Kelimeler arşivi içinde; sonunda "mısırı" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu mısırı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında mısırı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde mısırı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MISIRI
MISIRI
Duvarcı aracı, mala. Mala. (Yenikent Aksaray Niğde, Ermenek Konya).
Bu bölümde tanımı içerisinde MISIRI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ŞİFLEMEK
Pamuğu kozasından ayırmak. Mısırı koçanından ayırmak.
CİBİK
Köşe. Cin mısırı. Her işe burnunu sokan kişi. Çapak. Kümes hayvanlarının yavrusu, civciv. Alkış.
FIDIK
Fidan. Pişirilmek üzere soyulan taze mısırın dış yaprağı. Çocukların oynadığı bir çeşit oyuncak, bilye. Tahsildar makbuzu. Başparmakla ortaparmak uçlarının birbirine sürülmesiyle çıkan ses, şıkırtı.
KOÇAN
Marul, lahana vb. sebzelerde yaprakların çıktığı sert gövde. Mısırın tanelerini taşıyan, üzeri yaprakla sarılı, püsküllü meyvesi. Belge, izin belgesi. Defter biçimindeki makbuz ve biletlerin zımbalı bölümü koparıldıktan sonra cilde bağlı kalan parçası. Mısırın taneleri atıldıktan sonra kalan sert bölüm. Tapu senedi.
ÜTMEK
Bir şeyi, tüylerini yakmak için alevden geçirmek. Taze buğday veya mısırı ateşe tutup pişirmek. Oyunda yenerek bir şey kazanmak, utmak.
CIVIL
Sır saklayamayan kişi. Mısırın koçanları koparılmadan kesilerek yapılan yığın.
AKPAKLAK
Beyaz kabarcıklı yanık: Ahmedin eli akpaklak olmuş. Patlamış mısır: Mısırı kavurunca akpaklak oldu.
CIMCİME
Ufak tefek insan. Bir çeşit karpuz. Cin mısırı.
HÖRTLEK
Gözü dışarıya fırlamış, patlak gözlü kişi. Süt mısırı. Yudum.
GAŞAL
Mısırın kuru dalları. Rüzgârla uçmayan iri sap parçaları.
BAGEN
Mısırı kurutmak ve tanelemek için dört direk üzerine kurulan yer. Uçları kertik ağaçlarla yapılan baraka, salaş.
HOÇAN
Mısırın taneleri ayıklandıktan sonra geriye kalan koçanı.
DÜZBASDI
Sürülmüş ve üzerinden tırmık geçirilmiş, ekime elverişli tarla: Mısırı düzbasdıya ektik.
GOGOROZ
Mısırın başak tutmuş durumu.
GARGIN
Su yollarındaki engeller dolayısıyle kabarıp durgunlaşan su. Tıkanan su yolundan geri vuran su. Karların erimesiyle fazlalaşan su. Sık, sürekli ve fazla miktarda yağan yağmur. Gebe. Yemden doymuş (hayvan için). Bu yıl ekinler çok gargın, bilmem ki, nasıl biçeceğiz. Çok zengin (kimse için). İşi çok fazla olan kimse: Bugün çok gargınım, yanıma gelmeyin. Gövdeleri fazla gelişip odunlaşmış bitkiler. Sazlık. Üstü pişmiş, içi çiğ kalmış ekmek. Mısırın, fırında kururken yanma derecesine gelmesini anlatır.
ÇÖR
Bir çeşit hayvan hastalığı, sığır vebası. Tuzlu. Küçük yara, bere. Mısır sapı. Şeytan. Yabani ahlatın dikeni. Mısırın biçildikten sonra toprakta kalan kısmı.
EVÜTLEMEK
Toplamak: Yere dökülen mısırı evütledi. Öğütlemek.
ARDALAMAK
Geriye kalmak, beklemek, arkada kalmak: Onlarla giderken ardala, seninle konuşacaklarım var. Tartmak, okkalamak: Şu torbadaki mısırı ardala, bak ne kadar gelir. Torba, heybe ve benzerleri yükü eşeğe ya da bir yere dengeli olarak yüklemek, asmak.
GASMUK
Çam ağacının kabuğu ile gövdesi arasındaki tatlı ve sulu kısım. Kir, pislik. Hayvanın burnundaki sümük birikintisi. Burnu çökük olan kişi. Mısırın öğütüldükten sonra çıkan kabuğu.
HALAK
Yavan, tatsız: Halak mısırın unundan iyi ekmek olmaz. Mahalle.