergide parça parça çıkan ve her parçası bir öncekinin devamı olan yazı.
BÖLÜNÜŞ
Bölünme işi.
BÖLÜNEBİLEN
kaabil -i taksim, taksimi kaabil olan.
BÖLÜNTÜLÜ
Bölüntüsü olan.
BÖLÜNÜM
Uranyum gibi ağır öğecik çekirdeklerinin kendiliklerinden ya da dıştan gelen ılıncık gibi parçacıkların etkisi ile ikiye bölünmesi.
BÖLÜNTÜSÜZ
Bölüntüsü olmayan.
BÖLÜNEMEZLİK
Bir üretim faktörünün ya da malın belli bir enaz düzeyin altında kullanılmasını engelleyen özellik.
BÖLÜNMEZ
Parçalanamaz, ayrılamaz.
BÖLÜNMEK
Belirli bölümlere, parçalara ayrılmak.
BÖLÜNEMEYEN
gayr-i kaabil-i taksim, taksimi, kaabil olmayan.
BÖLÜNTÜ
Bölünmüş parça. Fraksiyon.
BÖLÜNEBİLİR
Bölünüme uğramaya yatkın çekirdek.
BÖLÜNEBİLME
Bölünebilmek işi. Kalansız bölünür olma durumu.
BÖLÜNEBİLMEK
Bölünme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BÖLÜNMEZLİK
Bölünmez olma durumu.
BÖLÜNEN
Bir bölme işleminde eşit bölümlere ayrılması gereken miktar veya sayı.
Bu bölümde tanımı içerisinde BÖLÜN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CÜZ
Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri. Kur'an'ın bölünmüş olduğu otuz parçadan her biri. Fasikül.
CAMLIK
Camlı çerçeve ile bölünmüş yer. Çiçek, sebze vb. bitkileri dış etkenlerden korumak için yapılmış küçük limonluk, camekân.
AYRIŞMA
Ayrışmak işi. Moleküllerin, türlü etkenlerle geçici olarak daha yalın atom ve moleküllere bölünmesi, inhilal.
AMİTOZ
Amip, akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğalma.
BİREY
Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık, fert. Bir türün kapsamı içine giren somut varlık. Doğa bilgisinde türü oluşturan tek varlıklardan her biri. Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri, fert. İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can, fert.
BÖLEN
Bir bölme işleminde bölünen sayının kaç eşit parçaya ayrıldığını gösteren sayı.
DEKSTRİN
Nişastanın bölünmesinden elde edilen zamklı bir madde (C6 H10 O5).
AYRIŞMAK
Birbirinden ayrılmak, birliği bozulmak. Moleküller, türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalın atom veya moleküllere bölünmek.
BÖLÜNME
Bölünmek işi. Hücrelerin, belli bir büyüklüğe ulaştığında eşit bölümlere ayrılıp çoğalması. Yarışta toplu olarak koşarken birbirinden ayrılma.
BİRLİK
Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.
DİLİMLENMEK
Dilimlere bölünmek veya ayrılmak.
BÖLÜMSEL
Bölünme ile ilgili, kısmi.
BÖLÜTLENME
Döllenmiş yumurtanın blastulayı oluşturuncaya dek art arda bölünmesi.
ATOMCULUK
Evrenin, bölünmez parçaların kümelenmesinden oluştuğunu ileri süren öğreti.
AN
Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika. Zihin. İki tarla arasındaki sınır.
ATOM
Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.
ASKAT
Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğü eşit parçalardan her biri.
DAĞILMAK
Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak. Yavaş yavaş kaybolmak, yok olmak. Karışık duruma gelmek, düzeni bozulmak. Bir topluluğun, kuruluşun varlığı son bulmak, fesholunmak, münfesih olmak. Değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek. Parçalanarak yayılmak, ufalanmak. Birliği, beraberliği bozulmak.
BÖLÜT
Zigotun bölünmesinden sonra oğulcukta ortaya çıkan ve az çok birbirine benzeyen parçaların her biri. Eklem bacaklıların vücudunu oluşturan yan yana dizili parçaların her biri, halka.
BAKTERİ
Toprakta, suda, canlılarda bulunan, çürüme, mayalanma veya hastalıklara yol açan, küresel, silindirimsi, kıvrık biçimli olan, bölünerek çoğalan, klorofilsiz, tek hücreli canlı.