Sonu KİNE ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kine" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kine ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kine olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kine olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

BİDAHAKİNE

9 harfli kelimeler

YAHUTKİNE, DEMEKKİNE

8 harfli kelimeler

DİDİKİNE

7 harfli kelimeler

KÜÇKİNE, TÜRKİNE, LASKİNE

6 harfli kelimeler

DİKİNE, REKİNE, SAKİNE, SEKİNE, TEKİNE, TİKİNE, MAKİNE, İŞKİNE

5 harfli kelimeler

AKİNE

4 harfli kelimeler

KİNE

Bazı kelimelerin anlamları

KİNE

Ki.

DİKİNE

Dikey olarak, diklemesine. İnadına.

LASKİNE

İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun.

MAKİNE

Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü. Araba, otomobil. Bir alet veya taşıtın hareket etmesini sağlayan mekanizması.

DEMEKKİNE

Demek ki anlamında.

SEKİNE

Arapça kökenli sâkine: Sakine. Sakin olma, dinlenme. Gönül rahatlığı, huzur, erinç. Din görevlerini yerine getirmekten doğan sevinç ve huzur.

DİDİKİNE

Dediki anlamında kullanılır.

REKİNE

Gururlu, ağırbaşlı. Saygın yüce, yüksek.

İŞKİNE

Taş balığı.

TİKİNE

Yokuş yukarı. Kabadayı, aksi, inatçı. Dikine; dik dik; kabadayıca; aksi; bir bar oyunu.

KÜÇKİNE

Küçücük.

YAHUTKİNE

Ya da.

TEKİNE

Boşuna, boş yere, nedensiz : O buralarda tekine mi dolaşıyor?.

BİDAHAKİNE

Gelecek sefer.

TÜRKİNE

Türk gibi güzel.

SAKİNE

Durgun, dingin. Sessiz, kendi hâlinde.

  -   -   -  

Anlamında KİNE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KİNE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BANKAMATİK

Bankaların para işlemlerini günün her saatinde otomatik olarak yapan makine.

BANTLAYICI

Bantlama işini yapan makine.

ALİ

Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.

AYARLI

Ayarlanmış, doğru çalışması sağlanmış, düzeltilmiş (saat, makine vb.). Belirli bir ayarda olan (altın veya gümüş).

AKTARMA

Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.

BİÇERDÖVER

Ekin biçen, döven, taneleri ayıran, samanı deste veya balya durumuna getiren makine.

BİÇERBAĞLAR

Ekini hem biçen hem de bağ durumuna getiren makine.

BİLİŞİM

İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi, enformatik.

AYAKLIK

Bir makinede, bir araçta ayak yardımıyla dönmeyi veya hareketi sağlayan düzen, pedal. Küçük teknelerde kürekçinin oturduğu yeri destekleyen, kaplamaların iç tarafına çakılan kiriş. Kaide. Ayakçak. Ayak basacak yer.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

ASANSÖR

İnsanları, yükleri bir yapının bir katından ötekine veya yüksek yerlere çıkarıp indiren, elektrikle işleyen araç.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

BİÇMEK

Belli bir biçim vererek kesmek. Dikilecek kumaşı belli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. Değer, paha, fiyat belirlemek. Tahmin etmek, kestirmek. Yaylım ateşiyle öldürmek. Ekin, ot vb.ni orakla, tırpanla, makine ile kesmek.

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.

AKORDİYON

Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.

BENZİNLİ

Benzinle çalışan (motor, makine vb.).

ALET

Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayanf özel araç. Maşa. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.

BASI

Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez vb.ne yazı, resim, çıkarma işi, tab, edisyon.

AKSESUAR

Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.

BAĞLILAŞIK

Biri ötekine bağlı olarak var olan, biri olmadan öteki düşünülemeyen iki şeyin bu ilişki yönünden durumu.