Kelimeler arşivi içinde; başında "seyir" olan, toplam 21 adet kelime bulunmaktadır. seyir ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu seyir ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde seyir olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SEYİRSİNNİK, SEYİRSİNMEK, SEYİRDİMİNE
SEYİRCİLİK, SEYİRLEMEK
SEYİRTMEK, SEYİRTMEÇ, SEYİRTKEN, SEYİRTGEN, SEYİRDİCİ
SEYİRDÜM, SEYİRDİŞ, SEYİRLİK, SEYİRMEK, SEYİRDİM, SEYİRSİZ, SEYİRÇAY, SEYİRTME, SEYİRCEK
SEYİRCİ
SEYİR
SEYİR
Gidiş, yürüyüş, ilerleyiş. Kara taşıtlarının belli bir güzergâhta ilerlemesi. Bir yerden başka bir yere gitmek için yola çıkma. Eğlenmek için bakma, hoşlanarak bakma, temaşa. Özellikle gemilerin belli bir rotayı takip ederek yolculuk etmesi. Bakıp eğlenecek şey, eğlendirici durum.
SEYİRDÜM
Koşma süresi, koşum.
SEYİRDİŞ
Koşma süresi, koşum.
SEYİRDİCİ
Koşucu.
SEYİRLEMEK
Tahılları taş ve benzerleri maddelerden ayırmak için bol su içinde sallayarak yıkamak ve süzmek. Tahılın irisini, küçüğünü ayırmak.
SEYİRTMEK
Koşmak.
SEYİRTGEN
Yılancık.
SEYİRMEK
Seğirmek. Koşmak.
SEYİRCİLİK
Seyirci olma durumu.
SEYİRTKEN
Yılancık.
SEYİRLİK
Seyir için olan.
SEYİRDİMİNE
Koşarak.
SEYİRDİM
Akarsuyun eğimi, akıntısı. Yazın satışa çıkarılan koyunlar. Koşma süresi, koşum. Dizi, sıra: Bugün üç seyirdim halı dokudum.
SEYİRSİNMEK
Bakmak, görmek istemek.
SEYİRSİNNİK
Yadırganan, ayrıksı.
SEYİRTMEÇ
Ucu ilmekli kement.
Bu bölümde tanımı içerisinde SEYİR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TEMAŞA
Hoşlanarak bakma, seyretme. Seyredilecek görüntü, görülmeye değer şey. Gezme, seyir. Oyun, temsil, piyes, tiyatro.
BEYZABAZ
Seyirlik oyunlarda yumurtalarla gözbağcılık ve el çabukluğu gösteren sanatçı. Yumurtalarla gözbağcılığı ve elçabukluğu yapan oyuncu.
YAYIM
Yayma işi. Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye ulaştırılması, neşir. Kitap, gazete vb. okunacak şeylerin basılıp dağıtılması, neşir.
CIBI
Boncuk ya da aşık oyununda seyircilerin oyuncuyu teşvik amacıyla "yen" anlamında kullandıkları sözcük: Bunların hepsini cıbı.
MEVKİ
Yer, mahal. Durum. Bazı ulaşım araçlarında yolculara veya tiyatro, sinema vb. yerlerde seyircilere sağlanan konfora ve bilet ücretlerine göre düzenlenmiş yer. Makam.
TRİBÜN
Spor salonu, stadyum, hipodrom vb. yarışma ve gösteri yapılmış olan yerlerde seyircilerin oturduğu koltuklu veya basamaklı bölüm, sekilik. Burada oturan seyirciler.
STADYUM
Takım oyunları, atletizm karşılaşmaları ve çeşitli törenlerin yapılabilmesi, seyircilerin de bunları izleyebilmesi için elverişli oturma yerleri olan alan, stat.
OYNATIM
Oynatma işi. Sinema endüstrisinin, filmlerin seyircilere gösterilmesi işiyle uğraşan kolu.
ADENOVİRÜSLER
İki iplikli DNA' sı olan virüs grubu; hayvanlarda bazı tümörlere sebep olan, 70-90nm çapında, 252 kapsomerden oluşan ikozahedral bir protein kılıf içinde düz bir DNA çift heliksi kapsayan, birçok serotipleri patojen olan, adenovirüs tip II insan dahil memelilerde solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olan virüsler. Hayvanlarda bazı tümörlere neden olan, boyutları 70-90 nm ve çift zincirli DNA molekülüne sahip virüsler, Adenoviridae. Pek çok canlı türünde, genellikle üst solunum sisteminde, gizli seyirli enfeksiyonlara neden olan, çift iplikli DNA genom yapısına sahip ve yaklaşık 70 nm büyüklükte virüslerin oluşturduğu virüs ailesi, Adenoviridae.
AMİGO
Çoğunlukla spor yarışmalarında seyircileri coşturan kimse.
STANT
Sergilik. At yarışlarında seyirci tribünü.
AKTİNOMİKOZİS
Sığırlarda, seyrek olarak atlarda, domuzlarda, koyunlarda, köpeklerde ve insanlarda, yüz kemiklerinde, özellikle de alt ve üst çene kemiklerinde, granülomlu yangıyla belirgin, Actinomyces bovis, tarafından oluşturulan, bulaşıcı, kronik seyirli bakteriyel hastalık, Halk dilinde kel yara, hanazir, domuzbaşı.
ASBESTOZİS
İnce asbest tozlarının veya liflerinin solunum yoluyla alınması ve akciğerde birikmesiyle oluşan, yaygın granülomlu fibroz bağ doku artışı, amfizem, plöra mezoteliomu ve bronşektaziyle belirgin kronik seyirli, insanlarda görülen akciğer hastalığı. Hayvanlarda da benzer akciğer lezyonları bildirilmiş olmakla birlikte, mezoteliomlarla asbestozis arasında insanlardakine benzer tarzda yakın bir ilişki kurulamamıştır.
SEYİRTME
Seyirtmek işi.
DENİZÜSSÜ
Her çeşit savaş gemilerinin seyir dışı barındığı, bakımlarının yapılıp eksiklerinin giderildiği özel liman.
YAYIMCI
Bir sanatçının, bir yazarın eserini yayıma hazırlayan kimse veya kuruluş, yayıncı, naşir, tabi, editör. Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye teknik düzeyde ulaştırılmasını sağlayan kimse. Görsel ve yazılı basında yayıma hazırlama yetkisi olan kimse, editör.
ORKESTRA
Yaylı, üflemeli ve vurmalı çalgılar topluluğu. Bazı tiyatroların birinci katında sahne veya perdeye en yakın koltuklar. Eski Yunan tiyatrolarında, sahne ve seyirciler arasındaki çember biçiminde koro yeri.
AFLATOKSİKOZİS
İnsan ve hayvanlarda aflatoksinler tarafından oluşturulan mutagenezis, karsiogenezis, teratogenezis, mitozun ve bağışıklık sisteminin baskılanmasıyla belirgin zehrin metabolitlerinin makromoleküllere, nükleik asitlere ve nükleoproteinlere bağlanması sonucu biçimlenen akut veya genellikle kronik seyirli zehirlenme.
APAR
Oyuncunun rol gereği seyircilerin duyacağı biçimde, ama öbür oyuncular sanki duymuyormuş gibi düşünmesi ya da konuşması. Oyuncunun doğrudan seyirciye dönerek konuşması. Oyuncuların sahnede, seyircilerin duyacağı ama sanki öbür oyuncuların duymayacağı biçimde kendi kendine konuşmaları. Oyuncunun seyirciye dönerek konuşması (Seyirciye sesleniş).
ALTINDA
Sahnenin seyirciye yakın kesimi. bk. sahne aşağısı.