Kelimeler arşivinde; içinde "anış" olan, toplam 260 tane kelime bulunuyor. İçerisinde anış bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu anış ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında anış olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TANIŞTIRABİLMEK
BAŞDANIŞMANLIK, KULLANIŞSIZLIK, DANIŞILABİLMEK, DAYANIŞABİLMEK, DAYANIŞMACILIK, SARITANIŞMANLI, TANIŞTIRABİLME
KULLANIŞLILIK, SABIRSIZLANIŞ, DANIŞILABİLME, DAVRANIŞÇILIK, DAYANIŞABİLME, KARŞIDAVRANIŞ, KURBAĞAYANIŞI, TEŞKİLATLANIŞ
HEYECANLANIŞ, KARINCALANIŞ, AÇIKDAVRANIŞ, ANIŞTIRILMAK, ÇOCUKLUYANIŞ, DANIŞABİLMEK, DANIŞMENTLER, KIRANIŞIKLAR, MUSADANIŞMAN, SÜRMELİYANIŞ, TABAKAYANIŞI, TANIŞABİLMEK
BAŞDANIŞMAN, BONCUKLANIŞ, DANIŞMANLIK, DAYANIŞMACI, DAYANIŞMALI, HUYSUZLANIŞ, KULLANIŞSIZ, KUNDAKLANIŞ, NUMARALANIŞ, TANIŞTIRMAK, TARTAKLANIŞ, YALTAKLANIŞ, ANIŞTIRILMA, ANIŞTIRMALI, DANIŞABİLME, KABAKYANIŞI, TANIŞABİLME, TEKRARLANIŞ
ANIŞTIRMAK, DALGALANIŞ, DANIŞILMAK, DAYANIŞMAK, KUCAKLANIŞ, KULLANIŞLI, KURCALANIŞ, KURUMLANIŞ, MERAKLANIŞ, MIRILDANIŞ, NİŞANLANIŞ, PARÇALANIŞ, SABUNLANIŞ, SAKATLANIŞ, SEVDALANIŞ, SINIFLANIŞ, SINIRLANIŞ, SONUÇLANIŞ, SORGULANIŞ, TAMAMLANIŞ, TANIŞIKLIK, TANIŞTIRMA, TANITLANIŞ, TASARLANIŞ, TOPARLANIŞ, TUTUKLANIŞ, YANIŞÖLÇER, YARGILANIŞ, YASAKLANIŞ, YUVARLANIŞ, Devamını Oku »»
ANIŞTIRMA, BUĞULANIŞ, ÇAPALANIŞ, DANIŞIKLI, DANIŞILMA, DAYANIŞIK, DAYANIŞMA, HIRSLANIŞ, İMZALANIŞ, KOVALANIŞ, KURTLANIŞ, KURULANIŞ, KUTULANIŞ, ONAYLANIŞ, SIRALANIŞ, ŞARTLANIŞ, UĞURLANIŞ, UYGULANIŞ, YAKALANIŞ, YAMALANIŞ, YARALANIŞ, AÇIKLANIŞ, AÇIMLANIŞ, AĞIRLANIŞ, ALGILANIŞ, ANIMSANIŞ, AYARLANIŞ, DANIŞIKCI, DANIŞMENT, DAYILANIŞ, Devamını Oku »»
BAĞLANIŞ, BOYLANIŞ, ÇALKANIŞ, ÇULLANIŞ, DAĞLANIŞ, DALLANIŞ, DANIŞMAK, DANIŞMAN, DAVRANIŞ, HAŞLANIŞ, HIZLANIŞ, HORLANIŞ, HOŞLANIŞ, HUYLANIŞ, KAPLANIŞ, KATLANIŞ, KISKANIŞ, KIVRANIŞ, KULLANIŞ, KUTLANIŞ, NALLANIŞ, NAZLANIŞ, NURLANIŞ, PASLANIŞ, SAĞLANIŞ, SAKLANIŞ, SALLANIŞ, SAPLANIŞ, SAPTANIŞ, SIZLANIŞ, Devamını Oku »»
ALDANIŞ, BUDANIŞ, BULANIŞ, DANIŞIK, DANIŞMA, DAYANIŞ, DOLANIŞ, ISLANIŞ, KAPANIŞ, KAZANIŞ, KIVANIŞ, KUŞANIŞ, OYLANIŞ, OYNANIŞ, TANIŞIK, TANIŞIŞ, TANIŞMA, TARANIŞ, YALANIŞ, YARANIŞ, YIKANIŞ, AKYANIŞ, ANIŞMAK, AVLANIŞ, BANIŞÇI, BOŞANIŞ, BOYANIŞ, DADANIŞ, DALANIŞ, DANIŞAN, Devamını Oku »»
İNANIŞ, UTANIŞ, UYANIŞ, UZANIŞ, ABANIŞ, ATANIŞ
DANIŞ, KANIŞ, TANIŞ, YANIŞ, MANIŞ, NANIŞ, SANIŞ
ANIŞ
ANIŞ
Ölen annesinin adını taşıyan çocuğa hitap: Gel buraya anışım. Kovandan peteği kesip almağa mahsus bıçak. Hatırlanan şey.
TANIŞTIRABİLME
Tanıştırabilmek işi.
SABIRSIZLANIŞ
Sabırsızlanma işi.
KURBAĞAYANIŞI
Namazlıklarda görülen bir desen. (Saçıkara İslahiye Gaziantep).
DAYANIŞMACILIK
Bir topluluğun bütün bireyleri arasında bir dayanışma bulunmasını toplu durumda yaşamanın gereklerinden sayan ve bireycilikle ortaklaşacılık arasında yer alan öğreti, solidarizm. İşverenler ile sendikaların birlikte ücretleri piyasa denge ücretinin altında belirledikleri toplu sözleşme sistemi.
BAŞDANIŞMANLIK
Başdanışman olma durumu, başmüşavirlik. Başdanışmanın yaptığı iş, başmüşavirlik.
DAVRANIŞÇILIK
Psikolojinin inceleme konusunun davranış olduğuna inanan, bilincin psikolojinin araştırma alanına girdiğini inkâr eden görüş. İnsan davranışlarını dışsal uyarılar çerçevesinde inceleyen ve sistematik olarak ilk kez 1913 yılında Watson tarafından ortaya atılan psikoloji yaklaşımı. Ruhbilimin inceleme konusunun davranış olduğuna inanan, bilincin ruhbilimin araştırma alanına girdiğini yadsıyan görüş. Ruhsal olayları ergenlerin tepkimelerine indirgeyen, bilincin temel öğesinin uyarı ve tepkime arasındaki ilişki olduğunu, bilinç ile davranışın özdeşliğini savlıyan düşünce akımı. Toplumsal olayları bireylerin dışlaşan davranışlarına bakarak açıklamak isteyen toplumbilim okulu.
TANIŞTIRABİLMEK
Tanıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SARITANIŞMANLI
Osmaniye şehri, Kadirli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
DAYANIŞABİLME
Dayanışabilmek işi.
KULLANIŞLILIK
Kullanışlı olma durumu.
KARŞIDAVRANIŞ
Bir uyarana karşı verilen etkin yanıt ya da gösterilen tepki.
DAYANIŞABİLMEK
Dayanışma imkânı veya olasılığı bulunmak.
DANIŞILABİLMEK
Danışılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KULLANIŞSIZLIK
Kullanışsız olma durumu.
DANIŞILABİLME
Danışılabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ANIŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALEGORİ
Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma. Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu.
AÇIKGÖZLÜLÜK
Açıkgöz olanın durumu. Açıkgöze yakışacak davranış.
AĞIRCANLILIK
Hareketlerin yavaş olması, tembelce davranış biçimi.
AHLAKLILIK
Bir insanın veya bir insan grubunun iyi ve kötü açısından davranış biçimi ve ahlaki düşünüşü. Ahlak kuralları ile uyum içinde olma.
ALÇAKLIK
Alçak olma durumu, denaet, pespayelik. Alçakça davranış, habaset, şenaat.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AHVAL
Durumlar, hâller, vaziyetler. Olaylar. Davranışlar.
AKILSIZLIK
Akılsız olma durumu. Akılsızca yapılmış olan iş veya davranış, budalalık.
AHİRET
Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.
AHLAK
Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, sağtöre. Huylar.
ALÇAK
Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı. Kısa (boy). Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, rezil, hain. Aşağıda olan, yüksek olmayan (yer).
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
ABARTMAK
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.
ACEMİLİK
Acemi olma durumu, toyluk. Acemice davranış, toyluk.
AHLAKSIZLIK
Ahlaksız olma durumu. Ahlak kurallarına uymama, ahlaksızca davranış.
AĞIRBAŞLI
Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.
ABLALIK
Abla olma durumu. Yakın ve koruyucu davranışta bulunma.
ALDATMACA
Aldatmaya dayanan davranış, aldatıcı oyun, dubara.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.