Kelimeler arşivi içinde; sonunda "utmak" olan, toplam 78 adet kelime bulunmaktadır. Sonu utmak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında utmak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde utmak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BAĞCAKTUTMAK
DUNUKUTMAK, YALABUTMAK
ZOYPUTMAK, HUYSUTMAK, KORHUTMAK, PAVSUTMAK, ERÜDUTMAK, DURGUTMAK, CURKUTMAK, SOYPUTMAK, BURCUTMAK, BULCUTMAK, BOYKUTMAK, SURSUTMAK, TURKUTMAK, ZOYBUTMAK, YORKUTMAK, KORKUTMAK, ZOĞLUTMAK
YUMUTMAK, KOHUTMAK, KAĞUTMAK, KOMUTMAK, KORUTMAK, KOYUTMAK, MORUTMAK, ZOĞUTMAK, POCUTMAK, PUŞUTMAK, TOKUTMAK, SAVUTMAK, SOMUTMAK, SONUTMAK, YOŞUTMAK, SOVUTMAK, YOMUTMAK, YAVUTMAK, UMSUTMAK, TUMUTMAK, DURUTMAK, SORUTMAK, TOZUTMAK, SOLUTMAK, SOĞUTMAK, BOVUTMAK, COZUTMAK, CUĞUTMAK, CUVUTMAK, ÇUĞUTMAK, Devamını Oku »»
OFUTMAK, AVUTMAK, OCUTMAK, OHUTMAK, OVUTMAK, OKUTMAK, UYUTMAK, UCUTMAK, UNUTMAK, ULUTMAK, ONUTMAK, OŞUTMAK, ÖNUTMAK
CUTMAK, TUTMAK, YUTMAK, DUTMAK, KUTMAK, HUTMAK
UTMAK
UTMAK
Yenmek. Ütmek.
BULCUTMAK
Avutmak, vakit geçirtmek.
SOYPUTMAK
Saptırmak, kaydırmak.
BAĞCAKTUTMAK
Geceleri sürüsünün yanından uzaklaşmasını istemiyen çobanın, hayvanlardan birinin boğazına bağladığı ipin diğer ucunu ayağına bağlaması işlemi. (Kursarı Yalvaç Isparta).
SURSUTMAK
Surat asmak.
YALABUTMAK
Parlatmak, cilalamak. Tıraş ederek parlatıp güzelleştirmek.
BURCUTMAK
Sağa sola oynatmak.
ERÜDUTMAK
Erişip tutmak, yetişip yakalamak.
PAVSUTMAK
Toz çıkartmak.
DURGUTMAK
Durdurmak.
DUNUKUTMAK
Donuklaştırmak, ferini, ışığını azaltmak.
CURKUTMAK
Yutmak.
HUYSUTMAK
Kötü huy edinmek. Huylandırmak, huy edindirmek.
ZOYPUTMAK
Kaçmak. Oyun bozmak. Oynatıp kaydırmak.
BOYKUTMAK
Reddetmek, geri vermek.
KORHUTMAK
Korkutmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde UTMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
AYRAÇ
Cümle içinde geçen bir sözü, metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen yay veya köşeli biçimde işaret, parantez. Kalınan sayfayı belirlemek amacıyla kitapların arasına konulan ince, uzun karton parçası, bellik.
AKAÇLAMAK
Bir yerde birikmiş suları akıtmak. Bataklıkları akaç yoluyla kurutmak.
BAYATSIMAK
Bayatlamaya yüz tutmak.
AVUTMA
Avutmak işi, teselli.
BAŞAKLANMAK
Başak bağlamak, tutmak.
BANKET
Şehirler arası yolların iki tarafında yayaların yürümesine ve taşıtların trafiği aksatmadan durabilmesine yarayan çakıl veya toprak yol. Yamaçtan kayan toprağı yerinde tutmak ve böylece ekilmeye elverişli yer kazanmak için türlü yollarla yapılmış olan dar basamak.
AVUNMAK
Bir şeyle uğraşarak acısını unutmak, sıkıntılardan uzaklaşmak, teselli bulmak, müteselli olmak. Oyalanmak. Hayvan gebe kalmak.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
ALAZLAMAK
Bir şeyin yüzünü alevden geçirmek, aleve tutmak. Sızlatmak, yakmak, acı vermek.
ARGIT
Geçit, boğaz, dağ boğazı, derbent. Keklik tutmakta kullanılan, tahtadan kapanların yan taraflarına bağlanan ağaç parça.
BABALANMAK
Babaları tutmak, öfkelenmek. Diklenmek, kabadayıca davranmak.
ALIKOYMAK
Bir süre için bir yerde tutmak. Ayırıp saklamak. Mâni olmak, engel olmak. Birini, yapmakta olduğu veya yapmak istediği işten geri tutmak. Yoksun bırakmak.
AYRIKSIZ
İstisnasız, bilaistisna. Hiçbir ayrığı olmadan, hiçbirini ayrık tutmaksızın.
BAĞIMLAMAK
Bir şeyi bağım altına sokmak, etkisi altında tutmak.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
AYAZLATMAK
Soğukta bekletmek. Ayazda soğutmak.
BAGET
Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk. Tavuk, piliç vb. kanatlılarda but ile paça arasında kalan etli bölüm. Çorabı gergin tutmak ve düşmesini engellemek için kullanılan sert lastik. Tıraşlanmış, dikdörtgen biçiminde değerli taş. Düşük gramajlı ince, uzun ekmek.