LAMBA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "lamba" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. lamba ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu lamba ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde lamba olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

LAMBALAMAK

9 harfli kelimeler

LAMBAALTI, LAMBALAMA, LAMBASUYU, LAMBATIĞI

8 harfli kelimeler

LAMBADAN, LAMBALIK, LAMBASIZ

7 harfli kelimeler

LAMBADA, LAMBALI

6 harfli kelimeler

LAMBAK

5 harfli kelimeler

LAMBA

Bazı kelimelerin anlamları

LAMBA

Petrol gibi yanıcı bir madde yakarak veya elektrik akımıyla içindeki teller akkor durumuna geçerek ışık veren alet. Radyo ve televizyonlarda kullanılan, havası boşaltılmış veya içine düşük basınçlı bir gaz doldurulmuş cam, seramik veya çelikten ampul. Kapı, pencere kenarlarına açılan, genellikle dik açılı girinti.

LAMBATIĞI

Tahtaların üzerine oyma süs yapmakta kullanılan mini rende. (Akbaş Güdül Ankara).

LAMBASUYU

Gazyağı.

LAMBALIK

Eski evlerde lamba koyacak veya takılacak yer. Lambanın alabileceği kadar. Lambayı, gözden gizlemeye yarayan, saydamsız ya da yayıcı türlü maddelerden yapılmış örtü. İçine lamba konulan duvardaki özel boşluk. (Meyvebükü Güdül Ankara). Ocaklığın üst kısmında bulunan raf. (Yukarıdinek Şarkikaraağaç Isparta). Duvara lamba asmakta kullanılan tahta araç. (Kötürnek Gelendost Isparta).

LAMBAALTI

Yapının altından geçen yol. içine lamba konularak duvara asılan tahta. (Kuzfındık Eskişehir).

LAMBADAN

Birdenbire ve patavatsızca (konuşmak için).

LAMBALI

Herhangi bir sayıda lambası olan. Lamba ile çalışan. Birbirinin içine geçebilecek biçimde yapılmış.

LAMBAK

Güveç kulpuna bağlanan ip.

LAMBALAMA

Lambalamak işi.

LAMBADA

Güney Amerika'da yapılmış olan bir dans. Bu dansın müziği.

LAMBASIZ

Lambası olmayan.

LAMBALAMAK

Lamba ışığıyla incelemek. Kapı ve pencere kenarlarına girinti açmak.

  -   -   -  

Anlamında LAMBA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde LAMBA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İDARE

Yönetme, yönetim, çekip çevirme. Hoş görme, göz yumma. Yetinme. Tutum. Bir kurum ya da kuruluşun yönetildiği yer veya makam. İdare kandili veya lambası. Ülke işlerinin yürütülmesi, kamuya ilişkin hizmetlerin bütünü. Bir kurumun işlerini yürüten kurul.

KARPUZ

Kabakgillerden, sürüngen gövdeli parçalı sert yapraklı, sarı çiçekler açan bir bitki (Citrullus vulgaris). Lamba karpuzu. Bu bitkinin dışı yeşil kabuklu, içi kırmızı ve sulu, iri meyvesi. Kadın memesi.

FİTİL

Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.

DOLAMBAÇSIZ

Dolambacı olmayan. Açık, doğrudan doğruya olan.

DALIZ

İç kulaktaki kemik dolambacın orta bölümü.

ÇIRA

Çam vb. reçineli ağaçların yağlı ve çabuk yanmaya elverişli bölümü. Lamba. Bu bölümden küçük küçük kesilerek hazırlanmış, tutuşturma ve aydınlatma işlerinde kullanılan parça.

KEDİGÖZÜ

Taşıtların arkasındaki kırmızı renkli işaret lambası. Yollarda ışık vurduğu zaman parlayan trafik işareti.

DİNLENDİRMEK

Dinlenmesini sağlamak. Tarlayı nadasa bırakmak. Yanan lamba, ateş vb.ni söndürmek. Durulmaya bırakmak.

LAMELİF

Dolambaçlı. Eğri büğrü, çarpık.

FLAŞ

Fotoğraf çekiminde ışık yeterli olmadığında bir görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü parıltı. İletişimde üstünlüğü, önceliği olan, önemli (haber). Fotoğraf çekiminde güçlü parıltıya gereksinim duyulduğunda kullanılan lamba. Gösterişe, ilgiye düşkün. Televizyon yayınlarında görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü ışıltı. Ünlü, gözde.

KESECİK

Kulağın dolambacında bulunan ve lenf ile dolu olan küçük zarsı organ.

KISMAK

Sesi azaltmak, alçaltmak. Pintilik etmek. Sıkıştırmak. Gözü biraz kapamak. Ezmek, büzmek, daraltmak. Masraf, harcama vb.ni azaltmak. Verilen hak ve özgürlüklerin sınırını daraltmak. Lamba ışığını azaltmak.

BEK

Sert, katı. Savunma oyuncusu. Sağlam. Hava gazı lambasının ucu.

GÖMLEK

Vücudun üst kısmına giyilen kollu veya yarım kollu, yakalı giysi. Göbek, batın. Kitap kapağına geçirilen kap, kılıf. Basamak, kat, derece. Kadınların giydikleri ince kumaştan yapılmış kolsuz, yakasız iç çamaşırı, kombinezon. Dosya kartonu. Vücudun üst kısmına giyilen iç çamaşırı. Memeli hayvanlarda bağırsakları dıştan saran yağlı zar. Beyaz ışık sağlamak için lambanın üzerine geçirilen amyanttan kılıf.

ABAJUR

Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.

AVİZE

Tavana asılan, şamdanlı, lambalı, cam veya metal süslü aydınlatma aracı.

FANUS

Süslü, ayaklı fener. Genellikle silindir biçiminde olan mum, gaz lambası vb. aydınlatma araçlarının çevresini kapatarak rüzgârdan koruyan cam. Saat, mikroskop vb. araçları tozdan korumak için üzerlerine kapatılan, yarım küre biçiminde cam kap.

GAZ

Tül. Sindirim borusunda, ağızdan yutulan hava ile mayalanma sonucu oluşan uçucu maddelerin karışması. Doğal gaz. Gaz yağı. Gaz lambası. Normal basınç ve sıcaklıkta olduğu gibi kalan, içinde bulunduğu kabın her yanına yayılma ve bu kabın iç yüzeyinin her noktasına basınç yapma özelliğinde olan akışkan madde.

DÖRTLÜ

Dört parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden dört tane bulunan. Dört kişiden oluşan müzik topluluğu, kuartet. Taşıtlarda uyarı için dört sinyal lambasının aynı anda yanıp sönmesini sağlayan düzen, flaşör. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde dört işareti bulunan kâğıt veya pul.

APLİK

Duvar şamdanı, duvar lambası.