OYA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "oya" olan, toplam 39 adet kelime bulunmaktadır. oya ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu oya ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde oya olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

OYALAYABİLMEK, OYALANABİLMEK

12 harfli kelimeler

OYALAYABİLME, OYALANDIRMAK, OYALANABİLME

11 harfli kelimeler

OYALANDIRMA

10 harfli kelimeler

OYANDIRMAK

9 harfli kelimeler

OYABİLMEK, OYALANMAK, OYAİPLİĞİ

8 harfli kelimeler

OYABİLME, OYALANTI, OYALANMA, OYALAMAK, OYAÇİÇEK, OYACILIK

7 harfli kelimeler

OYALAMA, OYANMAK, OYANMAH, OYALMAK, OYATLIK

6 harfli kelimeler

OYACIK, OYACAK, OYANTA, OYANIH

5 harfli kelimeler

OYACI, OYACA, OYALI, OYALİ, OYALP, OYASA, OYANİ

4 harfli kelimeler

OYAT, OYAZ, OYAN, OYAH, OYAK, OYAL

3 harfli kelimeler

OYA

Bazı kelimelerin anlamları

OYA

Genellikle ipek ibrişim kullanarak iğne, mekik, tığ veya firkete ile yapılmış olan ince dantel.

OYALANABİLME

Oyalanabilmek işi.

OYAÇİÇEK

İnce, kibar, nazik kız.

OYALANTI

Oyalanmak için yapılmış olan şey.

OYABİLMEK

Oymaya gücü yetmek.

OYABİLME

Oyabilmek işi.

OYALANDIRMA

Oyalandırmak işi.

OYANDIRMAK

Uyandırmak.

OYALANMAK

Oyalama işine konu olmak. Vakit geçirmek. Boşuna zaman harcamak. Beklemek.

OYALANMA

Oyalanmak işi.

OYALAYABİLMEK

Oyalama imkânı veya olasılığı bulunmak.

OYALAYABİLME

Oyalayabilmek işi.

OYALANDIRMAK

Oyalanmasına yol açmak, oyalanmasını sağlamak.

OYALANABİLMEK

Oyalanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

OYALAMAK

Belirli bir süre birinin dikkat ve ilgisini başka bir şey üzerine çekmek, meşgul etmek. Vakit kazanmak için aldatmak. Bekletmek. Eğlendirmek, hoşça vakit geçirtmek. Oya ile süslemek.

OYAİPLİĞİ

Teyel ipliği. (Aksaray Niğde).

  -   -   -  

Anlamında OYA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OYA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALİZARİN

Kök boyası.

ASTAR

Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına geçirilen ince kat. Sıvanacak, boyanacak yerlere boyadan önce sürülen kat. Gemicilikte bir şeyi sağlamlaştırmak için kullanılan bez, halat, ağaç vb.

ANGARYA

Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.

ANTREPOCU

Antrepo işleten kimse. Antrepoya bakan kimse.

AĞAÇKAKAN

Serçegillerden, gagasıyla ağaçları oyabilen ve ağaç kurtlarını yiyerek beslenen, uzun gagalı kuş (Picus).

AKROMATİN

Hücre çekirdeği içindeki ince iplikçiklerden yapılmış, kromatin ile boyanmamış kromozomları oluşturan bölüm.

APRE

Kumaş ya da derinin cilalanması, perdahlanması. Dokumacılıkta, boyacılıkta cila olarak kullanılan madde.

AKMAK

Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.

ALDATMAK

Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.

AĞAÇDELEN

Yuva yapmak için ağaçları oyan böcek.

ASTARLAMAK

Astar geçirmek. Boyacılıkta, astar vurmak, astar sürmek.

ALLIK

Al olma durumu. Kadınların süs için yanaklarına sürdükleri al boya.

AKASYA

Baklagillerden, sıcak iklimlerde birçok türü yetişen ve tanen, zamk, boya vb. maddelerin yapımında kullanılan bir ağaç (Acacia). Baklagillerden, yurdumuzda yetişen bir süs ve gölge ağacı, salkım ağacı, yalancı akasya (Robinia pseudoacacia).

ALIÇ

Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç, gövem eriği, geyik dikeni, akdiken (Crataegus monogyna). Bu ağacın mayhoş yemişi.

AKŞIN

Doğuştan boya maddesi bulunmadığı için kıllarında ve gözlerinde, bazen de derisinde ak olan (hayvan veya insan), çapar, albinos.

AKVAREL

Sulu boya resim.

AKROMATİK

Beyaz ışığı çözümlemeden geçiren, renksemez. Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm).

ALACALAMAK

Renk renk, benek benek boyamak.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ALDANMAK

Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.