Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kepe" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kepe ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kepe olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kepe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KEPE
Ceket. Keçi derisinden yapılmış kolsuz yağmurluk. Gömlek. Eski keçe parçası, paçavra. Cübbe. Zayıf. Kötü, fena.
KEPKEPE
İri, kocaman.
Bu bölümde tanımı içerisinde KEPE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BORATA
Unu kepeğinden ayıran elekli dolap.
KEPEKLENMEK
Başta kepek oluşmak. Elma, susuz ve tatsız duruma gelmek.
BOKDAN
Hayvan gübresinden yapılmış silindir şeklinde tahıl, kepek ambarı. içinde ekin saklanan, hayvan pisliği ile toprak karışımından yapılan küçük fıçı biçiminde kap. (Çarıksaray Şarkikaraağaç Isparta).
DONRA
Saç kepeği, kaş konağı. Kalınlaşmış, tabaka durumuna gelmiş kir.
BONKALİT
Buğdaydan un elde edilirken ele geçen, buğdayın ince kepek ve endosperm kısmından oluşan en az % 10 protein ve en çok % 3 ham selüloz içeren, B grubu vitaminlerce zengin, değirmencilik yan ürünü.
FODLA
Çoğunlukla imaretlerde yoksullara verilen kepekli undan yapılmış pideye benzer bir ekmek türü.
DEPİT
Kırmızı renkli kuru üzüm. Vuruk ve ezikleri iyileştirmekte kullanılan biraz pişirilmiş hamur. Çoban köpekleri için kepekli undan yapılan yiyecek, ekmek, hamur topacı.
PASPAL
Bakımsız, dağınık, pis (kimse, kılık vb.). Çok kepekli un. Kötü cins esrar.
PİKE
Kabartmalı pamuklu kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan yatak örtüsü. Uçağın yüksekten hedefin üzerine dik olarak saldırması. Uçağın yüksekten, hedef üzerine büyük bir açı ile inmesi. Bu kumaştan yapılan. Yüksek bir yerden suya dik olarak dalma. İyi ayrılamama sebebiyle un veya irmik içerisinde kalmış olan, gözle görülebilen, iri ve koyu renkli kepek vb. parçacık.
KEPEKLİ
İçinde kepeği olan. Üzerinde kepek oluşmuş olan. Un gibi, susuz ve tatsız (elma).
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
CONAK
Küçük çocukların başlarındaki kepekler, konak.
KEPEKÇİ
Kepek satan kimse.
YAL
Köpek ve sığırlara yedirilmek için un ve kepekle hazırlanan yiyecek.
KEMRE
Gübre, tezek. Deride kalınlaşmış kir tabakası. Başta olan kepek.
PERVANE
Geceleri ışık çevresinde dönen küçük kelebek, kepenek. Selçuklularda ve İlhanlılarda has, zeamet, tımar ile ilgili olarak verilen ferman. Döndüğünde bir mekanizmayı işleten bir eksene dikey olarak bağlanmış, iki veya ikiden çok kanattan yapılmış alet, uskur. Bir kimsenin yanından hiç ayrılmayan.
KONAK
Büyük ve gösterişli ev. Kundak çocuklarının başlarında görülen kepek tabakası. Araba veya hayvanla bir günde alınan yol. İzmir iline bağlı ilçelerden biri. Gözde oluşan ince tabaka. Vali, kaymakam gibi yüksek dereceli devlet görevlilerinin resmî konutu. Yolculukta geceyi geçirmek için inilen, konaklanılan yer. Konakçı.
KEPEKÇİLİK
Kepekçinin yaptığı iş.
KEBE
Kısa kepenek.
RAZMOL
İri, kepekli un.