Kelimeler arşivi içinde; başında "kundak" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. kundak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kundak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kundak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KUNDAKLANMAK, KUNDAKLATMAK
KUNDAKÇILIK, KUNDAKLAMAK, KUNDAKLANIŞ, KUNDAKLANMA, KUNDAKLATMA, KUNDAKLAYIŞ
KUNDAKLAMA
KUNDAKSIZ
KUNDAKÇI, KUNDAKLI
KUNDAK
KUNDAK
Yeni doğmuş çocuğu ilk aylarda sıkıca sarıp sarmalamaya yarayan geniş bez. Korunmak için sıkı sıkıya sarılmış şey. Yangın çıkarmak için bir yere konulan tutuşmuş yağlı bez parçası vb. Ara bozma, fitne, fesat. Bu bezle sarılmış bebek. Arabalarda dingil yatağı. Tüfek gibi bazı ateşli silahlarda bunları çeşitli yönlere çevirmeye yarayan, namlunun altında bulunan ağaç veya metal bölüm. Saçları yemeninin içine alıp bağlama.
KUNDAKLANIŞ
Kundaklanma işi.
KUNDAKÇILIK
Kundakçının yaptığı iş. Ara bozuculuk.
KUNDAKÇI
Yangın çıkarmak için kundak koyan kimse. Tüfek kundakları yapan kimse. Ara bozucu.
KUNDAKLATMAK
Kundaklama işini yaptırmak.
KUNDAKLANMA
Kundaklanmak işi.
KUNDAKLATMA
Kundaklatmak işi.
KUNDAKLAMAK
Bebeği kundağa sarmak. Bir yeri kundakla yakmak. Ara bozmak, aldatmak. Tüfek namlusunu kundağa bağlamak. Saçları yemeninin içine toplayarak bağlamak.
KUNDAKLANMAK
Kundaklama işi yapılmak veya kundaklama işine konu olmak.
KUNDAKLAYIŞ
Kundaklama işi.
KUNDAKLI
Kundağı olan, kundağa sarılmış olan.
KUNDAKSIZ
Kundağı olmayan.
KUNDAKLAMA
Kundaklamak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KUNDAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BELAK
Kundak, çocuk bezi.
BAĞCAK
1.Koyunların kaçmasını önlemek için çobanın uyumadan önce bir ucunu kendine, bir ucunu da koyunlardan birine bağladığı ip. Kadınların kullandıkları renkli yün, sırma veya iple örülmüş kuşak, bel bağı. Çocuğun kundağını sarmaya yarayan ip, yünden örülen kuşak. Kundaklı çocuğu sırta bağlamaya yarayan ip. Çocuğun düşmemesi için beşiğe veya salıncağa bağlanan enli kuşak. Çobanların gece yatısında kollarına koyun bağladıkları örme ip (Çopraşık k.), karşılığı bağırcak. Koyun sürüsünün geceleri, yattığı yeri terk edip etmediğini anlamak amacıyla çobanın bileğini bir koyunun boynuna bağladığı ip. (Çaltı Gelendost, Kusarı Yalvaç, Yukarıdinek Şarkikaraağaç Isparta) (bağacak) : (Yenikent Aksaray Niğde) (bağecik) : (Yakaköy Gelendost Isparta).
ARBALET
Kundaklı, tetikli yay.
UYKULUK
Kasaplık hayvanların timüs ve pankreas bezlerine verilen ortak ad. Dalak. Karaciğer. Kundaktaki çocukların avucunda biriken kir.
BELEK
Kundak, çocuk bezi. Beşiğe konulan yatak.
BELEYH
Kundak, çocuk bezi. Alacalı, karışık renkli.
BELENMEK
Kundaklanmak. Bulanmak, bulaşmak.
FASKA
Kundak çocuklarının beline, zıbının üzerinden sarılan geniş sargı.
BELEKLEMEK
Çocuğu kundaklamak, sarmak, beşiğe bağlayarak, sararak yatırmak. Şaşkınlıkla karışık korku duymak, irkilmek, ürkmek, uykudan sıçrayarak korku ile uyanmak, afallamak, şaşırmak.
HÖLLÜK
Kundak çocuklarının altına bez yerine konulan toprak.
BAĞACAK
Koyunların kaçmasını önlemek için çobanın uyumadan önce bir ucunu kendine, bir ucunu da koyunlardan birine bağladığı ip. Kundaklı çocuğu sırta bağlamaya yarayan ip. Hayvanlara bağlanan ip ya da zincir.
BELENK
Tepe, yüksek yer, üzeri yassı tepe, ufak tepe. Kundak.
BELEH
Alaca (düğün sahibine götürülen hediye, kundak); beleh inek.
BELEMEK
Çocuğu kundaklamak. Beşiğe yatırıp bağlamak. Bulamak, bulaştırmak.
BELEG
Erkeğin kız tarafına verdiği düğün hediyesi. Kundak, çocuk bezi.
BÖLEK
Kundak, çocuk bezi. Sığırları rahatsız eden bir çeşit sinek, gübre sineği. Hediye. Bir borcun belirli bir sürede ödenebilmesi için verilmesi gerekli bölümlerinden her biri. Bir nesnenin parça parça yapılması. Bir şarkıyı meydana getiren ve bir bağlama ile sona eren kısımlardan her biri. Genellikle topluluklar ve örgütler içindeki çatışma durumlarından doğan, yan tutmaya yönelik, az örgütlü ve akışkan çatışma kümesi.
KONAK
Büyük ve gösterişli ev. Kundak çocuklarının başlarında görülen kepek tabakası. Araba veya hayvanla bir günde alınan yol. İzmir iline bağlı ilçelerden biri. Gözde oluşan ince tabaka. Vali, kaymakam gibi yüksek dereceli devlet görevlilerinin resmî konutu. Yolculukta geceyi geçirmek için inilen, konaklanılan yer. Konakçı.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
BELETMEK
Kundaklatmak.
BELE
Yüzü beyaz koyun. İki kardeş çocukları, kuzen. Teyze, hala. Böyle. Belâ. Kundak, çocuk bezi. Böyle, bk. böle. Teyze çocuğu, karşılığı böle. Böyle, bk. böle, böyle. Böyle, şu şekilde.