Sonu TURABİ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "turabi" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu turabi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında turabi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde turabi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

TURABİ

Iğdır şehrinde, Tuzluca belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

  -   -   -  

Anlamında TURABİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TURABİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

FERROMAGNETİZMA

Bazı maddelerin (özellikle Fe, Co ve Ni) sürekli mıknatıs oluşturabilme özelliği; atomların magnetik momentleri bölgecikleri şeklinde yönlenmiş olup, magnetik alan içinde bu bölgecikler sürekli mıknatıs vermek üzere yönlenirler.

EVAÇMA

Evlenenen çiftin kendi ailelerinkinden ayrı bir yerde oturabildikleri evlilik düzeni.

EV

Yalnız bir ailenin oturabileceği biçimde yapılmış yapı. Aile. Bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut, hane. Soy, nesil.

İNARMONİK

Armonik olmayan ancak ahenk oluşturabilen iki sesin bir arada tınlaması. Temel sesin armoniği olmayan ancak onunla ahenk oluşturabilecek ses.

ÇÖZÜNÜRLÜK

Bir maddenin başka bir madde içinde çözünme özelliği, resolüsyon. Ekrandaki görüntünün veya yazıcı tarafından basılan şekillerin netliği. Birim nicelikte çözelti ya da çözgen içinde, belli sıcaklık ve basınçla çözülebilen özdek niceliği. Belirli oylum ya da tutardaki bir özgende çözünebilen özdek niceliği. Katı, sıvı ya da gaz çözünenin, belirli koşullarda çözücüsü ile tektürel bir çözelti oluşturabilmesinin sınırı. Bir maddenin belirli bir sıcaklıktaki doygun çözeltisindeki derişimi. Bir çözünenin, bir çözendeki çözünme kertesi. (Genellikle, belirli bir sıcaklıkta yüzde olarak belirtilir.). Bir maddenin çözelti oluşturma kapasitesi. Birbirine komşu iki noktanın ayırt edilebilme gücü. Mikroskobik olarak birbirine komşu iki farklı görüntünün ayırt edilebilme duyarlılığı, rezolüsyon.

KONUŞTURABİLME

Konuşturabilmek işi.

KOMPLEKSLEŞTİRİCİ

Kompleks oluşturabilen.

KAVUŞTURABİLME

Kavuşturabilmek işi.

KUSTURABİLME

Kusturabilmek işi.

LENFANGİYOSARKOM

Lenf damarı endotelinden köken alan, evcil hayvanlarda ender görülen, yaygın metastazlar oluşturabilen kötücül tümör, kötücül lenfanjiyoendotelyom.

KOŞTURABİLME

Koşturabilmek işi.

İNHARMONİC

Armonik olmayan ancak ahenk oluşturabilen iki sesin bir arada tınlaması. Temel sesin armoniği olmayan ancak onunla ahenk oluşturabilecek ses.

ESENLEŞTİRME

Bir yerleşim yerinin tümünü ya da bir bölümünü, işlevlerini gereği gibi yerine getiremez durumdan kurtarmak, özellikle oturabilirlik niteliklerini yitirmiş ve eskimiş konut alanlarını daha üstün işgörü ölçünlerine kavuşturmak.

KANEPE

Birkaç kişinin oturabileceği genişlikte koltuk, çekyat. Genellikle çay ve kokteyller için hazırlanan, peynir, sucuk, salam vb. şeylerle süslenen çok küçük ekmek.

KRONAKSİ

Bir elektrik akımının bir sinir veya kasla uyarım oluşturabilmesi için gereken kısa süre.

İSOMORFİZM

Aynı kristal yapıya sahip olan maddeler.Bu tür maddeler diğerinin kristallenmesini tetikler ve katı çözeltiler oluşturabilirler.

GAMETOSİT

Bölünerek gametleri (oosit veya spermatozoon) oluşturabilen hücre. Gamet veya gametositleri yıkımlayan ajanlar. Gamont. Eşeylik ana gözesinden meydana gelen ve eşey gözelerini meydana getiren göze.

COŞTURABİLME

Coşturabilmek işi.

LİSTERİA

Bazı yiyecekler üzerinde bulunan ve hastalığa sebep olan çubuk şeklinde, aerobik, gram pozitif bakteri. Zincir oluşturabilen, dışkıda, bitkilerde ve hayvan yemlerinde bulunan, toprakla kontamine çiğ sebzeler veya kontamine süt ve peynirin alınmasıyla bağırsakta kolonize olabilen, çomak biçiminde, aerob, Gram pozitif bir bakteri cinsi. Gram pozitif, sporsuz, aerobik, isteğe bağlı anaerob, kısa zincirli kokobasil veya bazen filamentoz biçimli bakteri.

EŞİRGENMEK

Kıskanmak, çekememek. Sevişmek: Bu iki komşu çok esirgenirler. Can sıkıntısını gidermek için herhangi bir kimse ile dertleşmek, konuşmak. Yoldaşlık etmek, birbirinin elinden tutmak, eş olmak: Bu çiftlikde kimse yok, onunla esirgenerek oturabilirsek oturacağız. Konuşmaya hazır bir halde yutkunup durmak. Oyalanmak. Alışmak, kendine eş tutmak, arkadaşlık etmek.