Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tavır" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tavır ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tavır olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tavır olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TAVIR
TAVIR
Durum, vaziyet, hâl. Kişiden beklenen davranış biçimi. Bir olay, bir durum karşısında kişinin takındığı davranış.
Bu bölümde tanımı içerisinde TAVIR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EDA
Davranış, tavır. Verme, ödeme, yerine getirme. Naz, işve. Anlatış biçimi, tarzı.
TUTUM
Tutulan yol, tavır. Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idare, idareli tüketme, iktisat, tasarruf, ekonomi.
KUTUPLAŞMAK
Bir toplulukta düşünce, görüş, sosyal ve siyasal konum ve tavır olarak iki karşıt grupta yoğunlaşmak.
GÜLECEN
Sevimli ve cana yakın tavırları olan (kimse).
KUBARMAK
Hindi veya güvercinin tüyleri kabarmak. Çalımlı bir tavır takınmak.
VAMP
Erkekleri peşinde koşturan, aşırı tavır, kıyafet veya makyajıyla bakışları üzerinde toplayan, baştan çıkarıcı kadın.
YAPMACIK
İçten olmayan (tavır, davranış, duygu), yapma, yapay, sahte, suni, zahirî, sofistike.
İŞVE
Kadınların ilgi çekmek, gönül çelmek için takındıkları hoş, aldatıcı tavır, kırıtma, naz, cilve, eda.
SAPIK
Tavır ve davranışları normal olmayan veya geleneklerden, törelerden ayrılan, anormal (kimse), gayritabii, anormal. Delice davranışları olan, meczup.
ŞİVE
Söyleyiş özelliği. Naz, eda. Tarz, tavır, üslup.
EDALI
Herhangi bir biçim ve görünüşlü olan. Tavırları hoş olan, nazlı, işveli.
YAKIŞIKSIZ
Yakışık almayan, uygunsuz, çirkin, münasebetsiz (tavır, hâl vb.).
DURUM
Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
BLÖF
İskambil oyunlarında elindeki kâğıtları olduğundan başka gösterme davranışı. Kazanda yoğunlaşan suyu dışarı atma. Karşısında kişiyi yanıltarak veya yıldırarak bir işten caydırmak için söylenen asılsız söz veya takınılan aldatıcı tavır, kurusıkı.
SERTLENMEK
Sert bir tavır almak, sertleşmek.
VAZİYET
Durum, tavır, hâl. El koyma. Konum.
LEVANTEN
Özellikle Tanzimat sonrasında büyük liman kentlerinde yoğunlaşan ve ticaretle uğraşan, Hristiyanlara verilen ad, tatlısu Frengi. Avrupalı gibi görünmeye özenen, züppe tavırlı. Bu tavra özgü olan.
DAVRANMAK
Bir kimseye veya bir şeye karşı belli tavır takınmak. Bir şeye el atmak, girişmek. Bir işi yapmaya hazır olmak, hazırlanmak.
ŞİŞİNMEK
Surat asmak, dargın durmak. Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, böbürlendiğini davranışlarıyla belli etmek, kabarmak, gururlanmak. Bazı böcekler, saldırıya uğradıklarında bütün uzantı ve eklentilerini, düşmanını korkutup ürkütecek biçimde yayarak genişletmek.
PALYAÇOLUK
Palyaço olma durumu. Tavır ve davranışta güldürücülük. Palyaçonun yaptığı iş.