KELEP ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kelep" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. kelep ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kelep ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kelep olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

KELEPÇELETMEK, KELEPÇELENMEK

12 harfli kelimeler

KELEPÇELETME, KELEPİRCİLİK, KELEPÇELENME, KELEPÇELEMEK, KELEPCELEMEK

11 harfli kelimeler

KELEPÇELEME, KELEPLENMEK

10 harfli kelimeler

KELEPÇESİZ, KELEPÇİLİK, KELEPLEMEK

9 harfli kelimeler

KELEPÇELİ, KELEPLEME, KELEPİRCİ

8 harfli kelimeler

KELEPSER, KELEPCEK

7 harfli kelimeler

KELEPÜR, KELEPUR, KELEPİR, KELEPEK, KELEPÇİ, KELEPÇE, KELEPCE

5 harfli kelimeler

KELEP

Bazı kelimelerin anlamları

KELEP

Büyük iplik çilesi. Bağlam, demet.

KELEPÇELETMEK

Kelepçeleme işini yaptırmak.

KELEPLENMEK

Sancıdan, ağrıdan kıvranmak.

KELEPCELEMEK

İpliği iğden çözmek. Sıçrayarak, atlaya atlaya uzun adımlarla yürümek.

KELEPÇELENME

Kelepçelenmek işi.

KELEPİRCİ

Her şeyi kelepir olarak ele geçirmek isteyen kimse.

KELEPÇELİ

Kelepçesi olan. Kelepçe takılı olarak. Bileklerine kelepçe takılmış olan.

KELEPÇELEMEK

Kelepçe takmak.

KELEPÇESİZ

Kelepçesi olmayan. Kelepçe takılı olmadan.

KELEPÇELENMEK

Kelepçeleme işi yapılmak.

KELEPÇELEME

Kelepçelemek işi.

KELEPLEMEK

İpi çile yapmak. İpliği çile yapmak. Fırlatıp atmak.

KELEPÇELETME

Kelepçeletmek işi.

KELEPLEME

Keleplemek işi.

KELEPİRCİLİK

Kelepircinin yaptığı iş.

KELEPÇİLİK

Kelepçinin yaptığı iş.

  -   -   -  

Anlamında KELEP bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KELEP geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KİLEPE

Kelepçe.

KÜLE

Tandırdaki ateşin yanmasını sağlayan hava deliği. Et tahtası. Çok beyaz. Yumuşak. Kısa, cüce. İplik çilesi, kelep. Kısa boylu. Köle. Yığın.

GANDALAH

Kelepçe.

MALAKA

Karşılıksız, parasız ve emeksiz elde edilen. Kelepir. Yağma. Oyun, düzen. Erkeklik organı. Emeksiz, karşılıksız ve parasız elde edilen.

BİKA

Hayvanları ayaklarından bağlamada kullanılan demir kelepçe. (Akbaş Güdül-Ankara).

DOMRUH

Kerestelik kütük, tomruk. Kelepçe. Eski türkçe tomurmak: kelepçe; hapishane.

LOHATA

Parasız elde edilen, kelepir: Ne o lohata mı arıyorsun?.

KELEBCEK

Kelepçe.

BİLEZİK

Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılmış olan ve bileğe süs için takılan halka. Mobilyaların ayak altlarına takılan kare, dikdörtgen, silindir, kesik koni vb. şekilli, pirinç veya nikel kaplı demirden yapılmış, iki ucu delik gereç. İki borunun ucunu birleştirmeye yarayan halkaya benzer parça. Motor pistonlarına, yağlama, soğutma, özellikle sızıntıyı önleme vb. amaçlarla yerleştirilmiş, genel olarak dökme demirden yapılmış, uçları açık ve esnek halka. Kelepçe.

DÜŞEK

Yatak, şilte, minder. Bir kaç yıl dinlendirilmiş, ekime elverişli tarla, çeltik tarlası. Sel sularının düzlediği yer. Sel sularının yollarda yaptığı bataklık. Yatır olduğuna inanılan kimselerin yattığı yer ve taş yığınlarından meydana gelen mezarları. Vurulan bir kimsenin düşüp öldüğü yer. Vurulan bir kimsenin vurulduğu yerde taş yığınlariyle yapılmış, 1-2 metre çapında, 50-60 cm. yüksekliğindeki mezarı. Vurulan av hayvanının ölüp kaldığı yer. Kelepir, fırsat: Düşeğe getirip atı satın aldı. Şehitlik, şehit sini.

GELEP

İp çilesi, kelep. Üstüste düzgünce dizilmiş asma yaprağı demeti.

OKAZYON

Fırsat. Kelepir.

GELEPÇEK

Eğrilmiş ipleri kelep yapmakta kullanılan bir aygıt. Kelepçe.

BUKA

Kelepçe. Hayvanların ayağına takılan köstek. Kaçmaması için hayvanların ayağına takılan zincir, demir köstek. Kilit. Hayvanların ayağına bağlanan, kelepçeye benzeyen bir araç. (Yenikent Aksaray Niğde).

KELEPÇİ

Kelep işiyle uğraşan kimse.

PARTİ

Ortak düşünce ve görüşteki kişilerin oluşturdukları siyasal topluluk, fırka. İnsan topluluğu. Bir bütünün parçası, kısım. Bazı oyunlarda bir kez. Çok ucuza elde edilen şey, kelepir. Armoniyi oluşturan ezgilerden her biri. Bir araya gelinerek tavla, konken, okey vb. oynanan oyunlardan her biri. Tutam. Vurgun, kazanç. Herhangi bir ürünün tek seferde bir yerden başka bir yere gönderilen bölümü. Bir kişi, bir kuruluş veya bir topluluğun, çoğu belli bir şeyi kutlamak amacıyla düzenledikleri eğlence. Bir yere bölümler hâlinde gönderilmekte olan bir malın veya bir bütünün parçası.

ELEMÜT

İplik sarılan çıkrık. Kelep durumundaki iplikleri yumak durumuna getirmek için kullanılan araç. (Beyceli Fatsa Ordu).

PIKA

Kelepçe. Hayvanların ayağına takılan köstek.

CIRT

Kâğıt, kumaş vb. yırtılırken çıkan ses. Nesneleri birbirine bağlamakta kullanılan, çentikli, plastik kelepçe.

PUHA

Hayvanların ayağına vurulan köstek. Kelepçe. Hayvanların ayağına takılan köstek.