Sonu KELEP ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kelep" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kelep ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kelep olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kelep olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

KELEP

Büyük iplik çilesi. Bağlam, demet.

İSKELEP

Küçük çapa.

  -   -   -  

Anlamında KELEP bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KELEP geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KELEPÇELEMEK

Kelepçe takmak.

GELEPÇEK

Eğrilmiş ipleri kelep yapmakta kullanılan bir aygıt. Kelepçe.

BUKA

Kelepçe. Hayvanların ayağına takılan köstek. Kaçmaması için hayvanların ayağına takılan zincir, demir köstek. Kilit. Hayvanların ayağına bağlanan, kelepçeye benzeyen bir araç. (Yenikent Aksaray Niğde).

GANDALAH

Kelepçe.

PARTİ

Ortak düşünce ve görüşteki kişilerin oluşturdukları siyasal topluluk, fırka. İnsan topluluğu. Bir bütünün parçası, kısım. Bazı oyunlarda bir kez. Çok ucuza elde edilen şey, kelepir. Armoniyi oluşturan ezgilerden her biri. Bir araya gelinerek tavla, konken, okey vb. oynanan oyunlardan her biri. Tutam. Vurgun, kazanç. Herhangi bir ürünün tek seferde bir yerden başka bir yere gönderilen bölümü. Bir kişi, bir kuruluş veya bir topluluğun, çoğu belli bir şeyi kutlamak amacıyla düzenledikleri eğlence. Bir yere bölümler hâlinde gönderilmekte olan bir malın veya bir bütünün parçası.

KELEPÇELİ

Kelepçesi olan. Kelepçe takılı olarak. Bileklerine kelepçe takılmış olan.

KELEPLEME

Keleplemek işi.

GELEP

İp çilesi, kelep. Üstüste düzgünce dizilmiş asma yaprağı demeti.

KELEPİRCİ

Her şeyi kelepir olarak ele geçirmek isteyen kimse.

KELEPÇELENME

Kelepçelenmek işi.

DOMRUH

Kerestelik kütük, tomruk. Kelepçe. Eski türkçe tomurmak: kelepçe; hapishane.

ELEMÜT

İplik sarılan çıkrık. Kelep durumundaki iplikleri yumak durumuna getirmek için kullanılan araç. (Beyceli Fatsa Ordu).

OKAZYON

Fırsat. Kelepir.

DÜŞEK

Yatak, şilte, minder. Bir kaç yıl dinlendirilmiş, ekime elverişli tarla, çeltik tarlası. Sel sularının düzlediği yer. Sel sularının yollarda yaptığı bataklık. Yatır olduğuna inanılan kimselerin yattığı yer ve taş yığınlarından meydana gelen mezarları. Vurulan bir kimsenin düşüp öldüğü yer. Vurulan bir kimsenin vurulduğu yerde taş yığınlariyle yapılmış, 1-2 metre çapında, 50-60 cm. yüksekliğindeki mezarı. Vurulan av hayvanının ölüp kaldığı yer. Kelepir, fırsat: Düşeğe getirip atı satın aldı. Şehitlik, şehit sini.

CIRT

Kâğıt, kumaş vb. yırtılırken çıkan ses. Nesneleri birbirine bağlamakta kullanılan, çentikli, plastik kelepçe.

KELEPİRCİLİK

Kelepircinin yaptığı iş.

KELEBCEK

Kelepçe.

BİLEZİK

Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılmış olan ve bileğe süs için takılan halka. Mobilyaların ayak altlarına takılan kare, dikdörtgen, silindir, kesik koni vb. şekilli, pirinç veya nikel kaplı demirden yapılmış, iki ucu delik gereç. İki borunun ucunu birleştirmeye yarayan halkaya benzer parça. Motor pistonlarına, yağlama, soğutma, özellikle sızıntıyı önleme vb. amaçlarla yerleştirilmiş, genel olarak dökme demirden yapılmış, uçları açık ve esnek halka. Kelepçe.

KELEPÇELEME

Kelepçelemek işi.

BİKA

Hayvanları ayaklarından bağlamada kullanılan demir kelepçe. (Akbaş Güdül-Ankara).