MENLE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "menle" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. menle ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu menle ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde menle olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

MENLE

Arapça kökenli mahalle: Mahalle.

MENLEZ

Killi toprak.

MENLEMEK

Bir şeyin hızı azalmak, yavaşlamak. Ötmek : Bizim horoz şafak atar atmaz menlemeye başlar.

MENLETMEK

Yavaşlatmak.

  -   -   -  

Anlamında MENLE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde MENLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

YÖRE

Bir bölgenin belli bir yer ve çevresini kapsayan sınırlı bölümü, havali, mahal, civar. Değirmenlerde, taşla kasnak arasında kalan ve hayvan yemi olarak kullanılan un.

YÜZBAŞI

Orduda rütbesi üsteğmenle binbaşı arasında olan subay.

BOĞAZLA

Huni. (Gökmenler, Çatak, Gedikli, Kırlangıç Saimbeyi Adana).

RUMENCE

Rumenlerin kullandığı dil. Bu dille yazılmış olan.

SIFIRCI

Notu kıt olan öğretmenlere öğrencilerin taktığı ad.

TEĞMEN

Orduda rütbesi asteğmenle üsteğmen arasında olan, takım komutanlığı yapan subay, mülazım.

GOLF

Çimenlerle kaplı, açık, geniş bir alanda, ufak bir topu özel sopalarla ilerleterek belli bir deliğe sokma amaçlı oynanan oyun.

TAŞEMENGİLLER

Taşemenleri içine alan, yuvarlak ağızlı omurgalı hayvanlar familyası.

ANLAYIŞ

Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.

ENGEBE

Deprem, rüzgâr, sel vb. iç ve dış etmenlerin etkisiyle oluşan yayla, ova, koyak, çukur, dağ vb. biçimlerin bütünü, yer biçimleri, yüzey şekilleri, engebelik, arıza, avarız.

ABARA

Su değirmenlerinde suyun basıncını çoğaltmak için yapılan, büyük bir huni şeklindeki hazne. Tarlalarda bir taraftan bir tarafa su geçirmekte kullanılan tahta oluk. Çift demiri ve pullukla açılan su yolu: Tarlaya abara çektim. Çift demirin açtığı çizgi, saban izi. Su oluğunun iki başından üstüne oturduğu duvar. Köy evlerindeki tavanlarda iki direk arasındaki boşluk. Tünel. Buğday ambarı. Hayvan yemliği. Toprak, kum ve saman elemeğe yarıyan iri delikli kalbur. Buğdayla karışık saman. Dara. Bir yönden diğer yöne su geçirmeye yarayan ağaç oluk. (Gökmenler, Kızılağaç, Çalak, Gedikli Saimbeyli Adana).

EROZYON

Yer kabuğunu oluşturan kayaçların, başta akarsular olmak üzere türlü dış etmenlerle yıpratılıp yerinden koparılarak eritilmeleri ya da bir yerden başka bir yere taşınması olayı, aşınma, aşınım, itikâl. Değer veya saygınlık kaybetme.

NOT

Bir şeyi hatırlamak için yazılan kısa yazı. Bir şeyin niteliği üzerine edinilen kanı. Okullarda öğrencinin dersle ilgili bilgi ve beceri düzeyini göstermek üzere öğretmenlerce verilen sayı, derece.

ÖĞRETMENEVİ

Öğretmenlerin barınma, yemek, eğlence vb. gereksinimlerini karşılamak üzere yapılmış bina.

LALA

Çocuğun bakım, eğitim ve öğretimiyle görevli kimse. Şehzadelerin özel eğitmenleri. Padişahların vezirlerine seslenirken kullandıkları bir söz.

BAŞMUBASSIR

Gözetmenlerin başı olan kimse.

YANMAK

Birleşiminde karbon bulunan maddeler, ısı ve ışık yayarak kül durumuna geçip yok olmak. Çok sevmek, büyük bir aşk ile sevmek. Bütünü ya da bir bölümü ateş veya sıcaklığın etkisi ile bozulmak, kömür durumuna geçmek. Çocuk oyunlarında oyun dışı kalmak. Bir bir sıralamak, dile getirmek, dert dökmek, anlatmak. Isı etkisiyle vücudun bir yanı yara olmak, kızarmak veya rengi koyulaşmak. Zarara, kötülüğe uğramak. Isı, ışık veren bir konuma geçmek. Birtakım etmenlerin etkisiyle işe yaramaz duruma gelmek. Vücut veya nesnelerin ısısı artmak. Hükümsüz kalmak, değerini yitirmek. Ateş durumuna geçmek, tutuşmak. Çok istemek, çabalamak. Parlamak, parıldamak. Yanık acısına benzer bir acı duymak. Çok üzülmek.

ÇEMENLEME

Çemenlemek işi.

ÜSTEĞMEN

Orduda rütbesi teğmenle yüzbaşı arasında olan subay.

GÖÇMENLEŞME

Göçmenleşmek durumu.