Kelimeler arşivi içinde; başında "saf" olan, toplam 65 adet kelime bulunmaktadır. saf ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu saf ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde saf olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SAFLAŞTIRILMAK
SAFLAŞTIRILMA
SAFLAŞTIRMAK, SAFSATACILIK
SAFTORİKLİK, SAFDİLLİLİK, SAFLAŞTIRMA, SAFTARONLUK, SAFTİRİKLİK
SAFRANBOLU, SAFİYÜDDİN
SAFSIZLIK, SAFSATACI, SAFÇASINA, SAFLAŞMAK, SAFKAYIŞI, SAFDİLLİK
SAFLAŞMA, SAFİYANE, SAFDİLLİ, SAFRALIK, SAFDERUN, SAFTARON, SAFTİRİK, SAFTORİK, SAFAALAN
SAFRALI, SAFİNAZ, SAFSAFA, SAFSATA, SAFİYET, SAFİNUR, SAFAHAT, SAFİBEY, SAFGELE, SAFALIK, SAFIGÜL
SAFENA, SAFRAN, SAFLIK, SAFETİ, SAFARİ, SAFFET, SAFDİL, SAFKAN, SAFALI, SAFİYE, SAFİHA, SAFİRE, SAFDER
SAFAR, SAFÇA, SAFAŞ, SAFİK, SAFAH, SAFDE, SAFER, SAFRA, SAFFA, SAFHA, SAFIN, SAFİR
SAFİ, SAFA
SAF
SAF
Dizi, sıra. Katıksız, arı, katışıksız, halis, has. Kurnazlığa aklı ermeyen, kolaylıkla aldatılabilen, bön, safdil. Grup. İyi niyetli, art niyetsiz.
SAFLAŞTIRMA
Saflaştırmak işi.
SAFLAŞTIRILMA
Saflaştırılmak işi.
SAFTARONLUK
Saftaron olma durumu.
SAFSATACI
Boş, temelsiz, asılsız konuşan (kimse).
SAFLAŞTIRMAK
Saf (II) duruma getirmek.
SAFSIZLIK
Hava, su veya gıda maddelerine kazara veya istenmeden katılması ile onları sağlığa zararlı hale getiren herhangi bir madde. Kükürtlü yakıtların yanmasından oluşan kükürt dioksit, sebzelerdeki peptisit artıkları, endüstriyel tozlar bunlara örnek verilebilir.
SAFSATACILIK
Bilgicilik.
SAFDİLLİLİK
Safdilli olma durumu.
SAFRANBOLU
Karabük iline bağlı ilçelerden biri.
SAFTORİKLİK
Saftorik olma durumu.
SAFLAŞMAK
Saf (II) duruma gelmek.
SAFTİRİKLİK
Saftirik olma durumu.
SAFÇASINA
Safça.
SAFİYÜDDİN
Dini temiz, dini pak olan kimse.
SAFLAŞTIRILMAK
Saf duruma getirilmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde SAF geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AHLATIERBAA
İnsanın kişiliğini oluşturduğuna inanılan bedendeki balgam, kan, safra ve sevda ögeleri.
BÖN
Budala, saf, avanak, ahmak.
AKMAN
Bozulmamış, saf, temiz.
ARILAŞMAK
Arı duruma gelmek, arılanmak, saflaşmak, özleşmek.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
AVAL
Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).
ASPUR
Yalancı safran.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
AYAR
Bir aygıtın gereken işi yapabilmesi durumu. Değer, derece. Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. Bir iş veya bir davranışta gereken ölçü. Altın, gümüş vb. madenlerden yapılmış şeylerin saflık derecesi.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
ARI
Temiz. Günahsız. Zar kanatlılardan, bal ve bal mumu yapan, iğnesiyle sokan böcek (Apis mellifica). Yabancı şeylerden arınmış, katışıksız, saf, halis.
ARA
İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ARILIK
Temizlik, saffet, sililik. Günahsızlık. Kovanların konulduğu yer, kovanlık.
BİLGİCİLİK
Antik Yunan felsefesinde eleştiri akımı, sofizm. Başkasını yanıltmak için doğru olmadığı bilinerek yapılmış olan uslamlama ve çıkarsama, safsatacılık.
BÖNCE
Budala, saf. (bö'nce) Budalaya yakışır bir biçimde, böncesine, safça, angutça.
BÖNLÜK
Bön olma durumu, budalalık, aptallık, sersemlik, saflık.
BALAST
Demir yollarında traverslerin altına, şoselerde düzeltilmiş toprak üzerine döşenen taş kırıkları. Safra.
AYDINLIK
Bir yeri aydınlatan güç, ışık. Kolay anlaşılacak derecede açık olan, vazıh. Kötülükten uzak, temiz, saf. Bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için damın ortasından zemine kadar açılan boşluk. Işık alan.