VEREB ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "vereb" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. vereb ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu vereb ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde vereb olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

VEREB

Eğim. Dolambaçlı.

VEREBİLME

Verebilmek işi.

VEREBİNE

Çapraz, verev olarak. Verev olarak, verevine, çapraz.

VEREBİMEK

Göndermek, irsâl etmek.

VEREBİLMEK

Verme imkânı veya olasılığı bulunmak.

  -   -   -  

Anlamında VEREB bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde VEREB geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ERGEN

Döl verebilecek duruma gelmiş olan, erin, yeni yetme, akil baliğ, baliğ. Henüz evlenmemiş, bekâr.

TIPKILIK

Bir ses okuma dizgesinin yinelenim duyarlığının ölçüsü. (12.000 Hz'e kadarki yinelenimleri bozulmaya uğratmadan verebilen ses okuma dizgeleri bu nitelikte sayılır).

HALOJEN

Madenlerle birleştiğinde tuz verebilen flor, klor, brom ve iyot elementleri.

CANLANDIRMA

Canlandırmak işi. Solunumu ve kalbi durmuş olan hastaya yaşama döndürülmesi için yapılmış olan işlemler bütünü. Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapma, animasyon. Geçmiş bir olayın gelişmesini ve sonucunu aynı biçimde yansıtarak sunma. Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sırasında hareket duygusu verebilecek bir biçimde düzenleme ve filme aktarma işi, animasyon. Kişileştirme.

AMPUL

İçinde, elektrik akımı ile akkor durumuna gelerek ışık verebilen bir iletkeni bulunan, havası boşaltılmış cam şişe. İçinde sıvı durumda ilaç bulunan, kapalı cam tüp.

PEDOGENEZİS

Larva ve pupa gibi gençlerin döl verebilme yeteneği.

AĞAÇ

Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

PARTENOGENEZİS

Erkek olmadan dişinin döl verebilme yeteneği. Schistosoma'lar, birkaç Digenea türü, Monogenea'lar, Strongyloides stercoralis, kimi Haemaphysalis türlerinde olduğu gibi fertilizasyon olmaksızın haploit veya diploit karakterde yumurta üretimi.

FOLAS

Yassı solungaçlılar (Lamellibranchiata) sınıfından, beyaz kabuklu, kumlu ve kireçli taşlarda oyuklar açan, ışık saçabilen bir yumuşakça cinsi. (Pholas) Yassı solungaçlılar (Lamellibranchiata) sınıfından bir yumuşakça cinsi. Kabuğu ak renklidir. Kumlu ve kireçli taşlarda oyuklar açar. Işık verebilir.

TUNE

Bir çalgının doğru ses verebilmesi için yapılan ayar, düzen.

İKİZANLAM

(Söz sanatı terimi) Bir ifadenin, kuruluşundan veya içinde iki anlama gelen kelime bulunmasından dolayı iki fikir verebilmesi hali. (İKİZANLAMLI, Amphibologique).

ORG

Klavyeli büyük ve küçük borulardan yapılmış, körüklerden elde edilen havanın bu borulardan geçmesiyle değişik ses tonları verebilen, genellikle kilise çalgısı, erganun.

IŞILDAR

Kendi kendine ışık verebilen nitelikte (özdek). Işıldama özelliği taşıyan (özdek). Parlak, göz alıcı, ışıldayan.

TİTRASYON

Çözelti içindeki bir maddenin derişimini bulmak için, onunla tepkime verebilen derişimi bilinen bir çözeltiden belirli hacimlerde ekleyip, tepkimenin bitim noktasını çözeltinin bazı özelliklerindeki (renk degişimi, çökme, iletkenlik v.b) değişimi gözleyerek gerçekleştirilen bir analiz yöntemi. Bir solüsyonun belli bir ölçüye göre ayarlanması. Konsantrasyonu bilinen bir çözeltiyle bilinmeyen bir çözeltinin eşdeğerlik noktasına kadar karışımını sağlayarak harcanan standart çözelti miktarından konsantrasyonu bilinmeyen çözeltinin konsantrasyonunun bulunması yöntemi. Belirli bir miktar örnekteki etkenin sayısını belirlemek için gerçekleştirilen deney.

TUNNİNG

Bir çalgının doğru sesleri verebilmesi için ayarlanması.

YAŞANAK

Özellikle erken veya yeni doğmuş bebeklerin, zarar verebilecek dış etkenlerden korunması amacıyla içine yerleştirildiği, belirli sıcaklığın ve nemin özel olarak oluşturulduğu araç, kuvöz.

ERGENLEŞMEK

Döl verebilecek erişkin duruma gelmiş olmak, erinleşmek, akil baliğ olmak, büluğa ermek. Rüşdünü ispat etme yaşına gelmiş olmak, erinleşmek, akil baliğ olmak, büluğa ermek.