Kelimeler arşivi içinde; sonunda "turmak" olan, toplam 89 adet kelime bulunmaktadır. Sonu turmak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında turmak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde turmak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SÖYLEŞÜTURMAK
ÇARPUŞTURMAK, OTURUŞTURMAK, KUYLUŞTURMAK, KİTLATTURMAK, HUYSUKTURMAK, DUNCUKTURMAK, BESLATTURMAK, BURÇUKTURMAK, ÇAĞİRTTURMAK, ÇIĞRIŞTURMAK
ÇOKUŞTURMAK, DURUKTURMAK, DUŞUKTURMAK, ÇOĞUŞTURMAK, KORUKTURMAK, OTURTTURMAK, SAĞIŞTURMAK, BURUŞTURMAK, SAVUTTURMAK, SİHİŞTURMAK, SORUTTURMAK, TORUKTURMAK, TURUKTURMAK, VURUŞTURMAK, YANUKTURMAK, YAPUŞTURMAK, YATIŞTURMAK, YAVUHTURMAK, YEHATTURMAK, YOĞUŞTURMAK, YORUŞTURMAK, YOZUKTURMAK, YUMUŞTURMAK, SOKUŞTURMAK, BULUŞTURMAK, KAVUŞTURMAK, KOKUŞTURMAK, KONUŞTURMAK, KOŞUŞTURMAK, KOVUŞTURMAK, Devamını Oku »»
OLUŞTURMAK, UÇUŞTURMAK, OVUŞTURMAK, VARITURMAK, OKUTTURMAK, OŞUTTURMAK, DARTTURMAK, YORTTURMAK, UNUTTURMAK, UYUŞTURMAK
KOŞTURMAK, DEKTURMAK, YASTURMAK, YAPTURMAK, KUSTURMAK, COŞTURMAK, URUTURMAK, HOPTURMAK, COTTURMAK, TOSTURMAK, KOKTURMAK, KOPTURMAK, TUTTURMAK, SUSTURMAK, POTTURMAK, PUSTURMAK, GOPTURMAK, DUTTURMAK, SOKTURMAK, YUTTURMAK
UTTURMAK, USTURMAK, GOTURMAK, YATURMAK, OLTURMAK, ĞOTURMAK, BATURMAK, KATURMAK
UTURMAK, OTURMAK
TURMAK
TURMAK
Ayağa kalkmak, ayakta durmak. Ayağa kalkmak.
ÇARPUŞTURMAK
Tokatlamak.
ÇAĞİRTTURMAK
Çağırtmak, getirtmek.
DURUKTURMAK
Karar vermek. Pazarlıkta anlaşamayan iki kişiyi uyuşturmak.
ÇOKUŞTURMAK
Toplatmak.
ÇOĞUŞTURMAK
Ateşi yakmak, tutuşturmak, alevlendirmek.
OTURUŞTURMAK
Yatıştırmak.
KİTLATTURMAK
Kilit vurdurmak.
HUYSUKTURMAK
Huylandırmak, huy edindirmek.
BURÇUKTURMAK
Sıkıştırmak, taciz etmek.
BESLATTURMAK
Bakımını yaptırmak, besletmek.
SÖYLEŞÜTURMAK
Bir müddet konuşmak.
KUYLUŞTURMAK
Yerleştirmek.
ÇIĞRIŞTURMAK
Bağırttırmak, feryadettirmek.
DUNCUKTURMAK
Nefes aldırmamak, nefesini kesmek, bunaltmak.
DUŞUKTURMAK
Birbirine düşürmek. Angarya iş yaptırmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde TURMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CEPHELENMEK
Cephe oluşturmak.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.
BİNMEK
Yüksek bir şeyin veya bir hayvanın üstüne çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak. Eklenmek, katılmak. Bisiklet, motosiklet, binek hayvanı kullanmak. Bir şey sıkışarak yanındakinin üstüne çıkmak. Bir yere gitmek için tren, vapur, uçak, otomobil vb. bir taşıtta yer almak. Fiyat artmak.
ALEVLENDİRMEK
Alevlenmesini sağlamak, tutuşturmak. Etkisini, şiddetini artırmak, çoğaltmak.
APIŞMAK
Hayvan yorgunluktan bacaklarını birbirinden ayırarak çöküvermek. Ne yapacağını kestirememek, şaşırmak. Oturmak, bacakları ayırarak çömelmek.
ARAŞTIRMAK
Birini veya bir şeyi bulmak için bir yeri gözden geçirmek. Bilimde ve sanatta yöntemli çalışmalar yapmak. Bir gerçeği ortaya çıkarmak için aramalarda bulunmak, sormak, soruşturmak.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
BANTLAMAK
Bantla iki şeyi birbirine tutturmak, bant yapıştırmak.
ATEŞLEMEK
Tutuşturmak, yakmak. Top, tüfek vb. patlayıcı maddeleri patlatmak. Kışkırtmak, kızıştırmak. Coşturmak.
BAĞLAMAK
Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.
AVUNDURMAK
Oyalanmasını sağlamak. Acısını hafifletmek, acısını unutturmak, teselli etmek.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.
CEPHELEŞMEK
Farklı düşünce ve istekler çerçevesinde zıt birlikler oluşturmak.
BIRAKMAK
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.
BAĞDAŞMAK
Anlaşmak, uzlaşmak, uymak, imtizaç etmek. Bağdaş kurup oturmak. Çocuk oyunlarında arkadaş olmak.
BARINMAK
Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.
CIVATALAMAK
Cıvata ile tutturmak.
BİLEŞMEK
İki veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluşturmak, terekküp etmek.
ARALAMAK
İki şey arasında açıklık oluşturmak, az açmak. Bitkilerin fazla dal ve çubuklarını kesmek, seyrekleştirmek. Aralıklı duruma getirmek, seyrekleştirmek.
ATEŞLENDİRMEK
Coşturmak, kışkırtmak, şiddetlendirmek.