Kelimeler arşivinde; içinde "bilir" olan, toplam 56 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bilir bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu bilir ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bilir olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DEVREDİLEBİLİRLİK, SİNDİRİLEBİLİRLİK, BELİTLENEBİLİRLİK
AÇIKLANABİLİRLİK, UYARLANABİLİRLİK, SERTLEŞEBİLİRLİK, HİPOBİLİRUBİNEMİ, ALGILANABİLİRLİK, UYGULANABİLİRLİK
KAYNAKLANABİLİR, ERİŞİLEBİLİRLİK, HAZMOLABİLİRLİK, EĞİTİLEBİLİRLİK, OTURULABİLİRLİK, ULAŞILABİLİRDİK, ÜRETİLEBİLİRLİK
BÜKÜLEBİLİRLİK, YAŞANABİLİRLİK, İNDİRGENEBİLİR, İŞLENEBİLİRLİK, KARIŞABİLİRLİK, LEHİMLENEBİLİR, AVLANABİLİRLİK, İYİLİKBİLİRLİK, YAPILABİLİRLİK
KADİRBİLİRLİK, ÖDEYEBİLİRLİK, UYARLANABİLİR, AÇIKLANABİLİR, ERİŞEBİLİRLİK, UYUŞABİLİRLİK, ALGILANABİLİR, DEĞERBİLİRLİK
BİLİRKİŞİLİK, EĞİTİLEBİLİR, YAŞLANABİLİR
İYİLİKBİLİR, YENİLEBİLİR, OLABİLİRLİK, BÖLÜNEBİLİR, KARIŞABİLİR, TAŞINABİLİR, İŞLENEBİLİR, ALABİLİRLİK
KİTAPBİLİR, KADİRBİLİR, ÖDENEBİLİR, DEĞERBİLİR, ÇARŞIBİLİR
BİLİRKİŞİ
OLABİLİR, TATBİLİR, HAKBİLİR
ERBİLİR, ÖZBİLİR
BİLİR
BİLİR
"Anlar, sayar, yapar" anlamları ile adlarla birleşerek birleşik sıfat kuran bir söz.
OTURULABİLİRLİK
Bir konutun ya da bir yerleşim yerinin insanların yerleşmesine ve yaşamlarını sürdürmesine elverişli nitelikler taşıması.
UYARLANABİLİRLİK
Tiyatro için hazırlanmış bir metnin ya da bir özetin tiyatro özelliklerini taşıma derecesi.
BELİTLENEBİLİRLİK
Belitlenebilen kuram.
KAYNAKLANABİLİR
Kaynakla tutturulabilme durumunda olan.
HAZMOLABİLİRLİK
Sindirilebilirlik.
AÇIKLANABİLİRLİK
Açıklanabilir olma durumu.
ULAŞILABİLİRDİK
Bir soruşturu ya da görüşmede kendilerinden bilgi alınacak olan yanıtlayıcıların alanda bulunma ya da elde edilme olanağı.
DEVREDİLEBİLİRLİK
Bir hakkın karşılıklı veya karşılıksız olarak başkasına geçirilebilme durumu.
HİPOBİLİRUBİNEMİ
Kanda bilirubinin anormal olarak azalması. Kanda bilirubin düzeyinin anormal derecede azalması.
SERTLEŞEBİLİRLİK
Çeliklerin, hangi derinliğe dek sertleşebildiklerini belirleyen özellik.
EĞİTİLEBİLİRLİK
Bir kimsenin öğretimden, deneylerden yararlanabilme, yeniden karşılaştığı koşullara uyabilmesi durumu.
ERİŞİLEBİLİRLİK
Genel Ağ'da bir sayfanın ulaşılabilir olması. Hedef tüketicilerin pazara sunulan bir mal ya da hizmete, pazarın ulaşım koşullarında erişebilme düzeyi.
UYGULANABİLİRLİK
Yapılabilirlik.
ALGILANABİLİRLİK
Algılanabilir olma durumu.
SİNDİRİLEBİLİRLİK
Gübre miktarının tüketilen yem miktarına bölünmesiyle bulunan, bir yemin veya besin maddesinin tüketildikten sonra vücutta tutulan kısmı, hazmolabilirlik, hazmolma oranı, sindirim derecesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde BİLİR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BİLİRKİŞİLİK
Bilirkişinin yaptığı iş.
DİYAFRAM
Göğüs ve karın boşluklarını birbirinden ayıran ince ve geniş kas. Bir ışık demetinde uçtaki ışıkları tutmak ve optik cihazlarda daha net bir görüntü elde etmek için kullanılan çapı ayarlanabilir ışık geçirmez levha.
AYAKLANMAK
Çocuk yürümeye başlamak. Hasta iyileşip yürüyebilir duruma gelmek. Ayağa kalkıp gitmeye davranmak. Toplu bir biçimde zor ve şiddet kullanarak devlet güçlerine karşı gelmek, başkaldırmak, isyan etmek. Uyanmak, uyanıp kalkmak.
ÇEKTİRME
Çektirmek işi. Arabaların göbek bilyelerini çıkarmak için kullanılan araç. Yaklaşık 30-50 grostonluk yelkenli veya yük taşıyan motorlu büyük kayık. Arabaların değişik bölümlerinde hareketi ve dönüşü sağlamaya yarayan rulmanların yuvalarından çıkarılması işinde kullanılan alet. Çektiri. Sökülebilir elbise, yemek ve salon dolaplarının tablalarını birbirine tutturmak için metal veya plastikten yapılmış bağlantı parçası.
BULUT
Atmosferdeki su damlacıkları ve buz taneciklerinin görülebilir yoğunluk kazanmasıyla oluşan, biçimleri, yükseklikleri ve yol açtıkları hava olaylarıyla birbirinden ayrılan yığın. Keder, endişe. Herhangi bir şeyden oluşan yoğun yığın.
AMAN
Yardım istenildiğini anlatan bir söz. Dikkat çekmek için kullanılan bir söz. Bir suçun bağışlanmasının istendiğini anlatan bir söz. Şaşma anlatan bir söz. Rica anlatan bir söz. Çok beğenmeyi anlatan bir söz: Aman ne güzel şey! Bu anlamda kullanıldığında buna da edatı da getirilebilir. (ama:n) Usanç ve öfke anlatan bir söz.
BİÇİMLENDİRMEK
Bir şeye belirli bir biçim vermek, şekillendirmek. Yazı ve simgeleri bilgisayara elverişli duruma getirmek, formatlamak. Bilgisayarda disket vb.ni kullanılabilir duruma getirmek veya disket vb.ni zararlı ögelerden temizlemek, formatlamak.
AKORDİYON
Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.
BİLMİŞ
Her şeyi bilir geçinen, bilgiçlik taslayan.
BATİSFER
Su üstü araçlarına çelik kablo ile bağlanmış, negatif yüzebilirliği bulunan dalış küresi.
ALİMALLAH
Söylenen bir sözün doğruluğuna inandırmak için "en iyisini Allah bilir" anlamında kullanılan bir söz.
ÇATAL
İki veya daha çok kola ayrılan değnek. Dirgen. Bir tür olta iğnesi. Ucu kollara ayrılmış. İki anlamlı, iki türlü anlaşılabilir. Dallı olan şeylerin her kolu. Yemek yerken kullanılan iki, üç veya dört uzun dişli çoğunlukla metal araç. İki taraflı. Yol, ağaç gibi kollara ayrılan şeylerin ayrılma yeri.
DEĞİŞKEN
Değişme özelliği gösteren, çok değişen, değişebilir, kararsız, değişici, mütehavvil. Geometride, bir koninin odağından çıkan dikeyin konikle kesiştiği noktaya kadar olan parçanın uzunluğu, parametre. Değişik sayı değerleri alabilen nicelik. Bir istatistik bütünün belli başlı niteliklerini daha basit ve kısa olarak gösterme olanağı veren ölçülebilir büyüklük, parametre. Cebirde bir denklemin katsayılarına giren değişken nicelik, parametre.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.
BESİN
Yenilebilir, beslenmeye elverişli her tür madde, azık, gıda. Yaşamak, varlığını sürdürmek için gerekli şey.
ARKEBÜZ
XV. yüzyılda Fransa'da kullanılmaya başlanan, taşınabilir ateşli silah.
BELKİ
Olabilir ki, muhtemel olarak. Olsa olsa, ya . ya ..., ihtimal.
BİÇİM
Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.
ÇADIR
Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ. Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye.
DÖŞEMEK
Bir tabanı, tahta, karo, mermer vb. yapı gereçleriyle kaplamak. Boru, kablo vb. yerleştirmek, çekmek. Bir ev veya dairenin oturulabilir duruma gelmesi için gerekli eşyayı oraya yerleştirmek. Kumaş, halı vb.ni bir yeri iyice örtecek biçimde sermek.