Kelimeler arşivi içinde; sonunda "yorgu" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu yorgu ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında yorgu olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde yorgu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YORGU
YORGU
Sıcak, durgun hava. Yorum. Usanç.
Bu bölümde tanımı içerisinde YORGU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BIKMAK
Tekrarlanması, sürüp gitmesi yüzünden bir şeyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek, usanmak. Dayanamaz duruma gelmek.
DİNGİN
Sakin, durgun. Gücü tükenmiş, yorgun, mecalsiz. Hareket etmeyen, kımıldamayan.
APIŞIK
Yorgun, güçsüz. Şaşkın. Kuyruğunu apış arasına alarak yılgın yılgın giden (hayvan).
ÇATLAMAK
Parçaları ayrılıp dağılmayacak bir biçimde yarılmak. Ses pürüzlü, bozuk çıkmak. Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan, ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek. Sıkıntı, sevinç, yalnızlık, heyecan, sabırsızlık, kıskançlık vb. ruhsal durumları aşırı derecede duymak. Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak.
APIŞMAK
Hayvan yorgunluktan bacaklarını birbirinden ayırarak çöküvermek. Ne yapacağını kestirememek, şaşırmak. Oturmak, bacakları ayırarak çömelmek.
HALKA
Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember. Değerli metallerden yapılmış olan çember biçimindeki süs eşyası. Çember biçiminde olan. Çember biçiminde çeşitli nesnelerden yapılmış tutturma aracı. Yerden yüksekliği ayarlanabilen aralıklara asılı iki halatın uçlarına takılan 18 santimetre çapında, 28 milimetre kalınlığında tahta veya deri kaplı iki demir halkadan oluşan asılma araçlarından her biri. Bir tür ufak, yağlı ve tuzlu simit. Su gibi sıvıların içine katı bir nesnenin düşmesiyle oluşan, gittikçe büyüyerek açılan çembere benzeyen biçim. Uykusuzluk, yorgunluk, üzüntü vb. sebeplerle göz altında beliren koyuluk. Çember biçiminde dizilmiş topluluk.
BİTKİN
Gücü tükenmiş olan, çok yorgun, argın, aygın, dermansız.
KIRGINLIK
Kırgın olma durumu. Vücutta duyulan ağrı, yorgunluk, rahatsızlık, kırıklık.
BİTAP
Yorgun.
GECECİ
Çalışma sırası geceye rastlayan görevli. Gündüz erken saatlerde kendini yorgun, çalışmaktan bitkin hisseden kimse.
HARAP
Bayındırlığı kalmamış, yıkılacak duruma gelmiş, yıkkın, viran. Çok sarhoş. Bitkin, yorgun, perişan.
BİTİK
Yorgunluk veya hastalıktan gücü kalmamış. Kötü, fena. Yapışık, dolaşık, ekli.
DİNLENMEK
Güç kazanmak için çalışmaya ara vermek, yorgunluğunu gidermek, soluklanmak, istirahat etmek. Dinleme işine konu olmak. Bazı yiyecek ve içecekleri, tadını arttırma, kolay pişmesini sağlama vb. sebeplerle bir süre bekletmek. Önemsenmek, öğüdü yerine getirilmek.
ESNEMEK
Uykulu, sıkıntılı veya yorgunluk duyulan bir anda ağzı genişçe açarak soluk alıp vermek. Bir cisim bir etki ile biçim değiştirmek. Bollaşıp genişlemek.
IHLAMAK
Hastalıktan veya yorgunluktan inler gibi "ıh" sesi çıkarmak.
KESİKLİK
Kesik olma durumu. Ansızın duyulan hâlsizlik, kırıklık, yorgunluk.
BAYILMAK
Baygın duruma girmek, uyur gibi olmak, kendinden geçmek, kendini kaybetmek. Vermek, ödemek. Sıcak, açlık, susuzluk, yorgunluk vb. etkenlerle dayanma gücünü yitirmek. Çok hoşlanmak, çok sevmek.
GRİP
Yorgunluk, kırıklık, kas ağrıları, ateş vb. belirtileri olan, bulaşıcı, salgın hastalık, paçavra hastalığı, enflüanza.
BEZGİNLİK
Bezgin olma durumu, usanç, yorgunluk.
DÖKÜLMEK
Dökme işi yapılmak ya da dökme işine konu olmak. Düşmek. Salınmak, serbest bırakılmak. Çok yorgun, hasta olmak. Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak. Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek. Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek. Kumaş dökümlü olmak. Akarsular, göl veya denize akmak. Çıkmak, ortaya konulmak. Kaplamak, yayılmak.