Kelimeler arşivi içinde; başında "yetme" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. yetme ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yetme ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yetme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YETMEZLENMEK
YETMESİZLİK, YETMEZLENME
YETMEZLİK
YETMENTİ
YETMEK
YETME
YETME
Yetmek işi.
YETMEK
Bir gereksinimi karşılayacak, giderecek nicelikte olmak. Olgunlaşmak. Kötü bir davranış, durum, tutum yeterli olmak, kâfi gelmek. Bir yaşa erişmek, ulaşmak. Başkasına gereksinim duymamak, kendine yeter olmak. Yeterli sebep olmak.
YETMENTİ
Eski, küçük minder.
YETMEZLENMEK
Yeterli bulmamak.
YETMEZLİK
Yetmeme durumu. Kendisinden beklenen işlevi yerine getirememe. Eksiklik, noksanlık.
YETMEZLENME
Yetmezlenmek işi.
YETMESİZLİK
Doymazlık.
Bu bölümde tanımı içerisinde YETME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABANDIRABİLMEK
Abandırmaya gücü yetmek.
ACİZ
Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.
GİZEMCİLİK
Aklın yetmediği alanlarda ve özellikle Tanrı kavramında, gerçeğe gönül yoluyla veya bir irade zorlayışıyla ulaşılabileceğini kabul eden felsefe ve din öğretisi, mistisizm, mistiklik.
ÇIKIŞMAK
Bir kimseye hoşa gitmeyen bir davranışından dolayı sert sözler söylemek, azarlamak. Yeter olmak, yetmek.
KIT
İhtiyaca yetmeyecek kadar az, bol karşıtı. Az, yetersiz (duygu, söz vb.).
ERGEN
Döl verebilecek duruma gelmiş olan, erin, yeni yetme, akil baliğ, baliğ. Henüz evlenmemiş, bekâr.
ERGENLİK
Cinsel organların fizyolojik gelişmesiyle başlayan, büluğa ermişlikle yetişkinlik arasındaki dönem, yeni yetmelik, ergenlik çağı. Çocukluk çağından yetişkinlik çağına geçen kimselerin yüzünde çıkan sivilceler.
SÜRMEK
Yönetip yürütmek, sevk etmek. Devam etmek. Zaman geçmek. Oturduğu, bulunduğu yerden, ülkeden ceza olarak başka bir yer ya da ülkeye göndermek, nefyetmek. Herhangi bir durum içinde bulunmak. Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak, dökmek, serpmek. Bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek. Zaman almak. Olmaya devam etmek. Önüne katıp götürmek. Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak. Pulluk veya sabanla toprağı işlemek. Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak. Dokundurmak, değdirmek. Uzatmak, ileri doğru itmek. Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak.
AİDS
Kazanılmış bağışıklık yetmezlik sendromu.
YETİŞTİRMEK
Birini, bir şeyi gitmekte veya gitmek üzere olan bir kimse veya şeye ulaştırmak, ulaşmasını sağlamak. Aceleyle ulaştırmak. İletmek, duyurmak. Sağlayıp vermek. Vaktinde hazır olmasını sağlamak, tamamlamak, bitirmek. Yetmesini sağlamak. Birini gerekli bir iş için tam zamanında bir yere götürmek. Söylenmemesi gereken bir şeyi birine hemen söylemek. Üretmek, büyütmek, geliştirmek. Çocuğun gelişip büyümesine özen göstermek. Eğitim, öğrenim sağlamak.
YETİŞMEK
Ulaşmak, ermek, varmak, vasıl olmak. Vaktinde tamam olmak, bitmek, hazırlanmak, hazır olmak. Üremek, büyümek, olmak. Vakit bulmak, yapabilmek. Vaktinde varmak, vaktinde bulunmak. Yardım etmek, yardımına koşmak. Yetmek, yeter olmak, kâfi gelmek. Bir işe başlamış olanlara veya gidenlere sonradan katılmak. Bir zamanda yaşamış olmak, bir zamanı veya kimseyi görmüş olmak. Değmek, uzanıp dokunabilmek. Ortaya çıkmak. Eğitim görmüş olmak, öğrenmek, gelişmek. İş görebilecek yaşa gelmek, büyümek.
ZAVALLI
Acınacak kadar kötü durumda bulunan. Gücü bir şeye yetmeyen, âciz.
KITLIK
Kıt olma durumu, ihtiyaca yetmeyecek kadar azlık, az ve zor bulunma. Kuraklık, savaş vb. nedenlerle ürünün yetişmemesi ve bundan doğan açlık. Duygu, söz vb.nde azlık. Yiyecek maddelerinde görülen darlık.
NEFYETME
Nefyetmek işi.
TAYYETME
Tayyetmek işi.
KİFAYET
Yeterli miktarda olma, yetme, kâfi gelme. Bir işi yapabilecek yetenekte olma, yeterlik.
GİTMEK
Bir yere doğru yönelmek. Yeter olmak, yetmek, yetişmek. Herhangi bir durumda olmak. Ölmek. Bir yerden veya bir işten ayrılmak. Dayanmak. Değerlendirmek, saymak, karşılamak. Çıkmak, ulaşmak. Götürülmek, gönderilmek. Makine, işlemek, çalışmak. Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak. Sürmek, devam etmek. Geçmek. Yürümek, yol almak. Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak. Yakışmak, yaraşmak. Satılmak. Yapmak. Başvurmak, yapmak. Bir şey zarar görmüş olmak. Tüketilmek, harcanmak. Yok olmak, elden çıkmak.
ALADORLAK
Yeni yetme.
ELVERMEK
Yetmek, yetecek kadar olmak. Uygun gelmek.
ALAFASARAK
Yeni yetme.