ONARI ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "onarı" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. onarı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu onarı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde onarı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

ONARIKLAMAK, ONARIMCILIK

10 harfli kelimeler

ONARICILIK

9 harfli kelimeler

ONARILMAK

8 harfli kelimeler

ONARILMA, ONARIMCI

7 harfli kelimeler

ONARICI

6 harfli kelimeler

ONARIK, ONARIM

5 harfli kelimeler

ONARI

Bazı kelimelerin anlamları

ONARI

Bir şeyin önden görünüşü, yüzü. Sivas ili, Akıncılar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

ONARIKLAMAK

Düzeltmek, bakımını yapmak.

ONARILMA

Onarılmak işi.

ONARICI

Onarma işini yapan kimse. Hasar görmüş hücreleri canlı duruma getiren madde.

ONARIMCI

Onarma işini yapan kimse, tamirci.

ONARICILIK

Onarıcı olma durumu.

ONARIMCILIK

Bozulmuş olan nesneleri onarıp yararlı bir duruma getirme, tamircilik.

ONARIM

Onarma işi, tamirat, tamir. Bir yapının, bir heykelin, bir resmin bozulmuş yerlerini yeniden yapma, ilk durumuna getirme, restore etme. Tarihî eser niteliği taşımayan yapıların onarılması, renovasyon.

ONARILMAK

Onarma işine konu olmak, onarma işi yapılmak.

ONARIK

Düzeltilmiş, bakımlı : Çok onarık bağ.

  -   -   -  

Anlamında ONARI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ONARI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KIZAK

Kar veya buz üzerinde kayarak yol alan tekerleksiz taşıt. Ambalajın dibine uzunluğuna çakılan, hem dip levhası elemanlarının tutturulmasını hem de ambalajın yerde kolayca kaymasını sağlayan kereste parçası. Tersanelerde üzerinde gemi yapılan, onarılan veya gemiyi suya indirip sudan çıkarmaya yarayan ızgara. Ağaç tablaların kamburlaşmaması için liflere dikey konumda açılan kanala geçirilen uzun parça.

GARAJ

Otomobil vb. taşıtların konulduğu üstü örtülü yer, arabalık. Toplu taşıma ve nakliye araçlarına hareket ve varış noktası olarak belediyelerce ayrılan yer. Otomobillerin bakım ve onarımının yapıldığı yer.

RADYOCU

Radyo yapan, onaran veya satan kimse. Radyo yapılmış olan veya onarılan yer. Radyoda görevli kimse.

ŞEHREMİNİ

Osmanlı Devleti'nde Tanzimata kadar saray ve devlet yapılarının onarımına, haremin gider ve aylık işlerine bakmakla yükümlü kimse. Şehremanetinin başında bulunan kimse, belediye başkanı.

KADEME

Aşama, basamak, derece. Motorlu araçların bakım ve onarım işlerinin yapıldığı birim, bakımevi.

MİMARBAŞI

Osmanlı sarayında, resmî yapıların onarım ve yapım işleriyle uğraşan mimarların başı.

SERVİS

Sofrada hizmet etmekle görevli kimsenin yaptığı iş ve bu işin yapılma biçimi, sofra hizmeti. Herhangi bir kuruluşun ulaşım işlerinde kullanılan taşıma aracı. Burada görevli kimselerin tümü. Yemekte gerekli olan tabak, çatal, bıçak, kaşık, peçete vb. şeylerin tümü. Otomobil, beyaz eşya vb. ürünlerin bakım ve onarımlarının yapıldığı yer. Voleybol, masa tenisi, tenis vb. oyunlarda oyuna başlama vuruşu. Bir yönetimde, bir kurum veya kuruluşta, bütünün bir parçasını oluşturan iş, hizmet; bu işin yapıldığı yer.

ASANSÖRCÜ

Asansörün bakım ve onarımını yapan kimse. Otel, hastane vb. büyük kuruluşlarda asansörün düzenli çalışmasını sağlayan kimse.

HURDAHAŞ

Onarılamayacak biçimde kırılıp parçalanmış, paramparça.

TAMİR

Onarma, onarım. Yapılan bir yanlışı, kusuru düzeltmeye çalışma.

RÖGAR

Kanalizasyona inmek, bakım ve onarım yapmak üzere yol düzeyinde kapağı bulunan özel baca.

İSKELE

Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer. Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven. Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba. İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı. Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı. Geminin sol yanı. Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı.

HAVUZLANMAK

Gemi, onarılmak için havuza çekilmek.

RADARCI

Radar kullanan veya radarın bakım ve onarımıyla görevli kimse.

GÖZLÜKÇÜ

Gözlük satan ya da onaran kimse. Gözlük satılan ve onarılan iş yeri. Numaralı gözlük camını reçeteye bağlı olarak kullanıma hazırlayan kimse.

RESTORE

"Eski ve değerli bir yapıyı onarıp eski durumuna getirmek" anlamındaki restore etmek birleşik fiilinde geçen bir söz.

GARAJCI

Otomobil, otobüs vb. taşıtları belli bir süre barındıran, gereğinde bakım ve onarımlarını yaptıran işletmeci.

BAKIMEVİ

Bakıma gereksinimi olan kimselerin bakıldıkları, barındıkları kuruluş. Belirli noktalarda özellikle kar mücadelesinde kullanılan araç ve gereçlerin barındırıldığı bina. Kurum ve kuruluşlarda motorlu araçların onarıldığı ve korunduğu yer veya birim. Kademe.

HAVUZ

Su biriktirme, yüzme, çevreyi güzelleştirme vb. amaçlarla altı ve yanları mermer, beton benzeri şeylerden yapılarak içine su doldurulan, genel olarak üstü açık yer. Bir amaç güdülerek farklı kaynaklardan gelen paranın ilgililere daha sonra paylaştırılmak üzere toplandığı belirli bir yer. Büyük gemilerin onarılmak için çekildikleri yer. Kum, asit vb. konulan çukur yer.

DOK

Gemilerin yükünün boşaltıldığı veya onarıldığı, üstü örtülü havuz. Ticaret mallarını saklamak için rıhtımda yapılmış olan büyük depo.