Kelimeler arşivi içinde; başında "yakma" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. yakma ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yakma ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yakma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YAKMALIK
YAKMACA
YAKMAÇ, YAKMAK
YAKMA
YAKMA
Yakmak işi.
YAKMALIK
Yakmaya ayrılmış yakacak. Ölülerin yakıldığı yer, krematoryum.
YAKMAK
Kına, yakı vb.ni koymak, sürmek. Yanmasını sağlamak veya yanmasına yol açmak, tutuşturmak. Tedavi etmek amacıyla doku, damar vb. dağlamak. Güçlü sevgi uyandırmak. Kurutmak, zarar vermek. Çok sıcak olmak. Keskin, sert ve ısırıcı bir duyum vermek. Çok üşütmek. Karartmak. Işık vermesini sağlamak. Ateşle yok etmek. Silahla vurmak. Yıkıma, zarara yol açmak, büyük bir zarara uğratmak, mahvetmek. Yanıyormuş gibi bir etki yapmak. Zamanında kullanılmadığından hükmünü yitirmek. Isı etkisiyle zarar vermek. Türkü, ağıt vb. düzenlemek, bestelemek.
YAKMAÇ
Sıvı yakıtı kolayca yanabilecek taneciklere ayırarak püskürten araç, brülör.
YAKMACA
Şarbon hastalığı, karaçıban.
Bu bölümde tanımı içerisinde YAKMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KAVRAK
Ateş yakmak için kullanılan kuru yaprak, ince dal.
MEŞALECİ
Ortalığı aydınlatmak için çıra vb. yakmakla görevli kimse.
SICAK
Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı. Sıcak yer. Isısı yüksek olan, çok ısınmış. Havadaki yüksek ısı. Dostça olan, sevgi dolu. Hamam.
BENZİNLEMEK
Benzin dökerek yakmak. Bir nesneyi benzine bulamak.
KREMATORYUM
Yakmalık.
UYANDIRMAK
Uyanmasına yol açmak. Aklını başına toplamasını sağlamak, gözünü açmak. Herhangi bir sebeple dernekteki üyeliğin dondurulmasından vazgeçerek çalışmalara katılmasına izin vermek. Çıra, lamba, soba vb. ışık veren şeyleri yakmak, tutuşturmak. Üstü küllenmiş ateşi yeniden canlandırmak.
ATEŞLEMEK
Tutuşturmak, yakmak. Top, tüfek vb. patlayıcı maddeleri patlatmak. Kışkırtmak, kızıştırmak. Coşturmak.
DAĞLAMAK
Kızgın bir demirle hayvan derisine damga vurmak. Acısı yüreğine işlemek. Çok sıcak, soğuk veya acı bir şey yakmak. Akan kanı dindirmek veya hasta bölümleri ortadan kaldırmak için vücudun bir yerini kızdırılmış bir metal araçla yakmak.
AÇMA
Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
ALAZLAMAK
Bir şeyin yüzünü alevden geçirmek, aleve tutmak. Sızlatmak, yakmak, acı vermek.
KUNDAKLAMAK
Bebeği kundağa sarmak. Bir yeri kundakla yakmak. Ara bozmak, aldatmak. Tüfek namlusunu kundağa bağlamak. Saçları yemeninin içine toplayarak bağlamak.
KAVURMAK
Bir şeyi bir kabın içinde kendisinden başka bir malzeme koymadan pişirmek. Çok üzmek, yakmak, mahvetmek. Rüzgâr, soğuk, sıcak vb. kurutmak, yakmak.
DÖKMEK
Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.
PİŞİRMEK
Bir besin maddesini gerektiği kadar ısıda tutarak yenebilecek veya içilebilecek bir duruma getirmek. Olgunlaştırmak. Çalışarak öğrenmek. Bunaltacak kadar ısıtmak, yakmak. Isı etkisiyle belirli bir kullanıma elverişli duruma getirmek.
GÖYMEK
Yakmak.
TÜRKÜLEMEK
Türküsünü söylemek, türkü yakmak.
BRÜLÖR
Yakmaç.
KES
Genellikle yakmak için kullanılan iri saman. Ayak bileklerini de içine alan kapalı jimnastik ayakkabısı.
HAŞLAMAK
Bir şeyi kaynar suya daldırmak. Kaynar sıvı bir şeyi yakmak. Sertçe paylamak, azarlamak. Suda kaynatarak pişirmek. Bir şeyin üstüne kaynar su dökmek. Dalamak. Don, kırağı bitkilere zarar vermek. Sızı vermek, acı vermek.
OCAK
Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer. Bahçelerde veya bostanlarda her tür meyve ve sebze tohumu veya fidesinin dikimi için ayrılmış toprak çukuru. Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer. Şömine. Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet. Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer. Ev, aile, soy. Yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri. Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer. Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile. Yılın birinci ayı, kânunusani.