SINIF ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "sınıf" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. sınıf ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu sınıf ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sınıf olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

SINIFLAYABİLMEK

14 harfli kelimeler

SINIFLANDIRMAK, SINIFLAYABİLME

13 harfli kelimeler

SINIFLANDIRMA

11 harfli kelimeler

SINIFLANMAK, SINIFLAŞMAK

10 harfli kelimeler

SINIFLAMAK, SINIFLANIŞ, SINIFLANMA, SINIFLAŞMA

9 harfli kelimeler

SINIFLAMA

8 harfli kelimeler

SINIFSAL, SINIFSIZ

7 harfli kelimeler

SINIFLI

5 harfli kelimeler

SINIF

Bazı kelimelerin anlamları

SINIF

Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri. Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü. Çeşitli amaçlarla oluşmuş kümeler. Derslik. Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği. Önemlerine, niteliklerine göre kişi veya nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri. Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu, klas.

SINIFLAYABİLMEK

Sınıflama imkânı veya olasılığı bulunmak.

SINIFLANMAK

Bölümlenmek.

SINIFLAŞMAK

Toplumda sınıf farkları oluşmak.

SINIFLANIŞ

Bölümleniş.

SINIFLAMAK

Bölümlemek.

SINIFLAŞMA

Sınıflaşmak işi.

SINIFSIZ

Sınıfı olmayan. Marksçılık akımına göre toplumsal sınıf bilinci olmayan, lümpen. Toplum içinde belli bir sınıfa girmeyen, lümpen.

SINIFLI

Sınıfı olan.

SINIFLANMA

Bölümlenme.

SINIFSAL

Sınıfla ilgili.

SINIFLANDIRMA

Sınıflandırmak işi.

SINIFLAYABİLME

Sınıflayabilmek işi.

SINIFLAMA

Bölümleme.

SINIFLANDIRMAK

Bölümlendirmek. Karşılaştırma esasına bağlı olarak tasnif yapmak.

  -   -   -  

Anlamında SINIF bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SINIF geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AYAKSIZLAR

Omurgalı hayvanlarda amfibyumlar sınıfının en ilkel yapılı türlerini içine alan bir takım.

ARİSTOKRASİ

Soylu erki. Soylular sınıfı.

BELGELENMEK

Belgeleme işine konu olmak. İki yıl üst üste aynı sınıfta kalan öğrenci okuldan çıkarılmak.

BİTLER

Kanatlılar alt sınıfına giren, ağız yapıları sokup emmeye elverişli, memelilerde yaşayan ve kanla beslenen bir böcek takımı.

AMİT

Amonyağın hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluşan birleşiklerin sınıf adı.

ALT

Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.

ATLI

Atı olan. Ata binmiş kimse, süvari. Binek atı kullanan (asker veya asker sınıfı).

AMFİBYUMLAR

Kurbağa ve semenderleri içine alan iki yaşamlı omurgalılar sınıfı.

BOALAR

Sürüngenler sınıfının, yılanlar takımının bir bölümü.

BEKLEMELİ

Sınıfta kalıp derslere devam etmeyen (öğrenci).

AVADANCI

Osmanlı sarayında bir sınıf hademe.

AZOL

Heterosiklik birleşiklerin önemli bir sınıfı.

BİRİNCİ

Bir sayısının sıra sıfatı. Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey. Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse. Ulaşım araçlarında mevki, sınıf.

ALPAKA

Çift parmaklılar takımının devegiller sınıfından, Güney Amerika'da yaşayan, uzun tüylü, memeli bir hayvan (Lama glama pacos). Bu yünden dokunan kumaş. Alman gümüşü. Bu hayvanın yumuşak, hafif, dayanıklı ve parlak olan yünü.

BELGELİ

Belgesi olan (kimse). İki yıl üst üste sınıfta kaldığı için okula devam etme hakkını yitirerek belge alan (öğrenci).

BIRAKMAK

Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.

BABACILIK

Devletin türlü sınıflar üzerinde babalık ederek bu sınıflar arasında denge kurmaya çalışması işlemi, paternalizm.

ATLAMAK

Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.

AMİPLER

Bir hücreli hayvanların kök bacaklılar sınıfına giren bir takımı.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.