SÜRME ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "sürme" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. sürme ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu sürme ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sürme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

SÜRMELİYANIŞ

11 harfli kelimeler

SÜRMEDANLIG, SÜRMELENMEK

10 harfli kelimeler

SÜRMELİKOÇ, SÜRMELEMEK, SÜRMELENME

9 harfli kelimeler

SÜRMELEME

8 harfli kelimeler

SÜRMESİZ, SÜRMENLİ, SÜRMENAJ, SÜRMELİK, SÜRMEDAN

7 harfli kelimeler

SÜRMELİ, SÜRMENE, SÜRMECE

6 harfli kelimeler

SÜRMEK, SÜRMEÇ

5 harfli kelimeler

SÜRME

Bazı kelimelerin anlamları

SÜRME

Sürmek işi. Sürülerek kullanılan. Sürme mantarıgillerin yol açtığı ve tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı, rastık. Kapı kanadını içeriden kapama, dolap kapağını yerinde tutma vb. işlere yarayan ve yuvası içinde ileri geri sürülebilen sistem, sürgü. Masa ve dolapta küçük çekmece. Kirpik diplerine sürülen siyah boya, sürme, is.

SÜRMELİK

Ağaç veya kemikten yapılan, içine göz sürmesi konulan küçük kap, sürmedan.

SÜRMENAJ

Sürekli ve aşırı çalışmadan doğan yorgunluk, bitkinlik.

SÜRMELENME

Sürmelenmek işi.

SÜRMENLİ

Giresun ili, Keşap ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

SÜRMELENMEK

Sürmeleme işi yapılmak.

SÜRMEDAN

Sürmelik.

SÜRMELİ

Sürme ile boyanmış olan. Sürgü ile kapatılmış olan, sürmelenmiş olan.

SÜRMELİKOÇ

Ağrı ili, Diyadin ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Bingöl ilinde, Yayladere ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

SÜRMELEME

Sürmelemek işi.

SÜRMECE

Mayıs, haziran aylarında üzüm teveklerinin arasındaki otları belleme işlemi.

SÜRMENE

Trabzon iline bağlı ilçelerden biri.

SÜRMELEMEK

Sürmeyi sürüp kapamak. Göze sürme çekmek.

SÜRMESİZ

Sürme ile boyalı olmayan. Sürme ile boyalı olmaksızın.

SÜRMELİYANIŞ

Kumaş deseni. (Saçıkara İslahiye Gaziantep).

SÜRMEDANLIG

İçine sürmelik konan kap.

  -   -   -  

Anlamında SÜRME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SÜRME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇIVGAR

Çift sürmekte veya araba çekmekte olan hayvanlara yardımcı olarak koşulan hayvan.

AYLAMAK

Beklemek. Ayı dolduran bir süre geçirmek, aylarca kalmak. Sürmek, devam etmek.

ÇAMURLAMAK

Çamur sürmek, çamurla sıvamak. Kötülemek.

AHARLAMAK

Ahar sürmek.

ÇALMAK

Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. Benzemek, andırmak. Bozmak, zarar vermek. Üzerine sürmek. Kumaşın bir parçasını kesmek. Vurarak ya da sürterek ses çıkartmak. Ses çıkarmak, ses vermek. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak. Süpürmek, temizlemek. Atmak, çarpmak, vurmak. Madeni oymak, kalemle işlemek.

ÇEMENLEMEK

Çemen sürmek.

ASTARLAMAK

Astar geçirmek. Boyacılıkta, astar vurmak, astar sürmek.

AKTARMA

Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.

BOYANMAK

Boyama işi yapılmak. Kendi kendini boyamak, yüzüne boya sürmek, makyaj yapmak.

BALLAMAK

Bal sürmek.

BUDAKLANMAK

Budak sürmek, dallanmak.

BODOSLAMAK

İleri sürmek, dayatmak.

BADANALAMAK

Duvarları boyamak için sulandırılmış kireç veya plastik boya sürmek.

ALEVLENME

Alevlenmek işi. Sessizce sürmekte olan bir hastalığın belirtilerinin artması, eksaserbasyon.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

ÇIKMAK

İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.

BUDAMAK

Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacıyla ağaç, asma vb.nin dallarını kesmek, kısaltmak. Bir şeyi eksiltmek, azaltmak. Güreşte rakibinin ayaklarını bir ayak oyunu veya vuruşu ile yerden kesmek. Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dallarını kesmek.

BEZİRLEMEK

Bezir yağı ile yağlamak, bezir yağı sürmek.

BOYALAMAK

Gelişigüzel boya sürmek.

BERDEVAM

Sürmekte olan, sürüp giden.