Sonu VEREB ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "vereb" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu vereb ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında vereb olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde vereb olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

VEREB

Eğim. Dolambaçlı.

  -   -   -  

Anlamında VEREB bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde VEREB geçen kelimeler listesi verilmiştir.

TİTRASYON

Çözelti içindeki bir maddenin derişimini bulmak için, onunla tepkime verebilen derişimi bilinen bir çözeltiden belirli hacimlerde ekleyip, tepkimenin bitim noktasını çözeltinin bazı özelliklerindeki (renk degişimi, çökme, iletkenlik v.b) değişimi gözleyerek gerçekleştirilen bir analiz yöntemi. Bir solüsyonun belli bir ölçüye göre ayarlanması. Konsantrasyonu bilinen bir çözeltiyle bilinmeyen bir çözeltinin eşdeğerlik noktasına kadar karışımını sağlayarak harcanan standart çözelti miktarından konsantrasyonu bilinmeyen çözeltinin konsantrasyonunun bulunması yöntemi. Belirli bir miktar örnekteki etkenin sayısını belirlemek için gerçekleştirilen deney.

TIPKILIK

Bir ses okuma dizgesinin yinelenim duyarlığının ölçüsü. (12.000 Hz'e kadarki yinelenimleri bozulmaya uğratmadan verebilen ses okuma dizgeleri bu nitelikte sayılır).

YAŞANAK

Özellikle erken veya yeni doğmuş bebeklerin, zarar verebilecek dış etkenlerden korunması amacıyla içine yerleştirildiği, belirli sıcaklığın ve nemin özel olarak oluşturulduğu araç, kuvöz.

TUNE

Bir çalgının doğru ses verebilmesi için yapılan ayar, düzen.

PEDOGENEZİS

Larva ve pupa gibi gençlerin döl verebilme yeteneği.

ERGEN

Döl verebilecek duruma gelmiş olan, erin, yeni yetme, akil baliğ, baliğ. Henüz evlenmemiş, bekâr.

HALOJEN

Madenlerle birleştiğinde tuz verebilen flor, klor, brom ve iyot elementleri.

IŞILDAR

Kendi kendine ışık verebilen nitelikte (özdek). Işıldama özelliği taşıyan (özdek). Parlak, göz alıcı, ışıldayan.

ERGENLEŞMEK

Döl verebilecek erişkin duruma gelmiş olmak, erinleşmek, akil baliğ olmak, büluğa ermek. Rüşdünü ispat etme yaşına gelmiş olmak, erinleşmek, akil baliğ olmak, büluğa ermek.

TUNNİNG

Bir çalgının doğru sesleri verebilmesi için ayarlanması.

İKİZANLAM

(Söz sanatı terimi) Bir ifadenin, kuruluşundan veya içinde iki anlama gelen kelime bulunmasından dolayı iki fikir verebilmesi hali. (İKİZANLAMLI, Amphibologique).

AMPUL

İçinde, elektrik akımı ile akkor durumuna gelerek ışık verebilen bir iletkeni bulunan, havası boşaltılmış cam şişe. İçinde sıvı durumda ilaç bulunan, kapalı cam tüp.

CANLANDIRMA

Canlandırmak işi. Solunumu ve kalbi durmuş olan hastaya yaşama döndürülmesi için yapılmış olan işlemler bütünü. Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapma, animasyon. Geçmiş bir olayın gelişmesini ve sonucunu aynı biçimde yansıtarak sunma. Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sırasında hareket duygusu verebilecek bir biçimde düzenleme ve filme aktarma işi, animasyon. Kişileştirme.

FOLAS

Yassı solungaçlılar (Lamellibranchiata) sınıfından, beyaz kabuklu, kumlu ve kireçli taşlarda oyuklar açan, ışık saçabilen bir yumuşakça cinsi. (Pholas) Yassı solungaçlılar (Lamellibranchiata) sınıfından bir yumuşakça cinsi. Kabuğu ak renklidir. Kumlu ve kireçli taşlarda oyuklar açar. Işık verebilir.

ORG

Klavyeli büyük ve küçük borulardan yapılmış, körüklerden elde edilen havanın bu borulardan geçmesiyle değişik ses tonları verebilen, genellikle kilise çalgısı, erganun.

PARTENOGENEZİS

Erkek olmadan dişinin döl verebilme yeteneği. Schistosoma'lar, birkaç Digenea türü, Monogenea'lar, Strongyloides stercoralis, kimi Haemaphysalis türlerinde olduğu gibi fertilizasyon olmaksızın haploit veya diploit karakterde yumurta üretimi.

VEREBİLME

Verebilmek işi.

AĞAÇ

Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.