KİNE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kine" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. kine ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kine ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kine olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

KİNETOPLASTİDA

13 harfli kelimeler

KİNETOPLASTİD, KİNETONÜKLEUS, KİNETONUKLEUS

11 harfli kelimeler

KİNEMACOLOR, KİNETOPLAST, KİNETLENMEK

10 harfli kelimeler

KİNETLEMEK

9 harfli kelimeler

KİNETOZOM, KİNEMATİK, KİNESTEZİ, KİNETAZON, KİNETOKOR

7 harfli kelimeler

KİNEZİN, KİNEYİT, KİNETLİ, KİNETİR, KİNETİN, KİNETİK, KİNETİD

6 harfli kelimeler

KİNEFE

5 harfli kelimeler

KİNET, KİNER, KİNEL, KİNEZ

4 harfli kelimeler

KİNE

Bazı kelimelerin anlamları

KİNE

Ki.

KİNETOKOR

Kromozomun sentromeri içinde bulunan, mayoz ve mitozda yardımcı bazı proteinlerle iğ mikrotüpçüklerine bağlanan, yoğun boyanan özelleşmiş bölge.

KİNETAZON

Molekülünde bir serbest sülfonamit grubu içeren tiazid benzeri diüretik.

KİNETONÜKLEUS

Kinetoplast.

KİNEYİT

Arıların yediği bal yapıcı maddeler : Arılar kineyit toplamaya başladılar.

KİNETOPLASTİD

Kinetoplastida takımındaki protozoonlara ait.

KİNEMACOLOR

Alıcının merceği önünde kırmızı ve mavi-yeşil süzgeçli bir çarkın dönmesiyle, negatifin resimlerinin sırayla kırmızı ve mavi-yeşil olarak ışıklanmasına, bunun sonucu elde edilen siyah-beyaz eşlemin, merceği önünde yine aynı çarkın döndüğü bir göstericiyle görüntülüğe yansıtılmasına dayanan ilk tecimsel renkli işlemi.

KİNETOPLASTİDA

Mastigophora alt şubesinde, Zoomastigophorea sınıfında bulunan, Bodonina ve Trypanosomatina alt takımlarını içeren, kimileri serbest yaşamlı, çoğu bitkilerde, omurgalı ve omurgasız canlılarda parazitlenen, kamçılı bazal cismin yanına yerleşmiş bariz bir kinetoplast, bir veya iki kamçıya sahip kamçılı protozoa takımı, Protomastigida, Protomonadina.

KİNEMATİK

Cisimlerin hareketlerini yörünge, hız ve ivme vb. konular bakımından inceleyen mekanik kolu, sinematik.

KİNETONUKLEUS

Trypanosoma denilen bir cins kamçılının kinetoplâstının merkezi kısmında uzunluğuna yer alan ve DNA dan yapılmış disk veya çubuk şeklindeki yapı.

KİNETLENMEK

Kenetlenmek : Dişi kinetlendi.

KİNETOZOM

Bazal cisimcik.

KİNEZİN

Sitoplâzmada, ATP kullanarak mikrotüpçükler üzerinde kesecik ya da partikül taşıyan motor protein.

KİNESTEZİ

Devin duyumu.

KİNETOPLAST

Kinetoplastida takımındaki protozoonlarda uzunlamasına yapılı mitokondri içerisinde bulunan, DNA'dan zengin, bazal cisimle yakın ilişkili, bağımsız olarak replike olan çubuk biçiminde silindirik sitoplazmik organel, kinetonükleus. Trypanosoma denilen bir cins kamçılının kaidesine yakın bir bölgede yer alan mitokondriden farklılaşmış yapı.

KİNETLEMEK

Kenetlemek. Bağlamak, tutturmak.

  -   -   -  

Anlamında KİNE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KİNE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AYARLI

Ayarlanmış, doğru çalışması sağlanmış, düzeltilmiş (saat, makine vb.). Belirli bir ayarda olan (altın veya gümüş).

BANTLAYICI

Bantlama işini yapan makine.

BİÇERDÖVER

Ekin biçen, döven, taneleri ayıran, samanı deste veya balya durumuna getiren makine.

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.

BİLİŞİM

İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi, enformatik.

BİÇERBAĞLAR

Ekini hem biçen hem de bağ durumuna getiren makine.

ALİ

Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.

AKTARMA

Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.

BENZİNLİ

Benzinle çalışan (motor, makine vb.).

BAĞLILAŞIK

Biri ötekine bağlı olarak var olan, biri olmadan öteki düşünülemeyen iki şeyin bu ilişki yönünden durumu.

BANKAMATİK

Bankaların para işlemlerini günün her saatinde otomatik olarak yapan makine.

AYAKLIK

Bir makinede, bir araçta ayak yardımıyla dönmeyi veya hareketi sağlayan düzen, pedal. Küçük teknelerde kürekçinin oturduğu yeri destekleyen, kaplamaların iç tarafına çakılan kiriş. Kaide. Ayakçak. Ayak basacak yer.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

AKORDİYON

Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.

ALET

Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayanf özel araç. Maşa. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.

ASANSÖR

İnsanları, yükleri bir yapının bir katından ötekine veya yüksek yerlere çıkarıp indiren, elektrikle işleyen araç.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

BASI

Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez vb.ne yazı, resim, çıkarma işi, tab, edisyon.

BİÇMEK

Belli bir biçim vererek kesmek. Dikilecek kumaşı belli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. Değer, paha, fiyat belirlemek. Tahmin etmek, kestirmek. Yaylım ateşiyle öldürmek. Ekin, ot vb.ni orakla, tırpanla, makine ile kesmek.

AKSESUAR

Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.