Kelimeler arşivi içinde; sonunda "mese" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu mese ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında mese olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde mese olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MESE
Havuç, turp ve benzerleri toprak altındaki sebzeleri çıkarmak için kullanılan sivri uçlu, uzun demir.
EMESE
Eldiven.
ÖMESE
Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu, av bekleme yeri.
Bu bölümde tanımı içerisinde MESE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GÖLEMEK
Asma dalını kütüğünden koparmadan, köklenmek üzere yere gömmek, daldırmak: ,Şu asmanın dalını kışın göleyelim. Hayvanlar çiftleşmek istemek. Çapa ile çukur açarak sebze ekmek. Su toplanmak. Bir şeyin önüne geçmek, engel olmak: Ahmed'in önünü gölemeseler Ali'yi döğecekti.
PROBLEM
Teoremler veya kurallar yardımıyla çözülmesi istenen soru, mesele. Sorun. Davranışları normal olmayan ve özel olarak eğitilmesi gereken (kimse).
GOGULDAŞMAK
Bir mesele üzerinde konuşmak.
GEYRİ
Sonra: Karanlık bastıktan geyri gelsen de gelmesen de bir. Başka, gayri. Arapça kökenli gayr: gayri; başka; ne olursa olsun.
GAYLE
Arapça kökenli gâile: İş, sıkıntı, mesele. Gaile, üzüntü.
MASLAHAT
İş, önemli iş, mesele. Erkeklik organı.
DEKSTRAN
Maya ve bakterilerde bulunan, D glikozdan meydana gelen, depo maddesi olarak bulunan ve bakteri kapsül yapısına giren, dallanmış polisakkarit grubundan bir madde. Maya ve bakterilerde bulunan glikoz polimeri depo polisakkarit. Sakkarozun Leuconostoc mesentoroides adlı bir bakteri tarafından fermantasyonu sonucu oluşan ve genellikle dolaşım şoku veye diğer kan kaybı durumlarında plazma hacmini artırmak için kullanılan kompleks bir polisakkarit.
EMENMEK
Boş yere yorulmak, emek ver mek, uğraşmak, didinmek. Çok fazla emek vermek, çalışmak. Gayret etmek. Gidip gelmek, geri dönmek: Bu işim olsa da bir kere daha köye emenmesem. Dikkat etmek, özenmek. Ümit edip de olmamak. Zahmet çekmek, emek çekmek.
SORUNSUZLUK
Sorunsuz olma durumu, meselesizlik, problemsizlik.
ATASÖZÜ
Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz, deme, mesel, sav, darbımesel.
HELEMME
Ya anlamında bağlaç: Sen öyle dedin helemme, mesele böyle değil.
SORUN
Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem. Sıkıntı veren durum, dert.
BİŞMEK
Olgunlaşmak (meyve). Yanmak. Çözülmek, yoluna konmak: Aramızdaki o mesele artık bişti. Pişmek. Eski türkçe biçmek: biçmek. Eski türkçe bışmek: pişmek. Biçmek. Pişmek pişirilmek.
SIKINTI
İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Bulunmama durumu. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. Sorun, mesele, sendrom, problem.
DAVE
Dava. Mesele.
SORUNSUZ
Sorunu olmayan, meselesiz, problemsiz.
GÜNLEM
Bir gazete veya derginin günlük meselelerden kısaca bahseden köşesi (GÜNLEMCİ, Chroniqueur).
SORUNLU
Sorunu olan, meseleli, problemli.
EKDE
Keçi ve benzerleri hayvanları çağırma ünlemi. İstenmediği halde arkasına takılıp gelen, gölge gibi dolaşan: Bu ekdeyi getirmesen olmazdı.
BELET
Kılavuz, yol gösteren kimse. Bilen, tanıyan, vâkıf: İstanbul'a belet değilim. Bilinen, belli, öğrenilen, bellenmiş: Mesele balet oldu. Yüksek, yüce. Kılavuz. Bilet. Fransızca kökenli bilet: bilet; Milli Piyango bileti.