ORANTI ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "orantı" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. orantı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu orantı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde orantı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

ORANTILANMAK, ORANTISIZLIK

11 harfli kelimeler

ORANTILAMAK, ORANTILANMA

10 harfli kelimeler

ORANTILAMA

9 harfli kelimeler

ORANTISIZ

8 harfli kelimeler

ORANTILI

6 harfli kelimeler

ORANTI

Bazı kelimelerin anlamları

ORANTI

Bir şeyi oluşturan parçaların kendi aralarında ve parçalarla bütün arasında bulunan uygunluk, oran, tenasüp. Birincinin ikinciye oranı, üçüncünün dördüncüye oranına eşit olan dört terim arasındaki bağıntı, orta.

ORANTISIZLIK

Orantısız olma durumu.

ORANTILANMAK

Orantılı olarak düşünülmek.

ORANTILAMAK

Orantılı olarak düşünmek veya değerlendirmek.

ORANTILI

Aralarında orantı bulunan, mütenasip. Bir orantıyla ilgili olan. Bir niceliğin iki, üç, . kez çoğalması veya azalması, başka bir niceliğin o nispette çoğalmasını veya azalmasını gerekli kılarsa "bu iki nicelik birbiriyle orantılıdır" denir.

ORANTILAMA

Orantılamak işi veya durumu.

ORANTISIZ

Orantısı olmayan.

ORANTILANMA

Orantılanmak işi veya durumu.

  -   -   -  

Anlamında ORANTI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ORANTI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

LABORANTLIK

Laborantın işi veya mesleği.

KÜTLE

Katı maddelerin büyük parçası, küme, yığın. Bir nesneye uygulanan kuvvetle, oluşan ivme arasındaki orantıyı veren katsayı veya nesne niceliği. Kitle.

ORTA

Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. İyi ile kötü arasındaki durum. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Yeniçeri Ocağında tabur. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Ne büyük ne küçük, midi. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Ne uzun ne kısa, midi. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Orantı.

BENZERLİK

Benzer olma durumu. İki üçgende köşelerinin eşlenmesine göre karşılıklı açıların eş ve karşılıklı kenarların orantısından doğan durum.

MODÜL

Bir uzay taşıtının yapısı içinde yer alan ve kendi başına hareket edebilen bağımsız bölüm. Herhangi bir mekanik özelliği belirten katsayı. Parça. Bir yapının çeşitli bölümleri arasında orantıyı sağlamak için kullanılan ölçü birimi.

SPOROGONİ

Bir hücreli hayvanlardan sporlularda görülen ve asalağın başka konaklara geçmesini sağlamak üzere eşeyli üreyen döl. Coccidia, Gregarine ve Microsporidia türlerinde görülen eşeysiz üreme. Sporlanma. Protozoonlarda sporontun sporokist ve sporozoitlerin oluşumuyla sonuçlanan sporantın çoğa bölünmesi. Birgözeli hayvanlardan sporlularda görülen ve asılağın başka konaklara geçmesini sağlamak üzere eşeyli üreyen döl.

SEZİNLETME

İki anlama gelen bir sözü, bir anlamda kullanırken öbürüne de uygun düşürme sanatı: / Şah-ı gül goncasıyle ser-efraz / Salınır rüzgâra eyler naz. (Ali Haydar Bey) (rüzgâr = âlem anlamına geldiği gibi esen hava anlamını da okşar.) bk. orantılı artsayış, yineleme.

AYDINLANMA

Aydınlanmak işi ya da durumu. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi.

YERÇEKİMSEL

İki kütlenin çarpımı ile doğru, aralarındaki uzaklığın karesi ile ters orantılı yerçekim kuvvetlerine ilişkin.

KANİŞ

Uzun, kıvırcık tüylü bir cins köpek. Fransa'dan köken alan ve Fransa'nın ulusal köpek ırkı olarak da tanınan, Avrupa'da yaklaşık 400 yıllık bir geçmişi olan, geçmişte av köpeği olarak yetiştirilmiş, standart, minyatür ve toy olmak üzere genel özellikleri aynı yalnızca boyutları farklı üç varyasyonu olan, vücut yapısı orantılı ve kare şeklinde, tüyleri sert ya tam kıvırcık veya kordonlar şeklinde dolanarak uzayan, geleneksel biçimde tıraşı yapıldığında daha zarif, asil ve kendinden emin bir görüntü kazanan, bütün düz renklerde olabilen, gözleri oval ve ırk özelliği olarak genellikle çok koyu renkli, gözleri kahverengi olanlarda koyu kehribar renginde, kayısı renkli olanlarda ise kehribar renginde, kuyruğu geleneksel olarak ½ oranında kısaltılan, neşeli, çok zeki, duyarlı ve eğitime son derece yatkın ve bu nedenle sirklerin aranan hayvanı olan, sahibine çok düşkün, sadık ve koruyucu, günümüzde daha çok pet veya gösteri köpeği olarak yetiştirilen köpek ırkı, pudıl köpeği. Tahtaların kenarına süs yapmakta kullanılan bir çeşit rende.

UYGUN

Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Orantılı, oranlı. Elverişli, yarar, müsait, muvafık.

SPRİNG

Hareketli köprüye sahip gitarlarda, esnekliğiyle köprünün iki yönlü hareket ettirilmesini sağlamak amacıyla köprü yuvası içerisine yerleştirilen ve sayısı köprü sertliği ile doğru orantılı, bir ucu pençeye diğeri bloğa tutturulmuş metal nesne.

TENASÜP

Birbirine uyma, yakışma, aralarında uygunluk bulunma, oran, orantı. Birbirleriyle ilgili söz veya kavramların dizelerde toplanması sanatı.

KONFORMASYON

Bir molekülde molekülün kovalent yapısında değişiklik olmaksızın, tek bağlarda atomların dönüşüyle üç boyutlu düzenlenme. Bir konformasyondan diğerine dönüşte kovalent bağların parçalanması ya da oluşmasına gerek yoktur. Vücudun yapı, biçim ve orantısı. Moleküllerin uzayda doğal olarak sahip oldukları üç boyutlu yapı.

DRİVE

Elektro gitardan alınan ses sinyalinin yükselteçte oluşan kirlenim seviyesi için belirleyici olan ve kirlenim ile doğru orantılı bir etken.

MÜTENASİP

Orantılı, oranlı, uygun.

İÇLER

a/b=c/d orantısında b, c sayıları.

AĞINIM

Etkileşen iki kütlenin tutarları ile doğru, aralarındaki uzaklığın üst-ikisiyle ters orantılı olan karşılıklı çekim kuvveti.

TERMOÇİFT

Sıcaklık farkı yaratmak için uçları biribirine lehimlenmiş iki farklı metal telden meydana gelmiş, oluşan e.m.k. in büyüklüğünün sıcaklık farkı ile orantılı olduğu sıcaklık ölçen bir alet.