Kelimeler arşivi içinde; sonunda "sürtme" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu sürtme ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında sürtme olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde sürtme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SÜRTME
Sürtmek işi.
ÖKSÜRTME
Öksürtmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde SÜRTME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇAVKI
Eski tip çakmaklardaki sürtme taşı. (Aslanlı Kütahya).
ÇİRTMEK
Bir şeyi ufak parçalara bölmek, doğramak, kesmek: Kabağı çintte kavuralım. Bazı hastalıklara karşı kan almak için başın çeşitli yerlerine ustura vurarak yaralar açmak. Ovalamak, sürtmek. Küçük şeyleri parmakla itmek, vurmak. Yalan söylemek: Sen bunu çirtdin. Satın almak. Başını vurmak.
OVALAMAK
Ellerini bir şeye ya da birbirine sürtmek. Ezmek veya ufak parçalara ayırmak. Sertçe ovmak.
SÜRTTÜRMEK
Sürtme işini yaptırmak.
FIRÇALAMAK
Temizlemek veya parlatmak için fırça ile sürtmek. Bir kimseyi çok azarlamak, fırça çekmek. Sık ve bataklık ormandan geçmek.
SÜRTMEĞ
Mayıs ayının sonlarına doğru çöllerde yetişen, gövdesinin kabuğu soyularak yenilen bir çeşit bitki. Sürtmek.
SÜRTÜLMEK
Sürtme işi yapılmak.
ÇİNTMEK
Yontmak. Bir şeyi ufak parçalara bölmek, doğramak, kesmek: Kabağı çintte kavuralım. Bazı hastalıklara karşı kan almak için başın çeşitli yerlerine ustura vurarak yaralar açmak. Kabuğu çıkarıp içini almak: Ayçiçeği çinttik. Ovalamak, sürtmek: Çamaşırı güzel çint de kirleri iyi çıksın. Aradan çıkarmak. Aşık oyununda büyük aşıkla küçük aşıkları vurmak. Az olan suları bir araya toplamak. Suları azar azar ayırıp bölmek.
VİYOLONSEL
Viyoladan büyük, kontrbastan küçük, dört sürtme telli bir orkestra çalgısı, çello.
SÜRELEMEK
Sürtmek.
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.
SÜRTÜŞTÜRMEK
İki şeyi birbirine sürtmek.
IMIŞMA
Dil sırtının, ağız boşluğunun üst kısmına yaklaşmasıyla meydana gelen hafif engelden geçerken havanın bir sürtme sesi vermesinden ibaret boğumlama.
ÇAÇALAMA
Ayak sürtme.
ÇİTİLEMEK
Kirini çıkarmak için çamaşırın iki yanını birbirine sürtmek.
SÜRTÜŞ
Sürtme işi.
SURMAK
Yere bakarak susmak : Büyüklerin karşısında surmak iyi bir huydur. Sığamak, sürmek. Sürtmek. Toprağı işlemek. Sürmek. Bulaştırmak. Devam etmek.
OVUŞTURMAK
Bir şeyi bastırarak başka bir şey üzerinden geçirmek. Eli birbirine sürtmek.
ÇİZİK
Çizgi. Sıyrık, çizgi biçiminde yara. Çizilmiş. Tohum ekmek için pullukla açılan yer, karık. Sınır belirtmek için iki tarla arasına çekilen çizgi. (Resim) Çizgi yoluyla gösterme. Haddeleme sırasında oluşan ve sivri uçların sürtmesiyle, yüzeyde ince uzun izler biçiminde beliren kusur. Filmin yüzünde, yabancı cisimlerden ya da filmin pürüzlü yerlere sürülmesinden oluşan, çizintiden daha derin olan sıyrık.