MERKEZ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "merkez" olan, toplam 27 adet kelime bulunmaktadır. merkez ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu merkez ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde merkez olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

MERKEZİLEŞTİRMEK

15 harfli kelimeler

MERKEZLEŞTİRMEK, MERKEZİLEŞTİRME, MERKEZİYETÇİLİK

14 harfli kelimeler

MERKEZKARAKALE, MERKEZLEŞTİRME

13 harfli kelimeler

MERKEZYENİKÖY, MERKEZKAÇLAMA, MERKEZİLEŞMEK

12 harfli kelimeler

MERKEZLENMEK, MERKEZLEŞMEK, MERKEZİYETÇİ, MERKEZİLEŞME, MERKEZLEYİCİ

11 harfli kelimeler

MERKEZCİLİK, MERKEZLEŞME, MERKEZLEMEK, MERKEZLENME

10 harfli kelimeler

MERKEZİYET, MERKEZLEME

9 harfli kelimeler

MERKEZKAÇ, MERKEZKÖY, MERKEZCİL

8 harfli kelimeler

MERKEZCİ, MERKEZCE

7 harfli kelimeler

MERKEZİ

6 harfli kelimeler

MERKEZ

Bazı kelimelerin anlamları

MERKEZ

Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

MERKEZİLEŞTİRMEK

Otoriteyi ve işi bir merkezde toplamak.

MERKEZİYETÇİLİK

Otoritenin ve işin tek bir merkezde toplanmasını amaçlayan görüş, merkeziyet, merkezcilik. Bu görüşe dayanan yönetim biçimi.

MERKEZİYETÇİ

Merkeziyetçilik yanlısı olan (kimse), merkezci, üniter. Merkeziyetçiliğe uygun (iş, yönetim), merkezci, üniter.

MERKEZLENMEK

Aynı merkezde toplanmak, temerküz etmek. Merkezî bir yönetime bağlanmak.

MERKEZKARAKALE

Kars şehrinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

MERKEZKAÇLAMA

Bir karışımın bileşenlerini merkezkaç kuvvetle ayırma işlemi.

MERKEZİLEŞMEK

Merkez durumuna gelmek.

MERKEZİLEŞTİRME

Merkezileştirmek işi.

MERKEZCİLİK

Merkeziyetçilik.

MERKEZYENİKÖY

Sivas ili, Yıldızeli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

MERKEZLEŞTİRME

Merkezleştirmek işi.

MERKEZLEYİCİ

Boruyu lokmaların merkezinde tutan parça. (bk. Şek. 4).

MERKEZLEŞMEK

Merkez durumuna gelmek.

MERKEZLEŞTİRMEK

Merkez durumuna getirmek.

MERKEZİLEŞME

Merkezileşmek işi.

  -   -   -  

Anlamında MERKEZ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde MERKEZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BEYİN

Kafatasının içinde beyin zarları ile örtülü, iki yarım küre biçiminde sinir kütlesinden oluşan, duyum ve bilinç merkezlerinin bulunduğu organ, ensefal, dimağ. Muhakeme, usa vurma. Bilgisi, eğitimi, düşüncesi yüksek düzeyde olan kimse. Akıl, anlayış. Bir şeyi yönetmede önemli görevi olan kimse.

BELEDİYE

İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.

ÇEKİRDEK

Etli meyvelerin içinde bir veya birden çok bulunan, çoğu sert bir kabukla kaplı tohum. Yenmek için satılan ayçiçeği tohumu. Ağaçlarda soyulmayan bölüm. Bir hücrenin merkezini oluşturan cisimcik. Atom çekirdeği. Kuyumculukta kullanılan ve 5 cgr'a eşit olan ağırlık ölçüsü. Bir şeyin temelini oluşturan.

BENİÇİNCİLİK

Dünyada kişinin benliğini merkez sayan felsefe görüşü, benmerkezcilik, egosantrizm.

DENGEŞİK

Dümen sisteminde yelpazenin itme merkezinin yakınına konulan ek dümen.

ÇAP

Cisimlerin genişliği, kutur. Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı bir biçimde. Uç noktaları dairenin çevresi üzerinde bulunan ve çemberin merkezinden geçen doğru parçası. Yapının veya arsanın boyutlarını ve sınırlarını gösteren harita. Büyüklük. Ölçü, ölçek. Bilgi, deneyim ve yeteneklerin tümü, kalibre. Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı.

ÇEMBER

Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri. Yazma, yemeni, başörtüsü. Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka. Aşılması, çözümü güç durum. Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak. Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi. Sandık, denk, fıçı vb.nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak.

EFEKTİF

Bankacılıkta nakit para. Banknot ve metal para. Merkez Bankası tarafından alım satımı yapılmış olan ve Türk lirası olarak kurları belirlenen yabancı ülke parası.

BENİÇİNCİ

Beniçincilik görüşünü benimseyen, benmerkezci, egosantrist.

BEYLİK

Bey olma durumu. Bir tür küçük ve ince asker battaniyesi. Hükûmet. Devletle ilgili, devlete özgü olan, devlet malı olan, mirî. Rahat yaşama. Merkeze tam bağlı olmayarak bir beyin yönetimi altındaki ülke, emîrlik, emaret, mirlik. Basmakalıp. Herkesin kullandığı, herkesin bildiği.

DİNGİL

Tekerleklerin merkezinden geçen ve taşıtın altına enlemesine yerleştirilmiş mil, eksen, aks. Aptal, salak. Kaba saba.

AYRIKLIK

Ayrıklı olma durumu, ayrı tutma, ayrı tutulma. Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı yakın cinsin kaplamına giren kavramlar arasındaki bağlantı. Elips, daire, parabol, hiperbol vb. bir konik üzerinde hareket eden cismi, odağa veya merkeze birleştiren doğrunun büyük eksen ile yaptığı açı. Önermelerin birbirine bağlanması işleminde ya . ya . ve ya da ile gösterilen ilişki. Kural dışılık. Genel kuraldan ayrılma, derogasyon.

DAĞITIM

Dağıtma işi, tevzi. Bir merkezden çeşitli yerlere gönderme işi.

BAŞKENT

Bir devletin yönetim merkezi olan şehir, hükûmet merkezi, başşehir.

ANTROPOSANTRİZM

İnsanmerkezcilik.

BEYİNCİK

Kafatasının art bölümünde ve beynin altında, hareket dengesi merkezi olan organ.

EKOLOJİZM

Olgulara bütünsel olarak ve doğa merkezli bakış açısıyla yaklaşan bir düşünce akımı.

EKSANTRİK

Dış merkezli. Ayrıksı. Ayrıksı.

ÇÖZÜLÜM

Çözülme işi, dağılım, bozgun. Sinir merkezleri arasındaki iş birliği ve uyumun bozulup kesilmesi.

DIŞ

Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer, hariç, iç karşıtı. Görülen, içte bulunmayan yüzey. Bazı top oyunlarında karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması, aut. Yabancı ülkelerle ilgili. Bireyin ötesinde bir varlığı olan. Açık havada geçen sahneleri içine alan çekim. Bir kimsenin görünüşü, durum ve davranışları. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha uzak olan. Bir konunun kapsamına girmeyen şey.