Kelimeler arşivi içinde; başında "turabi" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. turabi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu turabi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde turabi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TURABİ
TURABİ
Iğdır şehrinde, Tuzluca belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Bu bölümde tanımı içerisinde TURABİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KOŞTURABİLME
Koşturabilmek işi.
İNHARMONİC
Armonik olmayan ancak ahenk oluşturabilen iki sesin bir arada tınlaması. Temel sesin armoniği olmayan ancak onunla ahenk oluşturabilecek ses.
LİSTERİA
Bazı yiyecekler üzerinde bulunan ve hastalığa sebep olan çubuk şeklinde, aerobik, gram pozitif bakteri. Zincir oluşturabilen, dışkıda, bitkilerde ve hayvan yemlerinde bulunan, toprakla kontamine çiğ sebzeler veya kontamine süt ve peynirin alınmasıyla bağırsakta kolonize olabilen, çomak biçiminde, aerob, Gram pozitif bir bakteri cinsi. Gram pozitif, sporsuz, aerobik, isteğe bağlı anaerob, kısa zincirli kokobasil veya bazen filamentoz biçimli bakteri.
KONUŞTURABİLME
Konuşturabilmek işi.
İNARMONİK
Armonik olmayan ancak ahenk oluşturabilen iki sesin bir arada tınlaması. Temel sesin armoniği olmayan ancak onunla ahenk oluşturabilecek ses.
FERROMAGNETİZMA
Bazı maddelerin (özellikle Fe, Co ve Ni) sürekli mıknatıs oluşturabilme özelliği; atomların magnetik momentleri bölgecikleri şeklinde yönlenmiş olup, magnetik alan içinde bu bölgecikler sürekli mıknatıs vermek üzere yönlenirler.
ÇÖZÜNÜRLÜK
Bir maddenin başka bir madde içinde çözünme özelliği, resolüsyon. Ekrandaki görüntünün veya yazıcı tarafından basılan şekillerin netliği. Birim nicelikte çözelti ya da çözgen içinde, belli sıcaklık ve basınçla çözülebilen özdek niceliği. Belirli oylum ya da tutardaki bir özgende çözünebilen özdek niceliği. Katı, sıvı ya da gaz çözünenin, belirli koşullarda çözücüsü ile tektürel bir çözelti oluşturabilmesinin sınırı. Bir maddenin belirli bir sıcaklıktaki doygun çözeltisindeki derişimi. Bir çözünenin, bir çözendeki çözünme kertesi. (Genellikle, belirli bir sıcaklıkta yüzde olarak belirtilir.). Bir maddenin çözelti oluşturma kapasitesi. Birbirine komşu iki noktanın ayırt edilebilme gücü. Mikroskobik olarak birbirine komşu iki farklı görüntünün ayırt edilebilme duyarlılığı, rezolüsyon.
GAMETOSİT
Bölünerek gametleri (oosit veya spermatozoon) oluşturabilen hücre. Gamet veya gametositleri yıkımlayan ajanlar. Gamont. Eşeylik ana gözesinden meydana gelen ve eşey gözelerini meydana getiren göze.
EŞİRGENMEK
Kıskanmak, çekememek. Sevişmek: Bu iki komşu çok esirgenirler. Can sıkıntısını gidermek için herhangi bir kimse ile dertleşmek, konuşmak. Yoldaşlık etmek, birbirinin elinden tutmak, eş olmak: Bu çiftlikde kimse yok, onunla esirgenerek oturabilirsek oturacağız. Konuşmaya hazır bir halde yutkunup durmak. Oyalanmak. Alışmak, kendine eş tutmak, arkadaşlık etmek.
KUSTURABİLME
Kusturabilmek işi.
LENFANGİYOSARKOM
Lenf damarı endotelinden köken alan, evcil hayvanlarda ender görülen, yaygın metastazlar oluşturabilen kötücül tümör, kötücül lenfanjiyoendotelyom.
İSOMORFİZM
Aynı kristal yapıya sahip olan maddeler.Bu tür maddeler diğerinin kristallenmesini tetikler ve katı çözeltiler oluşturabilirler.
EVAÇMA
Evlenenen çiftin kendi ailelerinkinden ayrı bir yerde oturabildikleri evlilik düzeni.
KRONAKSİ
Bir elektrik akımının bir sinir veya kasla uyarım oluşturabilmesi için gereken kısa süre.
ESENLEŞTİRME
Bir yerleşim yerinin tümünü ya da bir bölümünü, işlevlerini gereği gibi yerine getiremez durumdan kurtarmak, özellikle oturabilirlik niteliklerini yitirmiş ve eskimiş konut alanlarını daha üstün işgörü ölçünlerine kavuşturmak.
KAVUŞTURABİLME
Kavuşturabilmek işi.
COŞTURABİLME
Coşturabilmek işi.
KOMPLEKSLEŞTİRİCİ
Kompleks oluşturabilen.
KANEPE
Birkaç kişinin oturabileceği genişlikte koltuk, çekyat. Genellikle çay ve kokteyller için hazırlanan, peynir, sucuk, salam vb. şeylerle süslenen çok küçük ekmek.
EV
Yalnız bir ailenin oturabileceği biçimde yapılmış yapı. Aile. Bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut, hane. Soy, nesil.