Kelimeler arşivi içinde; başında "liri" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. liri ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu liri ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde liri olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
LİRİ
Lira.
LİRİZM
Kişisel duyguların ilham yolu ile coşkulu ve etkili anlatımı.
LİRİK
Coşkun, ilhamla dolu. Eski Yunan edebiyatında lir eşliğinde söylenen (şiir). Çok etkili, coşkun, genellikle kişisel duyguları dile getiren edebiyat.
LİRİKLİK
Özlük duyguların ilhamiyle olan coşkun ifade.
Bu bölümde tanımı içerisinde LİRİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TIMAR
Binek hayvanlarının kıllarını, derisini temizleme. Anadolu Selçukluları ve Osmanlılarda, belirli görev ve hizmet karşılığında kişilere verilen, yıllık geliri 3.000-20.000 akçe olan toprak. Ağaç bakımı. Yara bakımı.
ÇENİKMEK
Korkmak ve telâşlanmak: hiç çenikme çabuk gelirim.
ALIZ
Zayıf, cılız. Yaz ekini. Aşılanmamış dağ armudu. Kurnaz, sinsi. Kurnaz, sinsi ve açgözlü: O ne alız tilkidir, bilirim ben onu.
DİTİRAMP
Eski Yunanların Dionysos şerefine okudukları tören şarkısı. Lirik şiir.
AYLIKÇI
Aylıkla çalışan kimse. Başka geliri olmayıp yalnız aldığı aylıkla geçinen kimse.
AZIKLAMAK
Geliri ile kendini idare etmek, ürünü ihtiyacına yetecek kadar olmak.
DİGMEK
Dinmek: Yağmur digdi, gidebiliriz.
KESENEK
Görevlilerin aylıklarından her ay belli oranda kesilip bir sosyal güvenlik kurumuna yatırılan para. Fabrika, çiftlik vb. gelir kaynaklarının gelirini satın alma işi, iltizam.
YURTLUK
Malikâne. Bir yerin gelirinin bir kimseye yalnız ölünceye kadar kullanılması şartıyla ayrılması yöntemi.
MUHTAÇ
Bir şeye gereksinim duyan. Yoksul, fakir (kimse). Bakmaya mecbur olduğu aile bireylerini veya kendisini geçindirmeye yetecek geliri, malı, kazancı bulunmayan.
GELİRLİ
Geliri olan.
GÜZELLEME
Halk edebiyatında konusu aşk olan, lirik bir şiir türü. Şen, sevinçli duyguları anlatan türkülerde özel bir ezgi.
GETİRİMCİ
Getirim sağlayan şey, rantiye. Bankada bulunan paranın faiziyle veya sahibi bulunduğu hisse senedi vb. değerli evrakın geliriyle yaşayan kimse, rantçı, rantiye.
ALİKARI
Kadınların işine çok karışan erkek: Alikarılık etme beyim, ben işimi bilirim.
BİLÜRLENMEK
Bilirim davasında bulunmak.
GAZEL
Divan edebiyatında 5-10 beyit arasında değişen, ilk beytinin dizeleri birbiriyle, sonraki beyitlerinin ikinci dizeleri birinci beyitle uyaklı, genel olarak lirik konularda yazılan nazım biçimi. Klasik Türk müziğinde belli bir kurala bağlı olmadan bir kişi tarafından sazlardan birinin eşliğinde söylenen, söyleyenin ses gücünü göstermesine de olanak veren müzik eseri. Sonbaharda kuruyup dökülen ağaç yaprağı.
BURS
Bir öğrencinin öğrenimini sürdürebilmesi veya bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artırması için belli bir süre devlet veya özel kuruluşlarca ödenen aylık para. Bu amaçla vakfedilmiş paranın veya malın geliri.
MUHTAÇLIK
Bakmaya mecbur olduğu aile bireylerini veya kendisini geçindirmeye yetecek geliri, malı, kazancı olmayanların içinde bulunduğu durum.
DELİRİVERME
Delirivermek işi.
KESİM
Kesme işi. Pazarlık, anlaşma. Boy bos, endam. Bölüm, parça, kısım, sektör. Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi, mukataa. Kesme zamanı. İşaretlenmiş belli yer. Bölge. Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi, fason.