İçinde BECERE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "becere" olan, toplam 3 tane kelime bulunuyor. İçerisinde becere bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu becere ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında becere olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

BECERE

Sarp, taşlık, kayalık (yer).

BECEREBİLMEK

Becerme imkânı veya olasılığı bulunmak.

BECEREBİLME

Becerebilmek işi.

  -   -   -  

Anlamında BECERE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BECERE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BANDİKLEMEK

Beceriksiz, ehliyetsiz kimse bir işi beceremeyerek bozmak: Bir işi yapacağım diye ortaya çıkar, ancak bandikler. Yemeği kıyısından azıcık yemek, tatmak, parmak batırmak, parmakla karıştırmak, artıklamak.

PEÇELLEMEK

Bir işi beceremeyip bozmak.

NAŞI

Bir işin yabancısı olup o işi beceremeyen. Ve nasıl.

LALAK

Çok konuşan, geveze. Aptal. Güzel konuşmayı beceremeyen.

LÖLÜK

Sözcükleri doğru dürüst söyleyemeyen. Konuşmasını beceremeyen, saçma sapan konuşan. Un ve yumurtadan yapılan bir yemek.

LUK

Çelimsiz. Konuşmasını, giyinmesini beceremeyen.

TAMAMLAYABİLMEK

Tamamlama imkânı veya olasılığı bulunmak. Tamamlamayı becerebilmek.

SÖMEN

Dokuma bezlerinin sarıldığı yuvarlak ağaç. Konuşmasını beceremeyen, durgun yaradılışlı kimse. Taranmış yumak biçiminde yün.

ACEMİ

Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.

KURNAZ

Kolay kanmayan, başkalarını kandırmasını ve ufak tefek oyunlarla amacına erişmesini beceren, açıkgöz, hin.

HACIYATMAZ

Yere nasıl bırakılırsa bırakılsın, dibinde bulunan ağırlık sebebiyle dik bir durum alan oyuncak. Güç durumlarda çıkarı için kişiliğinden özveride bulunarak kendini çabucak toparlamayı beceren kimse.

ARGEÇ

Dokumalarda çözgü üzerine enliliğine atılan ip. Davarların açıkta toplu olarak yattıkları yer, düz dağ sırtları. Hafif meyilli yer, bayır. Birinin yapabileceği, becerebileceği iş: Sen elinin argecine karış.

YOYMAK

Yorumlamak, açıklamak. Başka anlam vermek; sözü, davranışı amacı dışında yorumlamak. Eski durumunu yitirmek, bozulmak, çirkinleşmek. Yabanıllaşmak. Yerine uymamak, tutmamak: Dikilen fidanlar yoydu. Tavuk, piliçlerini başından dağıtmak. Kuluçka tavuk, süresi dolmadan kalkmak. Başından savmak. Yazılan yazıyı silmek, bozmak. Bozmak, işe yaramaz duruma getirmek. Değiştirmek. Harcamak, yok etmek. Sivriltmek. Başaramamak, becerememek, eline yüzüne bulaştırmak. Bozmak, kötü kullanmak, eskitmek. Silmek, imha etmek, izale etmek, bozmak.

LÖLÜYH

Sözcükleri doğru dürüst söyleyemeyen. Konuşmasını beceremeyen, saçma sapan konuşan.

PİŞİREBİLMEK

Pişirme imkânı veya olasılığı bulunmak. Pişirmeyi becerebilmek.