Kelimeler arşivi içinde; başında "teşkil" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. teşkil ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu teşkil ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde teşkil olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TEŞKİLATLANDIRMAK
TEŞKİLATLANDIRMA
TEŞKİLATLANMAK, TEŞKİLATSIZLIK
TEŞKİLATÇILIK, TEŞKİLATLANIŞ, TEŞKİLATLANMA
TEŞKİLATSIZ
TEŞKİLATÇI, TEŞKİLATLI
TEŞKİLAT
TEŞKİL
TEŞKİL
Oluşturma, ortaya çıkarma, meydana getirme. Örgütleme. Oluşum.
TEŞKİLATSIZ
Örgütsüz. Örgütsüz bir biçimde.
TEŞKİLATLANDIRMAK
Örgütlendirmek.
TEŞKİLAT
Örgüt.
TEŞKİLATLANMA
Örgütlenme.
TEŞKİLATLANMAK
Örgütlenmek.
TEŞKİLATSIZLIK
Örgütsüzlük.
TEŞKİLATÇI
Örgütçü.
TEŞKİLATLANIŞ
Örgütleniş.
TEŞKİLATÇILIK
Örgütçülük.
TEŞKİLATLI
Örgütlü.
TEŞKİLATLANDIRMA
Örgütlendirme.
Bu bölümde tanımı içerisinde TEŞKİL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ORGANİZASYON
Düzenleme. Düzenli bir grubun üyelerinin tamamı. Kuruluş, kurum, teşkilat. Devlet, idare, toplum vb.nin düzenleniş biçimi.
HİZİP
Bölük, kısım. Bir siyasi partinin içinde, partinin izlemekte olduğu ana siyasi çizgiye karşı olan, ayrı bir teşkilat merkezi bulunan ve partinin çoğunlukla aldığı kararlara karşı savaşan parti içi grup, fraksiyon, klik. Kur'an-ı Kerim'in her cüzünün beş sayfalık bölümü.
ÖRGÜTLENDİRİLMEK
Örgütlendirme işi yapılmak, teşkilatlandırılmak.
ÖRGÜTLENDİRİLME
Örgütlendirilmek işi, teşkilatlandırılma.
ÖRGÜTÇÜ
Örgütleme işleriyle uğraşan kimse, teşkilatçı. Örgütleme işlerinde yetenekli kimse, teşkilatçı.
OCAK
Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer. Bahçelerde veya bostanlarda her tür meyve ve sebze tohumu veya fidesinin dikimi için ayrılmış toprak çukuru. Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer. Şömine. Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet. Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer. Ev, aile, soy. Yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri. Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer. Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile. Yılın birinci ayı, kânunusani.
ÖRGÜTLENDİRME
Örgütlendirmek işi, teşkilatlandırma.
ÖRGÜTLEMEK
İnsanları veya işleri örgütlü duruma getirmek, teşkilatlandırmak. Herhangi bir amacı gerçekleştirmek için insanları bir araya getirmek, organize etmek.
HAHAMBAŞILIK
Hahambaşının görevi. Hahambaşına yardımcı olan teşkilat.
ÖRGÜTLEME
Örgütlemek işi, teşkil, teşkilatlandırma.
KOMİSER
Güvenlik teşkilatının meslek aşamaları içinde yer alan, il, ilçe veya bucaklarda bulundukları yerin emniyet ve asayişine ait işleri yöneten, üniformalı veya sivil memur. Hükûmet komiseri. Saha komiseri.
ÇAVUŞ
Bir işin veya işçilerin başında bulunan ve onları yöneten sorumlu kimse. Osmanlı ordusunda üst komutanların buyruklarını ast komutanlara ulaştıran görevli. Askerî okullarda sınıf başkanı. Osmanlı Devleti teşkilatında çeşitli hizmetler yapan görevli. Onbaşıdan sonra gelen ve görevi manga komutanlığı olan erbaş.
ÖRGÜTÇÜLÜK
Örgüt kurma işi, teşkilatçılık.
ÖRGÜTLENİŞ
Örgütlenme işi, teşkilatlanış.
OLUŞUM
Oluşma işi, teşekkül, teşkil. Katman, kütle, gök cismi vb.nin biçimlenme süreci.
KAPICI
Otel, apartman vb. büyük yapılarda bekçilik, temizlik, alışveriş gibi işlerle görevli kimse. Osmanlı devlet teşkilatında saray kapılarını bekleyen görevli sınıfı.
FÜTÜVVET
Dinî ve mesleki birlik, esnaf teşkilatı.
ÖRGÜT
Ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturduğu birlik, teşekkül, teşkilat. Bir kuruluşa bağlı alt bölümlerin bütünü.
FRAKSİYON
Bir siyasi partinin politikasını parlamentoda, yerel yönetimlerde, çeşitli kuruluşlarda yürütmek için teşkilatlanmış grup, bölüntü, bölüngü. Hizip.
ÖRGÜTLENDİRMEK
Bir örgüt etrafında toplamak, teşkilatlandırmak.