Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ramas" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ramas ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ramas olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ramas olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
RAMAS
Kağnılarda boyunduruğun takıldığı uzun direk, ok. Ekin yığını.
IRAMAS
Harmandaki dövülecek ya da sürülecek sap yığını. Tarlada yığın yapılan biçilmiş ekin: Dört dönüm yere ancak üç ıramas yapabildik. Kağnının eksenini çeken çatal ağaç, kağnı oku. Kağnının iskeletini oluşturan çatal ağaç. (Akçaşar Yalvaç Isparta).
KARAMAS
Yobaz, kaba: Şu adam ne karamas.
İRAMAS
Kağnının eksenini çeken çatal ağaç, kağnı oku. Harman yerindeki sap yığını.
Bu bölümde tanımı içerisinde RAMAS geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SİGORTACI
Belirli bir prim karşılığında, sigortalıya veya bir tazminattan yararlanacağı belirtilmiş olan kimseye, zarara uğraması durumunda belli bir para veya gelir ödemeyi üstlenen kimse.
KARGIMAK
Birine, Tanrı'nın, insanların sevgi ve ilgisinden yoksun kalıp nefretlerine uğraması dileğinde bulunmak, ilenmek, kargışlamak, lanet etmek, lanetlemek.
YALAK
Hayvanların su içtikleri taş veya ağaçtan oyma kap. Akan suyun çevreye sıçramasını veya akıp gitmesini önlemek için çeşme, musluk vb.nin altına konulan delikli taş tekne. Buz yalağı. Boşboğaz, söz taşıyan.
KAZA
İstem dışı veya umulmayan bir olay dolayısıyla bir kimsenin, bir nesnenin veya bir aracın zarara uğraması. Kadılık görevi. Yargı. Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan yerine getirme. İlçe, kaymakamlık.
BOZUNUM
Birleşik bir maddenin daha yalın bileşiklere veya bileşenlere tek yönlü olarak ayrılması, dejenerasyon. Işın etkin bir çekirdeğin ışınım salarak değişikliğe uğraması olayı, dejenerasyon. Bir öğecik çekirdeğinin kendiliğinden ya da çarpışma ile edindiği ışımetkinlik sonucu, bir ya da birden fazla parçacık ya da ışılcık salarak parçalanması. Özdeşlik dönüşümüne uzamdaş olan işlev. Metallerin, yoğruk bölgede biçim değiştirmeleri olayı.
ÇİPİNTİ
Yağmur sularının saçaklardan dökülerek sıçramasıyle duvarlarda meydana gelen lekeler.
DALIŞ
Dalma işi. Topu yakalamak amacıyla savunmadaki bir oyuncunun yatay olarak sıçraması, plonjon.
KORUMAK
Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek. Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek. Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek. Karşılamak, denk gelmek. Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek. Tehlikeli, zararlı durumları önlemek. Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek.
BENZEŞMEZLİK
Bir kelimede bulunan aynı veya benzeri seslerden birinin değişikliğe uğraması, disimilasyon: Kınnap kırnap, attar aktar gibi.
KÖMÜR
Karbonlu maddelerin kapalı ve havasız yerlerde için için yanmasından veya çok uzun süre derin toprak katmanları altında kalıp birtakım kimyasal değişmelere uğramasından oluşan, siyah renkli, bitkisel kaynaklı, içinde yüksek oranda karbon bulunan katı yakıt. Siyah renkli.
YATIRMAK
Bir kimsenin bir yere yatmasını sağlamak. Bir yiyeceği korumak veya tatlandırmak amacıyla tuz, soğan, yağ vb.nde bir süre bekletmek. Harcamak. Parayı ödemek amacıyla bir kuruluşa vermek, teslim etmek. Eğmek, yatık duruma getirmek. Parayı, işletmek amacıyla bir yere vermek. Konuk etmek. Uyutmak. Başarısızlığa uğramasına yol açmak. Düzeltmek, bastırmak, yassıltmak.
BÖLMELENDİRİM
Bir aygıtın ölçüme yaraması için belli birimler cinsinden bölmelere ayrılması.
ATROFİ
Yapı ve görev bakımından zayıflama ya da küçülme. Normal gelişmiş organ ve dokuların; beslenme bozuklukları, iltihaplanma veya çalışamaması sonucu erimesi, küçülmesi durumu. Fizyolojik veya patolojik nedenlerle, gelişimini tamamlamış hücrelerin hacimce küçülmesi veya sayılarının azalması sonucu, organ ve dokuların boyutlarının küçülmesi veya dumura uğraması.
UĞRATMAK
Uğrama işini yaptırmak, uğramasına sebep olmak. Savmak, çıkmak, dışarı atmak, kovmak.
KAVRAYIŞ
Kavrama işi. Bir algının doğrudan doğruya kavranması. Motorlu araçlarda lastiğin tam olarak yolu kavraması. Kavrama, anlama, algılama yetisi.
DÖNÜŞÜM
Olduğundan başka bir biçime girme, başka bir durum alma, şekil değiştirme, tahavvül, inkılap, transformasyon. Görevinin değişikliğe uğraması yüzünden bir organda ortaya çıkan değişme. Bilinçaltına itilmiş bir duygu veya isteğin, karşıtı görünümünde veya başka bir biçimde bilince yükselmesi, transformasyon.
KAVRATMAK
Kavramasını sağlamak.
SALTO
Rakibin bedenini kollarıyla birlikte kavrayarak yana veya arkaya savurma, devirerek bastırma biçiminde uygulanan bir güreş oyunu. Havada takla. Vücudun, ayakta duruştan yerinde ya da koşarak hız alıp sıçramasıyla, ellere dayanmadan havada enine ya da derinliğine ekseninde öne - arkaya - yana bir takla atarak ayaküstü gelmesi. Yerde, yüksek bir araçtan aşağı ya da bir araçtan bu yolla aşma biçiminde uygulanan türleri vardır.
KANSER
Bir organ veya dokudaki hücrelerin kontrolsüz olarak bölünüp çoğalmasına bağlı olarak yakın dokulara yayılmasıyla veya uzak dokulara sıçramasıyla beliren hastalık, amansız hastalık, incitmebeni, dokunmabana.
YAYILMA
Yayılmak işi, intişar. Dağınık savaş düzeni. Organizmanın herhangi bir noktasında bulunan bir hastalığın veya kötü huylu urun organizmanın başka bir yerine sıçraması, metastaz. Işığın, bir kaynaktan çıkarak doğru çizgiler durumunda türlü yönlere dağılması.