Kelimeler arşivinde; içinde "alkan" olan, toplam 46 tane kelime bulunuyor. İçerisinde alkan bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu alkan ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında alkan olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KALKANBÖCEKLERİ
ÇALKANABİLMEK
ÇALKANABİLME, KARTALKANADI
KALKANSÖĞÜT, KALKANDELEN, KALKANDUVAR, KILIÇKALKAN, ÇALKANTISIZ, BALKANOLOJİ
KALKANDERE, GALKANGAZI, BALKANOLOG, KALKANTEPE, KALKANKALE, KALKANKAYA, ÇALKANTILI
ÇALKANMAK, YALKANDAK, BALKANLAR, KALKANEUS, ÇALKANDİL, SALKANSIZ, BALKANNIK, BALKANLUK, BALKANLIK, ALİKALKAN, KALKANCIK
KALKANLI, YAMALKAN, KOVALKAN, KAVALKAN, KALKANCI, ERKALKAN, ALKANLAR, ALKANASI, ÇALKANTI, ÇALKANMA, ÇALKANIŞ
ERALKAN
GALKAN, DALKAN, ÇALKAN, KALKAN, BALKAN
ALKAN
ALKAN
Doymuş alifatik hidrokarbonların genel adı, parafin.
ÇALKANTISIZ
Çalkantısı olmayan.
KALKANDERE
Rize iline bağlı ilçelerden biri.
KALKANBÖCEKLERİ
Birçok türü, tarım ve orman bitkilerinde asalak yaşayan, kınkanatları kalkanımsı böcekler familyası.
KALKANTEPE
Elâzığ ilinde, Poyraz bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
KALKANDELEN
Van şehri, Çaldıran belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
ÇALKANABİLMEK
Çalkalanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
GALKANGAZI
Kırmızı kanatları olan, uzun bacaklı, eti yenilen, pelikana benzer bir çeşit su kuşu.
BALKANOLOJİ
Balkan uluslarının dili, tarihi ve kültürü ile uğraşan bilim dalı.
KILIÇKALKAN
Kılıç ve kalkan kullanılarak oynanan bir tür halk oyunu.
KALKANSÖĞÜT
Edirne kenti, Lalapaşa ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
ÇALKANABİLME
Çalkanabilmek işi.
KALKANKALE
Kars ilinde, Akyaka ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
KALKANDUVAR
Ev çatısını korumak amacıyla kiremitlerin üstüne örülen basık duvar engel. (Bursa).
KARTALKANADI
Halı, kilim ve palazda görülen bir motif. (Yeşilova Aksaray Niğde).
BALKANOLOG
Balkanoloji uzmanı.
Bu bölümde tanımı içerisinde ALKAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ZAİL
Yok olan, ortadan kalkan. Sürekli olmayan.
ÇİVİ
İki şeyi birbirine tutturmak, bir nesneyi bir yere sabitlemek için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh. Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum.
ÇALKANIŞ
Çalkanma işi.
ÇALKANTI
Deniz ve gölde dalgalanma. Coşku. Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp. Çalkanmış şey. Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum.
PEÇENEK
VIII-XI. yüzyıllar arasında Türkistan'da, Güneydoğu Avrupa ve Balkanlarda yaşamış olan bir Türk kavmi.
KAYGANA
Omlet. Yumurta çalkanarak yapılmış olan bir tatlı türü.
KAPTAN
Gemi yönetimiyle ilgili en yüksek görevli. Kaptan pilot. Takım oyunlarında takımı temsil eden kimse. Balkanlarda çete savaşı yapan milis gücünde çarpışan kimse, efe. Yolcu otobüsü sürücüsü.
PARAFİN
Katran, petrol, neft vb. maddelerden çıkarılan, katı, beyaz, yarı saydam, buharı parlak bir alevle yanan, kimyasal etkenlere karşı ilgisiz, katı hidrokarbon, alkan.
KALKANCIK
Tohum içerisinde oğulcuğu besi dokuya bağlayan, onu besin deposundan ayıran ve besin maddelerini emerek oğulcuğa veren zar gibi ince ve kalkan şeklinde bir parça.
KARIŞIK
Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş. Düzensiz, dağınık, intizamsız. Dolu. Karışmış. Saf olmayan. Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan. Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan. Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık.
PARPA
Kalkan balığının yavrusu.
KIMIL
Yarım kanatlılardan, sap, çiçek, yaprak ve başakları emerek veya yiyerek ekin hastalığına yol açan, vücudu kalkana benzeyen zararlı bir böcek (Aelia rostrata).
YAT
Kalkan, zırh vb. korunma aracı. Özel gezinti gemisi.
HAVACIVA
Sığırdiligillerden, Akdeniz bölgesinde yetişen ve köklerinden kırmızı boya elde edilen, çok yıllık otsu bir bitki (Alkanna tinctoria).
DAMPER
Bir şasinin üzerine takılmış, inip kalkan kasası olan, kendinden hareketli, yükü boşaltan düzen.
OĞUZCA
Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan, Gagavuz Yeri ile Balkanlar, Kırım ve İran'ın bazı bölgelerinde kullanılan Türkçeyi içine alan Türk dili grubunun ortak adı. Bu Türkçeyle yazılmış olan.
KAYNAMAK
Bir sıvı, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdamak. Mide ekşimek. Kırık, çatlak kemik veya metal parçalar eski durumunu almak, birbirine yapışmak. Yerden çıkmak. Mayalı bir şey kabarıp köpürmek. Çok miktarda bulunmak. Yiyecek, içecek pişmek, haşlanmak. Arada kaybolmak. Gerektiği gibi yapılamamak. Gizli bir iş çevirmek, için için hazırlanmak. Bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olmak. Artmak, çoğalmak, yoğunlaşmak. Coşmak, heyecanlanmak. Çalkantı durumunda olmak, dalgalanmak. Yara kapanmak, iyileşmek.
MANAV
Meyve ve sebze satan yer. Yerli halk. Balkanlardan göç etmiş, genel olarak Marmara bölgesinde yaşayan bir topluluk. Meyve ve sebze satan kimse.
KALKAN
Ok, kılıç vb.nden korunmak için savaşçıların kullandığı korunmalık. Toplum olaylarında güvenlik görevlilerinin çeşitli saldırı araçlarından kendilerini ve başkalarını korumak için kullandıkları, özel olarak yapılmış korumalık. Koruyucu. Yan yüzergillerden, büyük, yassı, derisi düğme veya çivi denilen birtakım sivri kemiklerle örtülü, beyaz etli balık, kalkan balığı (Scophtalmus maximus).
ÇALKANMA
Çalkanmak işi.