Kelimeler arşivi içinde; başında "tavır" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. tavır ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tavır ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tavır olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TAVIR
Durum, vaziyet, hâl. Kişiden beklenen davranış biçimi. Bir olay, bir durum karşısında kişinin takındığı davranış.
TAVIRLI
Tavrı olan.
TAVIRLANDIRMAH
Büyütmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde TAVIR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EDALI
Herhangi bir biçim ve görünüşlü olan. Tavırları hoş olan, nazlı, işveli.
KUBARMAK
Hindi veya güvercinin tüyleri kabarmak. Çalımlı bir tavır takınmak.
PALYAÇOLUK
Palyaço olma durumu. Tavır ve davranışta güldürücülük. Palyaçonun yaptığı iş.
SERTLENMEK
Sert bir tavır almak, sertleşmek.
YAKIŞIKSIZ
Yakışık almayan, uygunsuz, çirkin, münasebetsiz (tavır, hâl vb.).
YAPMACIK
İçten olmayan (tavır, davranış, duygu), yapma, yapay, sahte, suni, zahirî, sofistike.
TUTUM
Tutulan yol, tavır. Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idare, idareli tüketme, iktisat, tasarruf, ekonomi.
LEVANTEN
Özellikle Tanzimat sonrasında büyük liman kentlerinde yoğunlaşan ve ticaretle uğraşan, Hristiyanlara verilen ad, tatlısu Frengi. Avrupalı gibi görünmeye özenen, züppe tavırlı. Bu tavra özgü olan.
ŞİŞİNMEK
Surat asmak, dargın durmak. Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, böbürlendiğini davranışlarıyla belli etmek, kabarmak, gururlanmak. Bazı böcekler, saldırıya uğradıklarında bütün uzantı ve eklentilerini, düşmanını korkutup ürkütecek biçimde yayarak genişletmek.
SAPIK
Tavır ve davranışları normal olmayan veya geleneklerden, törelerden ayrılan, anormal (kimse), gayritabii, anormal. Delice davranışları olan, meczup.
İŞVE
Kadınların ilgi çekmek, gönül çelmek için takındıkları hoş, aldatıcı tavır, kırıtma, naz, cilve, eda.
BLÖF
İskambil oyunlarında elindeki kâğıtları olduğundan başka gösterme davranışı. Kazanda yoğunlaşan suyu dışarı atma. Karşısında kişiyi yanıltarak veya yıldırarak bir işten caydırmak için söylenen asılsız söz veya takınılan aldatıcı tavır, kurusıkı.
EDA
Davranış, tavır. Verme, ödeme, yerine getirme. Naz, işve. Anlatış biçimi, tarzı.
KUTUPLAŞMAK
Bir toplulukta düşünce, görüş, sosyal ve siyasal konum ve tavır olarak iki karşıt grupta yoğunlaşmak.
ŞİVE
Söyleyiş özelliği. Naz, eda. Tarz, tavır, üslup.
VAMP
Erkekleri peşinde koşturan, aşırı tavır, kıyafet veya makyajıyla bakışları üzerinde toplayan, baştan çıkarıcı kadın.
DURUM
Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
DAVRANMAK
Bir kimseye veya bir şeye karşı belli tavır takınmak. Bir şeye el atmak, girişmek. Bir işi yapmaya hazır olmak, hazırlanmak.
GÜLECEN
Sevimli ve cana yakın tavırları olan (kimse).
VAZİYET
Durum, tavır, hâl. El koyma. Konum.