İçinde ARTICI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "artıcı" olan, toplam 11 tane kelime bulunuyor. İçerisinde artıcı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu artıcı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında artıcı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

ABARTICILIK

10 harfli kelimeler

ALAPARTICI, TARTICILIK

9 harfli kelimeler

KABARTICI, KARARTICI

8 harfli kelimeler

ABARTICI, OBARTICI

7 harfli kelimeler

TARTICI, ARTICIK, ARTICIL

6 harfli kelimeler

ARTICI

Bazı kelimelerin anlamları

ARTICI

Özdeciklerin artı yükü daha çok olan yerlerine giden ayıraç özdeciği özelliğine ilişkin.

OBARTICI

Bazı dillerde,, bizim küçüklemeli -cik ekimize karşı olarak "alışılandan büyük" fikrini veren yapı eki.

KARARTICI

Dizi dirençlere bağlı çok sayıdaki kanallardan gelen elektrik akımım azaltıp çoğaltabilen aygıt. Bunların çok çeşidi olmakla birlikte, temelde üç türü vardır :. karşı dirençli karartıcı. özdönüştürücü karartıcı. bilgisayarlı karartıcı.

KABARTICI

Kabartma maddesi, kabartma tozu.

ALAPARTICI

Savruk, baştan savma iş yapan.

ARTICIL

Moleküllerin, artı yükü daha çok alan yerlerine giden (özdek).

ARTICIK

Kütlesi eksicikle eş, kıvıl yükü ise artı olan temel tanecik. Eksicik ile eş kütleli, karşıt yüklü temel parçacık.

ABARTICILIK

Abartıcı olma durumu, abartmacılık, mübalağacılık.

ABARTICI

Abartıyı huy edinen (kimse), abartmacı, mübalağacı.

TARTICI

Tartı aletiyle tartan kimse.

TARTICILIK

Tartıcının yaptığı iş.

  -   -   -  

Anlamında ARTICI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ARTICI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BUF

Açık saçık, güldürücü oyun türü. Bu tür oyunların güldürücü sahnelerinde çoğu kez yüz kızartıcı durumlar, davranışlar vardır.

DAMGALAMAK

Bir şeyin üzerine damga ile işaret yapmak, damga vurmak. Bir kimseye, gerçeğe dayanmadan herhangi bir özellik veya nitelik yüklemek. Birine yüz kızartıcı bir suç yüklemek.

FETTAN

Fitneci, karıştırıcı. Gönül ayartıcı, cilveli.

ABARTMACILIK

Abartıcılık.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

ATGIN

Abartıcı, palavracı. Atılgan.

MÜBALAĞACI

Abartıcı.

İRRİTAN

Tahriş edici, uyarıcı, uyartıcı faktör.

EBEŞ

Yaşı ile uygun söz söylemeyen ve her şeyi bilirim diyen. Konuşurken hecelerin hakkını veremeyen, kekeme. Şişman, göbekli insan. Çirkin, koca başlı. Gözlerinin önü kırmızıya çalar, kuyruğu, yelesi kır, sevimsiz kırmızı renkli at, öküz (insan için de kullanılır). Alaca benekli, çilli hayvan. Beş taş oyunu. Kaşı, kirpiği olmayan: Ebesin biriydi. Ayıp, yüz kızartıcı.

ATAĞAN

Öğünen, atıp tutan. Kızak kayılan yerde çocukların kardan yaptıkları yükseklik. Abartıcı, yalancı.

ABARTMACI

Abartıcı.

DAMGALI

Damgası olan, damgalanmış olan. Kendisine yüz kızartıcı bir suç yüklenmiş olan.

AĞIRLAŞMAK

Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.

GIVCI

Önemsiz nedenlerle bağırıp çağıran, yaygaracı. Kışkırtıcı, ayartıcı.

DAMGA

Bir şeyin üzerine bir nişan, bir işaret basmaya yarayan araç. Bir kimsenin adını kötüye çıkaran, yüz kızartıcı durum. Bu araçla basılan nişan, işaret. Bir şeyin kime, hangi çağa ait olduğunu gösteren belirgin iz, işaret, nitelik.

KARA

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak. Kötü, uğursuz, sıkıntılı. Yüz kızartıcı durum, leke. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı. Esmer. Bu renkte olan. İftira.

HAYBATÇILIK

Abartıcılık, yaygaracılık.

MÜBALAĞACILIK

Abartıcılık.

KAPANIK

Kapanmış. Sisli, bulutlu. Kaçınık. İç karartıcı, ruh sıkıcı.

KAPANCI

Kapanın başında bulunan görevli, tartıcı.