Kelimeler arşivi içinde; başında "merdi" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. merdi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu merdi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde merdi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
MERDİVENKOVASI
MERDİVENCİLİK
MERDİVENEVİ, MERDİVENKÖY, MERDİVENLER
MERDİKIPTİ, MERDİVENCİ, MERDİVENLİ, MERDİVENSİ
MERDİFAN, MERDİMEN, MERDİVAN, MERDİVEN
MERDİM, MERDİN
MERDİ
MERDİ
Oklava. Mertlik, erlik. Cesaret, yüreklilik. İnsanlık.
MERDİVENLER
Malatya ilinde, Çolaklı bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
MERDİVEN
Bir yere çıkmaya veya bir yerden inmeye yarayan basamaklar dizisi, basak.
MERDİVENEVİ
Binalarda merdivenden yapılmış olan duvarlarla çevrili kısım.
MERDİKIPTİ
Kıpti halkından olan kimse.
MERDİN
Biraz sert. Sofra yaygısı. Acındırıcı söz.
MERDİFAN
Merdiven, karşılığı merdivan, merduvan.
MERDİVENKÖY
Erzurum şehrinde, Kandilli nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
MERDİVENSİ
Merdiveni andıran, merdivene benzeyen, merdiven gibi, merdivenimsi.
MERDİVENKOVASI
Dönerek çıkılan merdivenlerde yukarıdan aşağıya bakıldığında ortada görülen boşluk.
MERDİVENLİ
Merdiveni olan.
MERDİVENCİLİK
Merdivencinin yaptığı iş.
MERDİMEN
Merdiven.
MERDİM
Biraz sert : Merdim tütün. Uslu (mazlumla birlikte kullanılır): Mazlum merdim bir çocuk.
MERDİVENCİ
Yapılardaki merdivenleri yapan kimse.
MERDİVAN
Merdiven.
Bu bölümde tanımı içerisinde MERDİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MİNBER
Camilerde hutbe okunan merdivenli, yüksekçe yer.
ÖRCİN
İp merdiven.
TAŞLIK
Taşı bol, taşlı (yer). Kuş vb. hayvanların sindirim kanalları üzerinde bulunan kaslı, öğütücü mide, katı, konsa. Taşla döşenmiş avlu, sofa, merdiven altı vb.
MOZAİK
Türlü renklerde, küçük küp biçiminde mermer, taş veya pişmiş toprak parçalarının yan yana getirilmesiyle yapılmış olan resim ve bezeme işi. Bu sıvayla yapılmış olan (döşeme, merdiven vb.). İnce kum, çimento ve küçük mermer parçalarından oluşan karışımla döşeme sıvası. Değişik dillere ve kültürlere sahip insan topluluğu. Tatlı bisküvi parçalarıyla yapılmış olan kakaolu pasta. Bu iş için kullanılan mermer parçaları.
LİMONLUK
Sera. Limon ağaçlarının bulunduğu yer, limon bahçesi. Üzerine kesilmiş limon bastırılıp sıkılan, ortası tümsek ve oluklu küçük araç. Merdiven, balkon vb. yerlerin kıyılarına çekilen, 20-30 santimetre yüksekliğindeki set, tavhane.
DÜZAYAK
İçinde merdiven veya inilip çıkılacak bölüm bulunmayan (ev, yol). Özellikle Orta Anadolu'da oynanan bir halay türü.
BAMBU
Buğdaygillerden, sıcak ülkelerde yetişen, boyu 25 metre kadar olabilen, mobilya, merdiven, baston vb. birçok eşyanın yapımında kullanılan bir tür kamış, Hint kamışı, hezaren (Bambusa vulgaris). Bu kamıştan yapılan.
BASAK
Merdiven.
PODYUM
Genellikle atletizm yarışmalarında derece alan atletlerin veya giysileri sergilemek için mankenlerin çıktıkları merdivenli, yüksekçe yer.
İSKELE
Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer. Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven. Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba. İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı. Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı. Geminin sol yanı. Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı.
HORST
Merdiven biçimli fay serisindeki iki tektonik çukur arasında veya bir tektonik çukurun iki yanında yükselen kısım.
KISKAÇ
Bir şeyi tutup sıkıştırmaya yarayan kerpeten, pense vb. araç. Demircilerin kızgın demiri tuttukları maşa vb. araç. Açılıp kapanan eğreti merdiven. Böceklerde besin maddelerini parçalamaya ve kendilerini savunmaya yarayan organ.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
BASAR
Göz. Merdivenin ayakla basılan yüzeyi. İleriyi görme, algılama yetisi.
BASAKLI
Merdiveni olan.
BASAKSIZ
Merdiveni olmayan.
BABA
Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.
SAHANLIK
Yapılarda ve bazı taşıtlarda kapı önünde, merdiven başlarında veya dönülen bölümünde bulunan geniş yer. Sahanın aldığı miktarda olan.
OTOMAT
Canlı bir varlığın yapabileceği bazı işleri yapan mekanik veya elektrikli araç. Yapılarda, merdivenleri aydınlatacak biçimde düzenlenmiş elektrik düzeneği. Sıcak su verecek biçimde hazırlanmış, hava gazı ocaklı cihaz.
AYAKÇAK
Merdiven, merdiven basamağı. Çocukların, cambazların ayaklarına takıp yürüdükleri çifte sırık. Dokuma tezgâhı ayaklığı, ayaklık.