SAF ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "saf" olan, toplam 65 adet kelime bulunmaktadır. saf ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu saf ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde saf olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

SAFLAŞTIRILMAK

13 harfli kelimeler

SAFLAŞTIRILMA

12 harfli kelimeler

SAFLAŞTIRMAK, SAFSATACILIK

11 harfli kelimeler

SAFTORİKLİK, SAFDİLLİLİK, SAFLAŞTIRMA, SAFTARONLUK, SAFTİRİKLİK

10 harfli kelimeler

SAFRANBOLU, SAFİYÜDDİN

9 harfli kelimeler

SAFSIZLIK, SAFSATACI, SAFÇASINA, SAFLAŞMAK, SAFKAYIŞI, SAFDİLLİK

8 harfli kelimeler

SAFLAŞMA, SAFİYANE, SAFDİLLİ, SAFRALIK, SAFDERUN, SAFTARON, SAFTİRİK, SAFTORİK, SAFAALAN

7 harfli kelimeler

SAFRALI, SAFİNAZ, SAFSAFA, SAFSATA, SAFİYET, SAFİNUR, SAFAHAT, SAFİBEY, SAFGELE, SAFALIK, SAFIGÜL

6 harfli kelimeler

SAFENA, SAFRAN, SAFLIK, SAFETİ, SAFARİ, SAFFET, SAFDİL, SAFKAN, SAFALI, SAFİYE, SAFİHA, SAFİRE, SAFDER

5 harfli kelimeler

SAFAR, SAFÇA, SAFAŞ, SAFİK, SAFAH, SAFDE, SAFER, SAFRA, SAFFA, SAFHA, SAFIN, SAFİR

4 harfli kelimeler

SAFİ, SAFA

3 harfli kelimeler

SAF

Bazı kelimelerin anlamları

SAF

Dizi, sıra. Katıksız, arı, katışıksız, halis, has. Kurnazlığa aklı ermeyen, kolaylıkla aldatılabilen, bön, safdil. Grup. İyi niyetli, art niyetsiz.

SAFLAŞTIRMA

Saflaştırmak işi.

SAFLAŞTIRILMA

Saflaştırılmak işi.

SAFTARONLUK

Saftaron olma durumu.

SAFSATACI

Boş, temelsiz, asılsız konuşan (kimse).

SAFLAŞTIRMAK

Saf (II) duruma getirmek.

SAFSIZLIK

Hava, su veya gıda maddelerine kazara veya istenmeden katılması ile onları sağlığa zararlı hale getiren herhangi bir madde. Kükürtlü yakıtların yanmasından oluşan kükürt dioksit, sebzelerdeki peptisit artıkları, endüstriyel tozlar bunlara örnek verilebilir.

SAFSATACILIK

Bilgicilik.

SAFDİLLİLİK

Safdilli olma durumu.

SAFRANBOLU

Karabük iline bağlı ilçelerden biri.

SAFTORİKLİK

Saftorik olma durumu.

SAFLAŞMAK

Saf (II) duruma gelmek.

SAFTİRİKLİK

Saftirik olma durumu.

SAFÇASINA

Safça.

SAFİYÜDDİN

Dini temiz, dini pak olan kimse.

SAFLAŞTIRILMAK

Saf duruma getirilmek.

  -   -   -  

Anlamında SAF bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SAF geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AHLATIERBAA

İnsanın kişiliğini oluşturduğuna inanılan bedendeki balgam, kan, safra ve sevda ögeleri.

BÖN

Budala, saf, avanak, ahmak.

AKMAN

Bozulmamış, saf, temiz.

ARILAŞMAK

Arı duruma gelmek, arılanmak, saflaşmak, özleşmek.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

AVAL

Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).

ASPUR

Yalancı safran.

ABDAL

Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.

AYAR

Bir aygıtın gereken işi yapabilmesi durumu. Değer, derece. Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. Bir iş veya bir davranışta gereken ölçü. Altın, gümüş vb. madenlerden yapılmış şeylerin saflık derecesi.

ABANİ

Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.

ARI

Temiz. Günahsız. Zar kanatlılardan, bal ve bal mumu yapan, iğnesiyle sokan böcek (Apis mellifica). Yabancı şeylerden arınmış, katışıksız, saf, halis.

ARA

İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

ARILIK

Temizlik, saffet, sililik. Günahsızlık. Kovanların konulduğu yer, kovanlık.

BİLGİCİLİK

Antik Yunan felsefesinde eleştiri akımı, sofizm. Başkasını yanıltmak için doğru olmadığı bilinerek yapılmış olan uslamlama ve çıkarsama, safsatacılık.

BÖNCE

Budala, saf. (bö'nce) Budalaya yakışır bir biçimde, böncesine, safça, angutça.

BÖNLÜK

Bön olma durumu, budalalık, aptallık, sersemlik, saflık.

BALAST

Demir yollarında traverslerin altına, şoselerde düzeltilmiş toprak üzerine döşenen taş kırıkları. Safra.

AYDINLIK

Bir yeri aydınlatan güç, ışık. Kolay anlaşılacak derecede açık olan, vazıh. Kötülükten uzak, temiz, saf. Bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için damın ortasından zemine kadar açılan boşluk. Işık alan.