Sonu SAPSIZ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "sapsız" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu sapsız ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında sapsız olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde sapsız olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

SAPSIZ

Sapı olmayan.

HESAPSIZ

Hesabı tutulmayan. Ölçüsüz, tutumsuz, savruk, müsrif. Önceden iyi düşünülmemiş, sonu belli olmayan. Sayılamayacak kadar çok olan.

  -   -   -  

Anlamında SAPSIZ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SAPSIZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KOPOH

İpsiz sapsız, berduş.

MİKYASSIZ

Ölçeği veya ölçüsü olmayan. Hadsiz hesapsız, hesaba kitaba sığmayan.

MINTI

Sapsız bıçak, çakı. Yeteneksiz.

ANLAMSIZ

Anlamı olmayan, önemli bir şey anlatmayan, manasız, beyhude, boş, içsiz, yersiz, gıcırı bükme, ipsiz sapsız.

HESAPSIZLIK

Hesapsız olma durumu. Hesapsızca davranış.

NANE

Ballıbabagillerden, yaprakları sapsız, çiçekleri beyaz veya menekşe renginde, güzel kokulu, yaprakları baharat olarak kullanılan, çok yıllık ve otsu bir kültür bitkisi (Mentha piperita). Bu bitkinin kurutulmuş yapraklarından elde edilen baharat.

BAŞAK

Arpa, buğday, yulaf ve benzerleri ekinlerin tanelerini taşıyan kılçıklı başı. Tarlalarda, bağlarda dökülmüş veya tek tük kalmış olan ürün. Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi arasında bulunan takımyıldızın adı. Merdiven, el merdiveni, merdiven basamağı, iskele. Tahıl ve meyveleri devşirdikten sonra geriye kalan döküntüler: Zavallı ihtiyar kadın, ömrünü başak toplamakla geçirir. Sigara izmariti: Tütün alacak parası yok ki başak toplayıp içiyor. Ana eksen üzerindeki çiçekleri sapsız olan çiçek durumu. Spika. Mahsûl devşirildikten sonra dal ve sap üzerinde kalmış olan artıklar. Demren, okun ucundaki sivri demir. İstanbul şehri, Karacaköy bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Malatya ilinde, Hasançelebi bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Mardin kenti, Kızıltepe belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Şırnak şehri, Silopi ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Bir takımyıldızın ve bir burcun adı; Başak takımyıldızı, Başak burcu.

HESAPSIZCA

Hesapsız bir biçimde.

HODABIK

İpsiz sapsız kişi.

GEGE

Gaga. Taş, toprak, kum taşımaya yarayan sedye şeklinde bir çeşit araç, teskere. Çelimsiz, zayıf, cüce (kimse). Meyve dallarını eğmek ya da davarları yakalamak için kullanılan ucu çengelli uzun sırık. Baston: Gegeyi ver dedem camiye gidecek. Beceriksiz, eli işe yatkın olmayan. Peltek konuşan kişi. Çörek. Eğri çizgi. Geveze. Meyve dallarını eymek ya da davarları yakalamakta kullanılan ucu çengelli sırık. Saplı, sapsız ağaç ya da demir çengel.

KELTE

Tarikatten olmayan, yabancı. Sanatında ya da işinde ilerleyemeyen. Küçük, yaşlı palamut ağacı. Kertenkeleden daha küçük sırtındaki pullar sert ve az olan bir sürüngen. Küfe, sapsız sepet. Kısa. Verimsiz toprak.

PLANSIZ

Belirli bir planı olmayan. Önceden düşünülmeyen, ölçüsüz, hesapsız.

HAR

"Düşüncesizce ve hesapsızca harcamak, bol bol harcayıp tüketmek" anlamlarındaki har vurup harman savurmak deyiminde geçen bir söz. Sıcak, kızgın, yakıcı.

BİŞİDIGANI

Yemek pişirmekte kullanılan sapsız kap. (Değirmendere Afyonkarahisar).

ENTE

Yenge. Topraktan yapılmış sapsız çömlek.

AKROKORDON

Köpeklerde küçük, kılsız, hiperplastik bir epidermisle damardan zengin kollajen dokudan ibaret, saplı veya sapsız, deri eklentileri içermeyen, deri sarkmalarıyla belirgin iyicil tümör, fibrovasküler papillom, yumuşak fibrom, pendilöz yumuşak fibrom.

DEMSİZ

Kararsız, hesapsız: Demsiz harcanan para çabuk tükenir.

AMPLEKSİKOL

Bitkilerde sapsız yapraklarda, yaprak tabanındaki kulakçıkların gövdeyi tamamen sarması.

KAVSIRA

Yayvan, sapsız sepet.

MANTU

Sapsız bıçak, çakı. Bıçak ve çakının demir kısmı. Kullanılmış, eskimiş bıçak, çakı ağzı. Mantı (yemek).