Kelimeler arşivi içinde; sonunda "sezgi" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu sezgi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında sezgi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde sezgi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SEZGİ
SEZGİ
Sezme yeteneği, feraset. Gerçeğin deneye veya akla vurmadan doğrudan doğruya kavranması.
Bu bölümde tanımı içerisinde SEZGİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EREN
Ermiş. Olağanüstü sezgileriyle birtakım gerçekleri gördüğüne inanılan kimse.
KARABİLECEK
Okuma yazma bilmediği halde sezgi yoluyla herşeyi bilen adam.
SEZİ
Sezgi.
TAHMİN
Yaklaşık olarak değerlendirme, oranlama. Akla, sezgiye veya bazı verilere dayanarak olabilecek bir şeyi, bir olayı önceden kestirme, kestirim. Önceden kestirilen, düşünülen şey.
SIR
Bazı nesnelere parlaklık verme, dış etkilerden koruma, sızmalarını önleme vb. amaçlarla sürülen, saydam veya donuk vernik. Bir amaca ulaşmak için kullanılan, başvurulan özel ve gizli yöntem. Bir işin, bir şeyin dikkat, yetenek, deneyim ve sezgi yardımıyla kavranabilen en zor, en ince yanı. Varlığı veya bazı yönleri açığa vurulmak istenmeyen, gizli kalan, gizli tutulan şey. Aklın erişemediği, açıklanamayan veya çözülemeyen şey, giz, gizem. Aynaların arkasına ve kaplama metal eşyanın yüzüne sürülen ince tabaka.
SEZAL
Sezgili kimse.
MANTIKDIŞICILIK
Doğruya ulaşmanın bir aracı olarak mantıksal düşünme gerekliliğinin yadsınması, mantığın yerine sezginin, inancın ve açınlamanın konması.
İLGÜDÜR
Sezgi, anlayış, duyuş. Yırtılan bir şeyin kopmasına az kalmış durumu.
SEZGEN
Sezgili, hisseden, duyan.
SEZGİLİ
Sezgi ile edinilen, sezgiye dayanan.
FERASET
Anlayış, seziş, sezgi. Zekâ.
ÖZNE
Bir cümlede bildirilen işi yapan, yüklemin bildirdiği durumu üzerine alan kimse veya şey, fail, süje: Çocuk uyudu. Çocuk henüz küçüktür cümlelerinde çocuk sözü öznedir. Bilinci, sezgisi, düş gücü olan, bazı filozoflara göre de dış dünyaya karşıt olan birey.
SEZGİSEL
Sezgili.
SEZEN
Duyan, hisseden, anlayan, sezgili.
ÖZBİLİŞ
Kişinin kendi davranış ve güdülerine karşı sezgi ve anlayış kazanması.
SEZGİCİLİK
Bilginin sezgiyle elde edilebileceğini savunan öğretilerin genel adı.
SENTİENTİZM
Sezgicilik.
HİS
Duygu. Duyu. Sezgi, sezme.
ARİF
Çok anlayışlı ve sezgili (kimse).
DOĞAÖTESİ
Duyularımızla algılayamadığımız varlıkların sebeplerini ve temellerini araştıran felsefe, fizikötesi, metafizik. Akıl ve sezgiyle elde edilen ilk ilkeleri veya mutlak bilgiyi konu alan felsefe, fizikötesi, metafizik. Bu felsefeyle ilgili olan.