Sonu ZAHİRE ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "zahire" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu zahire ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında zahire olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde zahire olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ZAHİRE

Gerektiğinde kullanılmak için saklanan tahıl, aşlık.

  -   -   -  

Anlamında ZAHİRE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ZAHİRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KOÇU

Süslü bir tür gezme arabası. Direkler üzerine, yüksekte kurulmuş zahire ambarı.

ALAFTAR

Her çeşit hububat satıcısı, zahireci.

ZAHIRA

Arapça kökenli zahire Kışlık bulgur, un türü yiyecek.

GAYILI

Çok, yığılı: Geçen sene gayılı zahramız (zahiremiz) varıdı.

GÖRÜNÜŞTE

Dıştan göründüğüne göre, görünene inanmak gerekirse, görünene bakılırsa, zahiren.

GAŞIK

Kaşık. Değirmenlerde sepet adı verilen depodan dökülen zahireyi devamlı ve düzenli olarak değirmen taşlarının arasına aktararak öğütülmesini sağlayan araç. (Yeşilköy Gelendost Isparta).

UĞ

Ey, buyrun, efendim. Turluk adı verilen çadırın iskeletini oluşturan ağaçlardan herbiri. (Tahtacı Burhaniye Balıkesir). Yayla evinin yan iskelet ağaçları. (Kızılca Bor Niğde). Direk. Çakşır, şalvar. Zahire ambarı, kiler.

ZARHA

Zahire, tahıl.

ALLAF

Zahireci, aşlıkçı: Allaftan un aldık.

ZEHRE

Yemeklik tahıl. Arapça kökenli zehrâ: Zehra. Zahire.

ZARHİ

Zahire, tahıl.

SAYAT

1.Evaltı, meyve ve benzerleri kurutulan yer. 2.Avlu. Evlerde zahire kurutulan üstü kapalı önü açık güneşe karşı yer, sofa.

ALAFDAR

Her çeşit hububat satıcısı, zahireci. Arapça kökenli + Far. alef-dâr: hayvan yemi taciri.

SARPIN

Tahıl kuyusu, zahire ambarı, silo. Ekmeği koymaya yarayan dört gözlü sandık.

ZAHRA

Yemeklik tahıl. Hayvanlara verilen yem (ot, arpa, saman vb.). Hallaç yayında, kirişin altındaki koruyucu deri. Buğday, arpa ve benzerleri tahıl. Saman. Arapça kökenli zahire: Zahire. Tahıl, tahıl cinsinden hayvan yemi. Zahire.

BELLE

Güneşte zahire kurutmak için çamurla sıvanmış, kenarlı geniş yer.

HERGİL

Uzun boğazlı, kulplu, yemek pişirilen, bir çeşit bakır kap. Erzak ambarı. Ambar; zahire yığılan depo.

AŞIT

Siper, kuytu yer. Aşılacak yer. Dağ geçidi. Sırt ve bayırların geri tarafı, görünmiyen yüzeyi. Uzak, gözün göremediği yer: Buradan aşıt yere gitme. Dağ ve tepelerin üzerinden arka kısma aşılacak yer. Zahire koymak için, ev içinde yere kazılan ya da duvara yapılan kuyu. Yatak ve yorgan konan ambarların bölmesi. Gizli: Benden aşıt iş yapma. Çevik, cesur, işgüzar. Çığ. Geçit: Aşıdı aşdı getdi. Ateş. Van kenti, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

SERENDE

Meyve, sebze, tarhana ve benzerleri kurutmaya yarayan genişçe, üstü açık balkon. Evlerin dışındaki zahire ambarı.

AYTMAK

Türkü söylemek, teganni etmek. Alıp götürmek: Şu zahireyi değirmene aytacağım.