PARÇA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "parça" olan, toplam 22 adet kelime bulunmaktadır. parça ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu parça ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde parça olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

PARÇALAYABİLMEK

14 harfli kelimeler

PARÇALAYABİLME, PARÇALATTIRMAK

13 harfli kelimeler

PARÇALATTIRMA

11 harfli kelimeler

PARÇALAYICI, PARÇALATMAK, PARÇALANMAK, PARÇALANMAH

10 harfli kelimeler

PARÇALANIŞ, PARÇALATMA, PARÇALANMA, PARÇALAMAK, PARÇACILIK, PARÇACIKLI, PARÇALAYIŞ

9 harfli kelimeler

PARÇALAMA

8 harfli kelimeler

PARÇALAK, PARÇACIK

7 harfli kelimeler

PARÇALI, PARÇACI

6 harfli kelimeler

PARÇAL

5 harfli kelimeler

PARÇA

Bazı kelimelerin anlamları

PARÇA

Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

PARÇALANMAK

Parçalama işine konu olmak, parçalara ayrılmak, paralanmak. Başkasını mutlu etmek için elden gelen her şeyi yapmak, didinmek. bir işi yapabilmek için kendini sıkıntıya sokacak kadar uğraşıp didinmek.

PARÇALATTIRMA

Parçalattırmak işi.

PARÇALATMAK

Parçalama işini yaptırmak.

PARÇALAMAK

Parçalara ayırmak, bütünlüğünü bozmak, parça parça etmek. Birliği bozmak amacıyla bölmek.

PARÇACIKLI

Parçacığı olan, partiküllü.

PARÇALAYIŞ

Parçalama işi.

PARÇALAYABİLME

Parçalayabilmek işi.

PARÇALAYABİLMEK

Parçalama imkânı veya olasılığı bulunmak.

PARÇALATMA

Parçalatmak işi.

PARÇACILIK

Parçacının işi.

PARÇALATTIRMAK

Parçalama işini yaptırmak.

PARÇALAYICI

Dönen bıçakları yardımıyla, gıdaları ve yemleri kesmeye, parçalamaya, karıştırmaya veya sıvılaştırmaya yarayan elektrikli alet, blender.

PARÇALANMA

Parçalanmak işi.

PARÇALANMAH

Çok sinirlenmek.

PARÇALANIŞ

Parçalanma işi.

  -   -   -  

Anlamında PARÇA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde PARÇA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALINTI

Bir yazıya başka bir yazarın yazısından alınmış parça, aktarma, iktibas. Başka bir dilden alınmış kelime.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

AHİZE

Telefonda seslerin duyulduğu ve iletildiği parça.

ALET

Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayanf özel araç. Maşa. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.

ALDIRMAK

Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

AHLAT

Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.

AFFETTUOSO

Bir parça yumuşak ve duygulu bir biçimde çalınarak.

AKOMPANYATÖR

Bir parça çalındığı zaman ses veya bir aletle ona eşlik eden kimse.

AÇIORTAY

Bir açıyı, ölçüleri birbirine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru parçası.

AKIŞKANLAŞTIRMA

Akışkanlaştırmak işi. Akışkanların niteliğini düzeltmek üzere yoğunlaşmış bir akım içinde parçacıkların yüzmesini sağlayan yöntem.

AKAR

Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.

ALAN

Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

ALACALIK

Alaca olma durumu. Renkli ve renksiz kılların bütün vücutta düzenli bir biçimde dağılmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleşmesiyle meydana gelen bir at donu.

AĞIZLAMAK

Bir boğazın veya bir limanın ağzını ortalamak. Bir işi kolaylamak. Bir parçayı yuvasına geçirmek için önce yuvanın ağzını ayarlamak.

AĞIRŞAK

Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).

AKKARINCALAR

Ağız parçaları iyi gelişmiş, iri başlı, ısırıcı böcekler topluluğu, termitler.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

AKTARICI

Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.

AKCİĞER

Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.

 

Warning: fopen(/home/ileilgil/public_html/kelimeler/cache/pa/parça_1_0.io): failed to open stream: Disk quota exceeded in /home/ileilgil/public_html/kelimeler/func.php on line 37

Warning: fwrite() expects parameter 1 to be resource, boolean given in /home/ileilgil/public_html/kelimeler/func.php on line 38

Warning: fclose() expects parameter 1 to be resource, boolean given in /home/ileilgil/public_html/kelimeler/func.php on line 39