Kelimeler arşivi içinde; başında "kelep" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. kelep ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kelep ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kelep olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KELEPÇELETMEK, KELEPÇELENMEK
KELEPÇELETME, KELEPİRCİLİK, KELEPÇELENME, KELEPÇELEMEK, KELEPCELEMEK
KELEPÇELEME, KELEPLENMEK
KELEPÇESİZ, KELEPÇİLİK, KELEPLEMEK
KELEPÇELİ, KELEPLEME, KELEPİRCİ
KELEPSER, KELEPCEK
KELEPÜR, KELEPUR, KELEPİR, KELEPEK, KELEPÇİ, KELEPÇE, KELEPCE
KELEP
KELEP
Büyük iplik çilesi. Bağlam, demet.
KELEPÇELETMEK
Kelepçeleme işini yaptırmak.
KELEPLENMEK
Sancıdan, ağrıdan kıvranmak.
KELEPCELEMEK
İpliği iğden çözmek. Sıçrayarak, atlaya atlaya uzun adımlarla yürümek.
KELEPÇELENME
Kelepçelenmek işi.
KELEPİRCİ
Her şeyi kelepir olarak ele geçirmek isteyen kimse.
KELEPÇELİ
Kelepçesi olan. Kelepçe takılı olarak. Bileklerine kelepçe takılmış olan.
KELEPÇELEMEK
Kelepçe takmak.
KELEPÇESİZ
Kelepçesi olmayan. Kelepçe takılı olmadan.
KELEPÇELENMEK
Kelepçeleme işi yapılmak.
KELEPÇELEME
Kelepçelemek işi.
KELEPLEMEK
İpi çile yapmak. İpliği çile yapmak. Fırlatıp atmak.
KELEPÇELETME
Kelepçeletmek işi.
KELEPLEME
Keleplemek işi.
KELEPİRCİLİK
Kelepircinin yaptığı iş.
KELEPÇİLİK
Kelepçinin yaptığı iş.
Bu bölümde tanımı içerisinde KELEP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KİLEPE
Kelepçe.
KÜLE
Tandırdaki ateşin yanmasını sağlayan hava deliği. Et tahtası. Çok beyaz. Yumuşak. Kısa, cüce. İplik çilesi, kelep. Kısa boylu. Köle. Yığın.
GANDALAH
Kelepçe.
MALAKA
Karşılıksız, parasız ve emeksiz elde edilen. Kelepir. Yağma. Oyun, düzen. Erkeklik organı. Emeksiz, karşılıksız ve parasız elde edilen.
BİKA
Hayvanları ayaklarından bağlamada kullanılan demir kelepçe. (Akbaş Güdül-Ankara).
DOMRUH
Kerestelik kütük, tomruk. Kelepçe. Eski türkçe tomurmak: kelepçe; hapishane.
LOHATA
Parasız elde edilen, kelepir: Ne o lohata mı arıyorsun?.
KELEBCEK
Kelepçe.
BİLEZİK
Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılmış olan ve bileğe süs için takılan halka. Mobilyaların ayak altlarına takılan kare, dikdörtgen, silindir, kesik koni vb. şekilli, pirinç veya nikel kaplı demirden yapılmış, iki ucu delik gereç. İki borunun ucunu birleştirmeye yarayan halkaya benzer parça. Motor pistonlarına, yağlama, soğutma, özellikle sızıntıyı önleme vb. amaçlarla yerleştirilmiş, genel olarak dökme demirden yapılmış, uçları açık ve esnek halka. Kelepçe.
DÜŞEK
Yatak, şilte, minder. Bir kaç yıl dinlendirilmiş, ekime elverişli tarla, çeltik tarlası. Sel sularının düzlediği yer. Sel sularının yollarda yaptığı bataklık. Yatır olduğuna inanılan kimselerin yattığı yer ve taş yığınlarından meydana gelen mezarları. Vurulan bir kimsenin düşüp öldüğü yer. Vurulan bir kimsenin vurulduğu yerde taş yığınlariyle yapılmış, 1-2 metre çapında, 50-60 cm. yüksekliğindeki mezarı. Vurulan av hayvanının ölüp kaldığı yer. Kelepir, fırsat: Düşeğe getirip atı satın aldı. Şehitlik, şehit sini.
GELEP
İp çilesi, kelep. Üstüste düzgünce dizilmiş asma yaprağı demeti.
OKAZYON
Fırsat. Kelepir.
GELEPÇEK
Eğrilmiş ipleri kelep yapmakta kullanılan bir aygıt. Kelepçe.
BUKA
Kelepçe. Hayvanların ayağına takılan köstek. Kaçmaması için hayvanların ayağına takılan zincir, demir köstek. Kilit. Hayvanların ayağına bağlanan, kelepçeye benzeyen bir araç. (Yenikent Aksaray Niğde).
KELEPÇİ
Kelep işiyle uğraşan kimse.
PARTİ
Ortak düşünce ve görüşteki kişilerin oluşturdukları siyasal topluluk, fırka. İnsan topluluğu. Bir bütünün parçası, kısım. Bazı oyunlarda bir kez. Çok ucuza elde edilen şey, kelepir. Armoniyi oluşturan ezgilerden her biri. Bir araya gelinerek tavla, konken, okey vb. oynanan oyunlardan her biri. Tutam. Vurgun, kazanç. Herhangi bir ürünün tek seferde bir yerden başka bir yere gönderilen bölümü. Bir kişi, bir kuruluş veya bir topluluğun, çoğu belli bir şeyi kutlamak amacıyla düzenledikleri eğlence. Bir yere bölümler hâlinde gönderilmekte olan bir malın veya bir bütünün parçası.
ELEMÜT
İplik sarılan çıkrık. Kelep durumundaki iplikleri yumak durumuna getirmek için kullanılan araç. (Beyceli Fatsa Ordu).
PIKA
Kelepçe. Hayvanların ayağına takılan köstek.
CIRT
Kâğıt, kumaş vb. yırtılırken çıkan ses. Nesneleri birbirine bağlamakta kullanılan, çentikli, plastik kelepçe.
PUHA
Hayvanların ayağına vurulan köstek. Kelepçe. Hayvanların ayağına takılan köstek.