KAYDE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kayde" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. kayde ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kayde ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kayde olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

KAYDETTİREBİLMEK

15 harfli kelimeler

KAYDEDİLEBİLMEK, KAYDETTİREBİLME

14 harfli kelimeler

KAYDEDİLEBİLME

13 harfli kelimeler

KAYDEDEBİLMEK

12 harfli kelimeler

KAYDEDEBİLME, KAYDETTİRMEK

11 harfli kelimeler

KAYDEDİLMEK, KAYDETTİRME

10 harfli kelimeler

KAYDEDİLME, KAYDELEMEK

9 harfli kelimeler

KAYDEDİCİ, KAYDETMEK

8 harfli kelimeler

KAYDETME

5 harfli kelimeler

KAYDE

Bazı kelimelerin anlamları

KAYDE

Ahenk, beste.

KAYDETTİREBİLME

Kaydettirebilmek işi.

KAYDEDİCİ

İmleç.

KAYDETMEK

Yazmak, bazı önemli noktaları tespit etmek. Sıcaklık, basınç gibi bir niceliğin değişkenliğini tespit etmek. Sesi veya resmi manyetik bant üzerine geçirmek. Belirtmek, söylemek. Herhangi bir şeyi bir yere mal etmek, bir şeyin tarih, numara veya adını bir deftere geçirmek. Olumlu sonuç almak. Hatırlamak için yazmak, not etmek. Elektronik veya sayısal araçlarda bilgiyi korumaya almak.

KAYDELEMEK

Bir ahenge göre türkü söylemek. Aynı tonda sesle sürekli bağırmak ya da ağlamak. Kendine özen göstermek. Salınarak yürümek.

KAYDEDİLMEK

Kaydetme işi yapılmak, yazılmak.

KAYDETTİREBİLMEK

Kaydettirme imkânı veya olasılığı bulunmak.

KAYDEDEBİLME

Kaydedebilmek işi.

KAYDETTİRME

Kaydettirmek işi.

KAYDEDİLEBİLMEK

Kaydedilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

KAYDETTİRMEK

Kaydetme işini yaptırmak, yazdırmak.

KAYDEDEBİLMEK

Kaydetme imkânı veya olasılığı bulunmak.

KAYDEDİLEBİLME

Kaydedilebilmek işi.

KAYDETME

Kaydetmek işi.

KAYDEDİLME

Kaydedilmek işi.

  -   -   -  

Anlamında KAYDE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KAYDE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

PLEYBEK

Önceden kaydedilmiş bir şarkı çalınırken, seslendirmeye uygun olarak çeşitli mimik ve hareketlerle o anda söylüyormuş gibi yapılması.

STEREOFONİ

Kaydedilen veya radyo ile yayımlanan sesleri, ses kaynaklarının mekândaki dağılımına uygun olarak iletme tekniği, stereo.

MATERYAL

Gereç. Yazılı, sözlü, görüntülü, kaydedilmiş her türlü belge.

DERKENAR

Sayfa kenarına kaydedilen yazı, çıkma.

GRAMOFON

Önceden özel bir madde üzerine kaydedilmiş sesleri, istenildiğinde dinleten alet, sesyazar, fonograf.

İMLEÇ

Fiziksel bir olayı kendiliğinden tespit edip çizen araç, kaydedici. Konumu genellikle klavye veya fare ile denetlenen, ulaşılacak verinin yerini, yazılacak veya düzeltilecek bölümleri gösteren işaretçi.

TEKLİ

Tek yataklı otel odası. Bir sanatçının tek eserinin veya o eserin değişik yorumlarının kaydedildiği kaset, plak vb.

TELESEKRETER

Telefon cihazının içinde yer alan, arayanların mesajlarını kaydeden araç.

SICAKLIKYAYAR

Bir cismin ısı değişikliklerini, yaydığı kızılötesi ışınları kaydeden cihaz, termograf.

PLAK

Sesleri kaydetmek ve kaydedilen sesleri yeniden pikap veya gramofonda dinlemek amacıyla hazırlanan plastik daire biçiminde yaprak. Metal nesne, plaka.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

DİSKET

Bilgisayardaki işlemlerin kaydedildiği manyetik araç.

DERÇ

Alma, toplama. Kaydetme.

KASET

İçinde, görüntü ve seslerin kaydedildiği, gerektiğinde yeniden kullanılmasını sağlayan bir manyetik şeridin bulunduğu küçük kutu.

SİCİL

Resmî belgelerin kaydedildiği kütük. Görevlilerin meslek yaşamlarındaki çalışma durumları. Görevlilerin meslek yaşamlarındaki çalışma durumlarının işlendiği dosya.

SESLENDİRMEK

Sesli duruma getirmek, sesli olmasını sağlamak. Sesi, çekimden sonra film üzerine geçirmek, kaydetmek. Hissedilen bir duyguyu, düşünülen bir fikri dile getirmek, duyurmak. Bir müzik eserini okumak.

MUKAYYİT

Kayıt işlerini yapan kimse. Kaydedici makine.

SESLENDİRME

Seslendirmek işi. Sesin, çekimden sonra film üzerine geçirilmesi, kaydedilmesi, dublaj.

GEÇİRMEK

Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.

SİNEMATOGRAF

Görüntüleri film üzerine kaydetmeye yarayan araç.